İnsanlar artık birbirlerini duymuyor değil yalnızca;
duymamayı bir düzene,
anlamamayı bir hakka dönüştürüyorlar...
Herkes kendi sesini
bir başkasının cümlesinde arıyor.
Bir gün dönerim belki,
yüreğimde paslı bir özlemle,
Bir araya gelmez iki yakası boynumun,
bedenim kavuşmaz sokaklarına,
Nefes alamadığım o gökkubbenin altında,
orası nefes aldığın şehrindir bilirim,
Duvarlara boyanmış fotoğrafları
temizlemeyi çok seviyorum…
çünkü
her katmanın altında
başka bir yüzün
Bu gece bir başka vuruyor beni sensizlik,
şimdi karşılaşsak,
içinde başkasını görürüm korkusuyla gözlerine bakamam,
Bu gece bir başka özlüyorum seni ..
Dayanmak için,
Dalgaların vurduğu kıyılarımda,
üç deniz kabuğu gördüm savrulurken...
Üçü de
Varlığımı varlığı mı inkar eden
kapalı deniz kabuklarıydı;
İnce belli camlarda daralır sıvının sabrı,
Bir damla zaman, kendi sessizliğinin kaydını alır.
Ocakta kızarır zamanın bakırdan çekirdeği,
Göğsümün dar hücresinde çözülür günün kaydı.…
Buhar, görünmez bir yazıyla işler sus payını,
İnsanlar konuşur;
her yalanın bir yerinde
karakterlerinden kopmuş
bir parmak izi kalır...
Kimi,
Ey felek,
nice zamandır yükün ağırdır gönlüme;
ama yine de başımı kaldırır,
sana meydan okurum…
Ben senden kaçmadım felek,
Ellerim güzeldi benim…
Bunu, senin yüzüne dokunduğumda,
gözlerini benden kaçırmayı unuttuğunda anlardım...
Parmaklarım yanağında dururdu;
Çok uzak diyarların,
Kuşluk vakitlerinde
Hâlâ umudu vardı
Heykeltraşların
Semâzen sofralarında
Yaptığı yalvarışlarının,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!