Öyle ki…
Aramızdaki bunca sessizlik bile
bir şeye yaramıyor artık.
Bir yanda sen,
bir yanda bunca yaşadıklarımız…
Seni sevmek vazgeçilir şey değildi,
Hadi sar beni
Ara, sokaklarında ara beni.
Hiç bir şey istemiyor canım
senden başka,
ne bir cevap,
Ne de bir beklentim var senden,
Bütün gün doğumlarına mahkumdur,
Sende ki varlığım.
Ne olur
Beni kendinle sınama.
Bir şafak ötesi değil midir gelişin?
Ben sana bir gece daha uyurum,
Sen gittikten sonra
bu şehirde
bütün yüzleri birbirine karıştıran
bir adam oldum...
Her sabah
Ben,
bir şey olmamış gibi,
dönüp duruyorum etrafında,
Oysa içimde bir dünya sustu, dilsiz,
sen yoktun,
Bilemezsin…
Hep benden bahsettik…
Benim kırıldığım yerleri saydık,
senin içindeki beni
hiç sorgulamadık…
Seni özlerken, yoruluyorum bi bilsen,
Dağların yamaçlarında, çam kokusuyla sersem,
Yalınayak koşuyorum, taşlar kanatıyor toprağı,
ayaklarımın altında.
Her adımda bir şehir, her şehirde bir yara.
Gökyüzü, ah, gökyüzü! Mavi bir hasret,
Sessizleştiysem,
kelimelerim tükendiğinden değil;
içimde bir veda büyüdüğündendir.
Bir zamanlar her şeyi anlatan sesim,
şimdi kendi içine çekiliyorsa,
Sevmek,
Öyle Uluorta “Seni seviyorum” diye haykırmak değildi,
Bir sessiz çığlıktı yürekte,
Dokunamamak,
Yetim bir dal gibi titremekti rüzgârında.
Sevmek, yanmaktı ateşinde,
Yüreğimizin bir sürü puslu yüzü vardı,
gülen, ağlayan, haykıran,
ve aynı yerden bakan iki gözümüz,
Hangi yerden anlatsam bizi, bende bilmiyorum,
Nereden başlasam bizi anlatmaya, iki yakası bir araya gelmiyor, birbirimize ettiklerimizin.
Bir dünya yol var birbirimize gelmeye, bu kadar mesafelerin delisi iken …




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!