Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Godot'yu Beklerken sizce ne demek, Godot'yu Beklerken size neyi çağrıştırıyor?

Godot'yu Beklerken terimi Ultimate tarafından tarihinde eklendi

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Her gün aynı elbise ile dışarı çıkmaktan utanan insanlar neden her gün aynı düşüncelerle sokağa çıkmaktan utanmazla ki? (Fahrian Berotti)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Toplumsal ve ahlaki sınırlar ne kadar da kırılgandır. İnsanların koyduğu o yasaklar ve kurallar tebeşir tozu kadar uçucudur. Bir rüzgar esince ne kural kalır ne ahlak ne de etik! (Emile Durkheim)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Harekete geçmeyi engelleyen irade eksikliğinden ziyade tetikleyici fazlalığıdır. İyi bir yaşam için davranış değişikliği şarttır. Davranış değişikliği için de birtakım basit önlemler gerekir. Günümüzde bu önlemlerin ilki sosyal medya bildirimlerini tümden kapatmaktır. (Marshall Goldsmith-Değişim Çarkı)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    İnsan irade eksikliğinden değil tetikleyici fazlalılığından kaybeder çoğu zaman. Davranış değiştirmek için günümüzde birinci kural sosyal medya bildirimlerini tümden kapatmaktır. (Marshall Goldsmith-Değişim Çarkı)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Kant soruyor: ''Aklın görevi sınır çizmek midir yoksa sınırları ihlal eden iddiaları ciddiye alıp incelemek midir? Yani düşünür aslında metafizik varlıkların var olup olmadığından ziyade insanın geçmişte neden bu tür şeylere inanma eğiliminde olduklarını merak etmektedir. İnsanın rüya, halüsinasyon, serap, kehanet gibi durumlara hakiki imişçesine meyletmesinin nedenini sorgular. Belli ki pek çoklarını bu noktalara iten, algılanamayan ya da var olmayan ile temas kurmaya götüren belirsizlik, çaresizlik, korku ve umuttur.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Modern insanın aktif olmak ya da mücadele etmek dediği şey, kaygıyı örtbas etme çabasından başka birşey değildir. (Heinz Kohut-Kendiliğin çözümlenmesi)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Aptal insan bedeniyle, bedeni ancak ağrı sinyali verince bağlantı kurmaya çalışır. (Rollo May-Yaratma cesareti)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Totaliter rejimler topluma sürekli nefret edilecek hedefler sunar aksi takdirde özgürlükleri ellerinden alınmış kalabalıklar bastırılmış öfkelerini devlete yöneltirler. Böyle topluluklar yıkıcı duyguları yapıcı enerjiye dönüştürecek mekanizmalardan yoksundur. (Theodor Adorno-Otoriteryen kişilik üzerine niteliksel ideoloji incelemeleri)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Bilgi arttıkça ve biz bu bilgiyi paylaştıkça daha eğitimli olduk. Daha kavrayış sahibi değil. (Bruce Hood-Evcilleşmiş beyin)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Orwell’in 1984 romanında hakikat bakanlığı vardır. Yani erki elinde bulunduranlar halkın güveneceği ve inanacağı bilgileri sürekli, tekrar tekrar yeniden üretir durur. Amaç muhalif düşünceyi imkansız hale getirmektir.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Zenginler ve güçlüler basit ve gösterişsiz bir yaşam sürmeyi neredeyse ölümden beter görürler. Bunun temel nedeni sempati mekanizması ile alakalıdır. İnsanlar kederlerimizden ve acılarımızdan çok sevinç ve mutluluğumuza sempati duyma eğilimindedir. Yani insan başkalarının kendine hayran olmasını, gıpta etmesini ister. Zenginliği ve gücü sergileme isteği acıları ve fakirliği sergileme, merhamet dilenme isteğinden çok daha yoğundur. Yani zenginlikle dikkat çekerek hayran kazanma isteğimiz, fakirlikle dikkat çekerek merhamet dilenme isteğimizden daha üstündür. Fakirlik utançla saklanır. Tüm dünyanın didinmesinin, çalışmasının arkasındaki temel itici güç budur. Eğer kimsenin sempati duymayacağını bilseydi insan, o zaman zenginlik, mal, mülk, şöhret, konfor kimsenin umurunda olmazdı. (Adam Smith-Ahlaki duygular kuramı)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Hayatın absürtlüğü ile baş etmenin tek yolu gevşemektir. (Samuel Beckett-Godot’yu beklerken)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Bizi üzen insanlara müteşekkir olmalıyız. Onlara minnet duymalıyız. Çünkü onlar kalbimizi paramparça edip, toprağımızı eşeleyip yeni tohumların filizlenmesini mümkün kılarlar. (Marcel Proust-Kederin geçici yararları)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Entüisyonistler(Sezgiciler) subjektiviteye çok açıktır yani onlar ahlakın sezgisel olarak bilinebileceğini varsaymışlardır. Bu, Mill ve Bentham’ın yani utilitaryanistlerin hiç istemediği bir durumdur. Mill ve Bentham ahlak alanında nesnelliği yakalamaya çalışmışlardır. Bu ikiliye göre insan eylemleri gözlendiğinde karşımıza tek bir saik çıkmaktadır. Bu da hazdır. O halde hazzın merkeze yerleşmesi gerektiğini savunmuşlardır. İnsan başta olmak üzere duygulu varlıkların tamamı hazza yönelip acıdan kaçar. Ahlaki fail haz konusunda kendine özel bir önem atfetmemelidir. Kişi herkesi kendisi ile eşit kabul etmelidir ve ne kadar çok insan hazdan yararlanırsa toplum için o kadar iyi olur.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Her bilgi, algı ile başlar ama algıdan akla geçişte hatalar olur. İşte tam burada düşüncelerimizin doğruluğunu ölçmek için zihinsel bir cetvele ihtiyacımız olduğunu fark ederiz. Bu cetvelin ilk bölümü önermelerdir. Bir önerme şeylerin nasıl olduğunu iddia eder. ‘’Bu masa kahverengidir.’’ gibi. Ama tabi ki bu iddialardan daha fazlasına ihtiyacımız vardır.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Felsefenin ödevi varlığın özünü kavramaktır. Felsefede kavramak dışarıdan geleni, duyumların getirdiğini kavramak değildir. Kavramak, kavramın kendi içindeki etkinliğidir. Kendi başına işlemesidir. (Hegel-Tinin fenomenolojisi)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Siyaset bilmek başka, siyaset yapmak başkadır. Bu ikisi zihnin iki ayrı kısmına dayanır. Teori yapmak için noesis, siyaset yapmak için phronesis lazımdır. Bazı şeyler hemen, bazı şeylerse zamanla öğrenilir.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Hegemonya bir sınıfın kendi dünya görüşünü, kendi değerlerini, kendi normlarını toplumun geneline kabul ettirmeyi başarmasıdır. Doğal olmayanı doğal, masal olanı gerçek, ebedi olmayanı ebedi, evrensel olmayanı da evrensel kabul ettirmektir. Hegemonya tesis etme sürecinin en önemli araçları medya, aile ve eğitim kurumlarıdır. Siyasi aktörler, bu aygıtlar vasıtasıyla toplumsal bilinci hamur gibi yoğurarak yeniden ve yeniden üretirler.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Bazen gayret yıkıcı şekle bürünür. İşte insan anlamalıdır o an o işin kendisine uygun olmadığını. Anlamalıdır yıkıcılığa rağmen devam etmenin anlamsızlığını.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Birbirini örseleyen ruhlar görüyorum. Talihsiz bir tanıklığın içinde eziliyor vicdanım. Ne yapsak, ne söylesek kandıramayız kendimizi. Tüm haykırışlarımız kendi içimize mi kapanacak? Hep böyle kendimizi tekrar mı edeceğiz? Sahi kim çizdi bizi buraya? Kimin şakasıyız? Kimin kime anlattığı bir masalız biz? Modern insanlar görüyorum. Modern yükselişte tırmandığımız bütün merdivenler üzerimize katlanıyor birer birer. Duvarlar içinde sıkışıyor, boğuluyoruz. Kurtarın bizi çığlığı atamayacak kadar kısık sesimiz! Modern insanlarız biz. Sessizliğimiz kadar yokuz. Postmodern sayıklamalar, ve postişli kaçışlarla avunuyoruz. Romantizm perisini akıl sevdasıyla kaçıralı epey oluyor. (Ursula Le Guin-Mülksüzler)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Cumhuriyet salt monark yokluğu değil, kamusal alanın yurttaşlarca paylaşılması, denetim mekanizmasının kurulması, yargı ve hukuk güvencesinin sağlanması şeklinde anlam kazanmıştır.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Cumhuriyet denince akla öncelikle; ''Hep birlikte başarılmış bir iş, ortak bir ruh.'' gelmelidir. Zihinlerin bunu bir an önce özümsemesi gereklidir. İdeal yaşam aktif bir vatandaşlık deneyimi ile olur. Vatandaş cumhuriyette idarenin içinde yer alır. Kurumlara katılmak, kurumların denetlenmesini sağlamak, kurumların işleyişini kontrol etmek önemlidir. Böylece belli bir zümrenin egemenliğine meydan verilmez.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Felsefe gerçek bilgiye ulaşmak için çok inatçı bir çabadan doğar. Günlük hayatta bilgi olarak kabul edilen şeyin üç kusuru vardır. Kendinden emindir, belirsizdir ve kendisiyle çelişir. Felsefeye doğru giden yolda ilk adım, bu kusurların farkına varmaktır. Amaç tembel bir kuşkuculukla huzur içinde oturmak değil, deneme türünden, kesin ve kendi içinde tutarlı olan düzeltilmiş bir tür bilgiyi getirmektir. (Bertrand Russell-Felsefe sorunları)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Sanat ne tam olarak akla ne de tam olarak duygulara dayanır. Bu yüzden Kant imgelem (hayal gücü) diye yeni bir kavram geliştirir. İmgelem akılla duygu arasında köprüdür. İmgelem ikisinden de faydalanır. Sanat eseri fikirle duygunun sentezi olmalıdır. Sanat bir fikrin duygular yoluyla açığa vurulmasıdır. Sanatta duygu düşünce dengesi sağlanmalıdır.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Eğer bir toplumda para kazanmak herşeyin ölçütü haline gelmişse bazı insanlar hayatta kalabilmek için bazı değerlerinden tavizler verirler. Bazıları ise tüm değerlerini hiçe sayar hale gelir. (Theodor Adorno-Minima moralia)

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Dilek ile isteğin farkı, dileğin sadece temenniden ibaret olmasıdır. Bir şeyin olmasını dilersiniz. Bunun ötesine insan geçemez. İnisiyatifi yoktur insanın dilerken. Dilek harekete geçirici değildir. İstekte ise irade devrededir. Dileyen tek hayvan insandır çünkü kendisini harekete geçirmeyecek bir temennide bulunabilir.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    İnsan herşeyin ölçüsüdür. Var olan şeylerin var olduklarının ve var olmayan şeylerin var olmadıklarının ölçüsüdür. Rüzgar, üşüyen için soğuk eser. Üşümeyen için soğuk esmez. İkisi de haklıdır. (Platon-Protagoras)

  • Ponçik Kabadayı
    Ponçik Kabadayı

    BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANDIM

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Az gelişmiş topluluklarda gruplar ya da kişiler arası ilişkiler sevgi ya da nefretle kurulur. Çizgiler bu tür duygusallıklarla şekillenir. Sanatla, felsefeyle, bilimin incelikleri ile yani yüksek yetilerle ilişki tesis etmek böyle yerlerde hayalden ibarettir.

  • Engin Yılmaz
    Engin Yılmaz

    Canlı ya da cansız bir nesne ile karşılaştığınızda ve de onunla bağ kurduğunuzda onun sadece eylemi çağrıştıran yönünü görürsünüz. O nesnenin derinliği ile bağ kuramazsınız. şişe gören insan su ya da şarap içmeyi getirir aklına. Ağlayan birini görense onu sakinleştirmeyi düşünür. Tıpkı ot gören bir koyunun sadece o otu yemeyi düşünmesi gibi. Hayatı belirsiz, zor ve karmaşık kılan tam da budur. (Gilles Deleuze-Anlamın mantığı)