Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Godot'yu Beklerken sizce ne demek, Godot'yu Beklerken size neyi çağrıştırıyor?

Godot'yu Beklerken terimi Ultimate tarafından tarihinde eklendi

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Burjuvazi, 18.asırda krala karşı mülkiyeti koruyordu. 19.asırda ise halka karşı mülkiyeti korumaya başladı. Burjuvazinin artık halk iktidarını sınırlamak gibi bir isteği vardır. (Karl Polanyi-Büyük dönüşüm)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Değişim için gerekli araçlardan mahrum bir devlet, kendisini muhafaza edecek araçlardan da mahrum bir devlettir. Dolayısıyla nasıl organizmada bir değişim varsa devlette de bir değişim olmalıdır. Değişim için gerekli araçlara sahip olmayan bir devlet kendisini muhafaza da edemez. Her an bir organizma gibi değişmek zorundadır fakat bu değişim temelde devletin kadim anayasasını muhafaza ederek değişen bir değişim anlayışıdır. (Edmund Burke-Doğal toplumun savunusu)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Kapitalist sistemde sağlık sektörünün tek bir rolü vardır. Bedenen ve ruhen çalışamaz hale gelmiş bir kişiyi bedenen ve ruhen yeniden çalışabilir hale getirmektir.

  • Romantikos Favorites
    Romantikos Favorites

    Bekleme halinde her şeyi anlatanlar kaybetmeye yakındır :
    artık kişisel bir alanda aynı metafizik oyunu daha keskin sınırlarla yürümektedir
    Gizli kalsın; sırlarım olmasın mı? Yatadanım.


    Her şeyi anlatan kaybeder, ben susan taraftayım.

    Kalbim açık, defterim kapalı.

    Bazı doğrular söylenmez; taşınır.

    Herkes bilirse eksilir, ben biraz eksik kalayım.

    Dilim kısa, hafızam uzun.

    Anlatacak çok şeyim var; anlatmamam bundandır.

    Sır saklamak yalan değil, kendine sadakattir.

    Göründüğüm kadarım; bildiğim kadar değil.

    Sessizlik de bir ahlaktır, herkes taşıyamaz.


    Ama aslında anlam kazandıkça metne yakışıyor ve duvar yazısı, sticker haline geliyor:

    Bekliyoruz. Başka plan yok.

    Gelmeyecek ama bekleniyor.

    Bugün gitmeyelim, yarın da bakarız.

    Zaman geçmedi; biz eskidik.

    Buradayız çünkü başka yer yok.

    Bir şey olacak dendi, oturduk.

    Gitsek de aynı yer.

    Beklemekten vaz geçersek başlarız.

    Godot yok, alıştık.

    Durmak da bir eylem.

    Tiyatro çıkışında ise bu sıradan durum bir kimliğe dönüşür

    Ben bekleme halindeyimdir
    Bu bir sır korunma biçimidir
    Sessizliğin bilinç kazanmış halidir
    Zaman geçmez
    Söz verilmiştir

    Eylemsizlik ise askıda olanların tarafında kalmış hissi uyandırır
    İddiasız ama biraz alaycıdır

    durmak ve beklemede kalmak artık bir yerden gelmek ve bir hâlden konuşmak gibidir
    ama dünya bu gibi oyunlar için suni renkler sunmayı sevmez

    Godot evrenine yakışmalıdır

    Örn: Gizli kalsın sırlarım, olmasın mı yatadanım !
    Bu absürt selâm artık bir iç ses mırıldanmasıdır ve bu ironi de Godot'a yakışır ama Godot evreninde Anadolu aksanı olması için Godot yok, alıştık.

    Bu açıdan da bakılabilir.
    Teşekkürler.

  • Romantikos Favorites
    Romantikos Favorites

    Hayatta hiçbir şey zorla olmaz ama zorla güzellik hiç olmaz yani...
    Yoksa susmak sabır değil kendini tutmak olur yani savunmaya dönüşür.
    Savunma refleksleri kaos ortamında otoriterliği eleştirir, sessiz kalanın değil zorlayan tarafın sorumluluğuna işaret eder, kendisi kötü değil de bir şeylere mecbur kalmak istemiyor.
    Henüz duvarlara yazılmadığı dönemlerde bu sözler atasözü gibi saptırılırlar.

    Kısa
    Tok
    Hem dünyevi
    hem de uhrevi ağırlığı var.
    Metafizik yanı adına doğaüstü yaklaşımlara evrensel bir sınır çiziyor.

    Güçlü ve istikrarlı sanıldığında incelemeler varoluşsal değil oysa gerçek olma ve gerçekliğe katılma durumudur.

  • Romantikos Favorites
    Romantikos Favorites

    VLADIMIR : Hiç terk ettim mi seni?
    ESTRAGON : Gitmeme izin verdin.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Cehenneme giden yol bir uçurum değil, yavaş bir eğimdir. (Clive Staples Lewis- Prens Caspian)

  • Namık Ant Benson
    Namık Ant Benson

    Beklentideki amacı elde etmek için Tanrı'yı beklemeyi ifade ediyor.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Her çağın kendi illüzyonları vardır ama onları kaybedenler bazen gerçeğe değil boşluğa uyanır. (Honore de Balzac-Kayıp İllüzyonlar)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Kadınların arkadaşlığı aşka benzer. Benzemez, aşkın ta kendisidir. (Defne Suman-Rüyaya benzer)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Az gelişmiş topluluklarda problemler çözülmek için değil problem üzerinden yaygara çıkarmak yoluyla kaymak yemek için vardır. Az gelişmiş topluluklarda politikacı kazancını bu şekilde elde eder.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Utilitaryanizm: En fazla insanın mutluluğunu göz önüne alacak şekilde eylemektir. Her eylem, kalabalıkların mutluluğunu hedef alacak şekilde gerçekleştirilmelidir. Küçük bir zümrenin mutluluğu, kalabalıkların mutsuzluğuna yol açmamalıdır. Birileri zararlı çıkmamalıdır.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Totaliter rejimler geçmişi bile manipüle eden, geçmişi sürekli değiştirip yeniden yazma eğiliminde olan rejimlerdir. (George Orwell-Aspidistra)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Hakkınız var.

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** İNSAN DÜŞÜNDÜKÇE ÇELİŞİYOR, ÇELİŞTİKÇE DÜŞÜNÜYOR ***
    --Kimisi, bütün melanetleri fıtrat-ı kader bağlıyor?
    --Kimisi, kör cehalete bağlıyor?
    --Kimisi, çağ ve medeniyetlere bağlıyor?
    --Kimisi, amansız ve sonsuz teknolojiye bağlıyor?
    --Kimisi, Din ve mezheplere bağlıyor?
    --Kimisi, Şeytan-i nefislere bağlıyor?
    --Kimisi, görünmez ruhani güçlere bağlıyor?
    --Kimisi, mevsim ve iklimlere bağlıyor?
    --Kimisi, Güneş sistemine bağlıyor?
    --Daha yüzlerce etken sayabiliriz. Ben derim ki, bu mevzu bir yirmi asır daha sürer?
    Mesela, islam medeniyeti tam 22 asırdır İsmail'in koçunu keşfedemediler? Henüz
    dört Halife döneminde iflas ettiler. Emevi politikalarına yenildiler?
    Osmanlı, tam 600 yıl boyunca insan medeniyeti üzerinde bir tane bile tezi yoktur?
    Bir soyadı kanunu çıkaramamıştır? Türk Ulusal milletini temsil edebilecek bir kıyafet
    genelgesi yoktur. Padişahlar Hatunlar gibi boylama giyiyorlardı? Orta çağ kabalakları
    giyinip ve yabani hayvan posteklerini aksesuar olarak kullanıyorlardı?
    --Fransa'nın 1789 Burjuva devrimi Osmanlıyı kökünden sallamıştır. 9 şiddetinde ki deprem
    gibi alabora olmuşlardır? Her türlü çağdaş medeniyetlere kafa tutmuşlardır. Devleti duygusal
    şehvetlerine alet etmişlerdir? Her yerde ve her zaman, inadına ve ısrarla insani kıyımlar
    yapmışlardır? İslam medeniyetinden beslenip, Batı medeniyetine sığınmışlardır????
    **Dediğim gibi, İNSAN düşündükçe çelişiyor ve çeliştikçe düşünüyor....VESSELAM
    ------------OZAN ÇAKIROĞLU---------.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Zor bir soru Vezir Bey lakin aklıma Jean Jack Rousseau'nun bazı fikirleri geldi. ''Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip 'Burası benimdir!' diyen kişi uygar toplumların kurucusu olmuştur. Tabi bu aynı zamanda kavgaların, çekişmelerin, huzursuzlukların başlatıcısı da oldu. Hiyerarşiler, düzenler, işbölümleri, köşe kapmaca, mal yığma savaşı, organizasyonlar vs... hep bundan sonra oldu. Bundan sonra hiç dikiş tutturamadı insan. Utanmazlar da türedi tabi hali ile bu mücadele ortamı içerisinde.

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ** O zaman ilk utanmaz adamı utanmaz yapan
    nedenler nedir?

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Utanmaz adamı utanmaz adam yapanlar çevresindekilerdir. Bu utanmazlar başına geçtikleri kurumlarda her haltı yerler. Çevresindeki diğer utanmazlar bu utanmazın her türlü rezilliğine göz yumarlar. Utanmaz adam utanmaz olduğunu hiçbir şekilde anlayamaz. (Hüseyin Rahmi Gürpınar-Utanmaz Adam)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    İnsan kalabalıkların yanında yer almaya, onların inandığına sorgusuz sualsiz inanmaya meyillidir. Bunun sebebi onay alabilmektir. (Solomon Asch-Otoriteryen kişilik)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Geçmişi öğren, bugünü yaşa ve geleceğe bak! Bugünün hakkını vermeden geçmiş ve gelecekle iyi bağlar kurmak, sağlam bağlantılar oluşturmak mümkün değildir. Bugünün hakkını verin, bugünü iyi planlayın. 

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Adamın biri patikada yürümekte olan Mevlana’ya ‘’Şems’i gördüm Halep’te!’’ demiş. Mevlana önce bir çığlık atar. Ardından kaftanını çıkarıp adama verir sevincinden. Yanındaki dayanamayıp az sonra; ‘’Efendim. Bu adam yalan söylüyor. Kimseyi gördüğü yok. Sizden bir şeyler koparma derdindeydi.’’ der. Mevlana tebessüm ederek; ‘’Ben biliyorum onun yalan söylediğini. Zaten onun yalanına verdim kaftanı. Doğru söylese canımı verirdim.’’ diye karşılık verir. 

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    İskandinav mutsuzluğu sessizlikte büyür. Akdeniz mutsuzluğu ise gürültünün içinde kaybolur sanki! (Panait İstrati-Akdeniz)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Bir gün varlıklı birisi arkadaşına x tatil köyünde ne kadar balık avladığını, nasıl pişirdiğini, nasıl eğlendiğini falan anlatır. Arkadaşı da ‘’Madem orada bu kadar eğleniyorsan, bu kadar mutluysan neden oraya yerleşmiyorsun?’’ diye sorar. Adam da soruya: ‘’Ama balıklar beni alkışlamıyor ki!’’ diye cevap vermiş.
    (Başarı, ilgi ve haz odaklı yaşamın sonu)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Bazı Abbasi halifeleri kitap tercüme edenlere tercüme ettikleri kitap ağırlığınca altın verirlermiş. O dönem Ortadoğu’nun altın çağıydı. Şimdi ise maalesef virane bir yer Ortadoğu. Benzer bir hassasiyete sahip olsalar eminim yeniden güzel, zengin, renkli bir hayat yeşeriverir o topraklarda.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    1850 yılında İskoçya’da bir işçi çalıştığı fabrikadaki saatlerin sabahları ileri, akşamları ise geri alındığını yazmıştır bir mektubunda. İngiltere’deki bir işçi, mesai esnasında ustabaşına saati sormuştu. Ustabaşı da cevap vermiş, saatin kaç olduğunu kibarca söyleyivermişti. O an ustabaşının elindeki saat, iki müdür tarafından zorla elinden alınıvermişti. Bazı fabrikalarda ise sadece patronda saat olurdu. İşçilerin saat taşıması kesinlikle yasak olurdu. Saat taşıyanlar ağır şekilde cezalandırılırdı. Bazılarının maaşından kesilir, bazıları ise fazla mesaiye zorlanırdı. (Charles Dickens-Hayalet öyküleri)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Kalabalıkların düşünme süreçlerini aktive edebilmek, ayağa kalkmalarını sağlamak için bazen onların menfi duygularını tetiklemek gerekebiliyor. Bunu yapmak da entelektüel kesime düşer. Entelektüelin olmadığı, kendine entelektüel diyenlerin fildişi kulelerine çekildiği topraklarda aydınlanma mümkün değildir.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Her labirentin bir çıkışı vardır. Antik Yunan mitolojisinde Ariadne’nin ipi labirentten kurtulmasını sağlamıştır. Bugün de Minotaur ile yüzleşip kendi yolumuzu bulabilmek için bir rehbere ya da ipucuna ihtiyaç vardır. Bu bazen bir insan olur, bazen bir şarkı, bazen bir şiir, bazen bir kitap, bazen de sorudur. 

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Umut her şeyin yolunda gideceğine dair bir inanç değil, yaptığımız eylemin anlamlı olduğuna dair bir inançtır. Sonuç ne olursa olsun!

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Kafka’dan öğrendim ki kurtuluş diye bir şey var ama bizim için değil. Yani kurtulmakla artık ilgilenmediğimiz an ancak kurtuluşa ereriz. Hani bazen olur ya ne pahasına olursa olsun bir yere gitmek isteriz. Sonra yürürken, yaşarken o yer aklımızdan uçup gider. Biri bize vardığımızı haber verince de omzumuzu silkeriz sanki mesele ile tamamen alakasızmışız gibi. (Giorgio Agamben- Gördüklerim, duyduklarım, öğrendiklerim) 

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Ezilenleri mahveden, onları yabancılaştıran, ezenlerin bakış açısını içselleştirme çabalarıdır. (Frantz Fanon-Yeryüzünün lanetlileri)