İnce belli camlarda daralır sıvının sabrı,
Bir damla zaman, kendi sessizliğinin kaydını alır.
Ocakta kızarır zamanın bakırdan çekirdeği,
Göğsümün dar hücresinde çözülür günün kaydı.…
Buhar, görünmez bir yazıyla işler sus payını,
Bir yudum tartar hüznün dilde kalan tortusunu.
Gecikmiş saatlerin pası çözülür camın içinde,
Zaman, kendi hesabından düşer birkaç dakikayı.…
Burada zaman, rakamlarından istifa etmiş bir hesap,
Dakikalar, camın içinde birbirine değmeden bekler.
Ne geçmişin hükmü kalır ne geleceğin tutanağı,
Yalnızca damakta açılan o adsız aralık genişler…
Ne bir sözcük gereksin ne de anlamın onayı,
Yakut, ince bir çizgiyle imzalar fincanın yüzünü.
Bakırın sabrı işler demin kimyasal hafızasına,
İçimdeki itiraz susar; bırakır kendi hükmünü…
Bakırın sabrı, metalin hafızasına kazınmış bir usul,
Dem, yaprakların çözülürken bıraktığı son imza.
İnsan, bir fincanın içinde kendinden eksilir usul usul,
Ve dünya,
bir anlığına, kendini açıklama borcundan kurtulur…
Ali Taşkale
İZMİR 19.10.2026
Kayıt Tarihi : 21.10.2026 15:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!