Beni ikna etmeye çalışma;
hangi kelimeyi nereye koyacağını
benden önce hesapladığını biliyorum...
Cümlelerin kusursuz,
her biri kendi beraatını hazırlamış;
Bazen kendimi
aynı bedende birbirini tanımayan
iki kişi sanıyorum.
Biri yaşamaya başlıyor,
öteki daha ilk cümlenin altına
bir hüküm düşüyor:
Şimdi her yer
sözcüklerin birbirinden
kimlik sakladığı bir susuşa gömülmüş...
artık adını bilmediğim
bir şehrin
İçimde,
kimsenin okumadığı bir nüsha eskidi;
bütün yanlışlarım orada,
henüz yapılmamış gibi duruyordu…
Ben hayatı
Bu mektup,
okunmakla okunmamak arasındaki
o kayıtsız arşive yazıldı;
hiçbir yüzün kendisini
tanıklık makamında bulamadığı
bir aynanın hafızasına.
Sanırım bütün kötülükler,
ben artık hiçbir şeyin hesabını tutmadığımda
kendi kendine imza atacak hayatımın boş sayfalarına...
Ben sustukça çoğalacak hükümler,
Ben sustukça;
Kalabalıkların ortasında durup
yüzündeki tanıdık ifadeyi
içinden söküp alamadığın o an
başlar yalnızlığın…
Herkes sana ulaşır,
Keşke Gitmeseydin,
Keşke biraz daha kalsaydın.
Keşke Bu suskunluklarının
bi anlamı olsaydı,
Keşke sessizliğin,
Bu kadar ağır geçmeseydi,
Her yer
can kırıklarıyla dolu…
İçimde, dokunulmamış yerlerim bile
en küçük temasta
dağılmaya hazır.
Dokunsan ağlayacağım;
İster inan, ister inanma;
memleket değişmek zorunda...
Birilerinin cebinde
insanlık fişleri eksiliyor;
kimse sormuyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!