Bir insanın sesi nasıl kalır ki insanın içinde?
Sen gittin, sesin kaldı.
Bir şarkı çalıyor, seni duyuyorum;
biri gülüyor, sen geliyorsun aklıma.
Meğer özlemek, birini beklemek değilmiş,
yokluğunda bile onu her yerde bulmakmış.
Kimseler bilmiyor sevgilim,
ben geceyi neden bu kadar seviyorum.
Oysa ne ay benim, ne yıldızlar,
ne de gökyüzü yalnız bana ait.
Ama senin gözlerin var ya,
hani insan bakınca
Bana en çok seni sordular,
ben en çok kendimi susturdum.
Çünkü bazı ayrılıklar anlatılmaz;
insan konuşursa,
canı ikinci kez yanar.
Seni sevmek,
bir yağmuru avuçlarında taşımaya benziyordu.
Ne kadar sıksam ellerimi,
o kadar çoğalıyordun içimde.
Bana kalırsa
Seni düşünmek güzel şeydi bir zaman, bir ekmek gibi sıcak, bir memleket sabalı gibi umutlu.
Şimdi ise adını içimden geçirirken bile
uzun bir sürgüne çıkıyor kalbim.
Aramızda yollar yok yalnızca, susmalar var.
İnsanın sevdiğine kavuşamaması
demir kapılar kadar ağır geliyor bazen.
Sen nasıl bir şeysin böyle?
Adını anmasam da
içimde bir yer seni söylüyor.
Unuttum desem
hafızam bana inanmıyor.
Bazı insanlar konuşarak büyür hayatım, bazılarıysa susarak...
Ben suskunluğun koynunda öğrendim hayatı.
Birinin gözlerine inanıp
bir ömrü yanılmakla geçirince insan artık kimseye kızamıyor.
Çünkü güvenerek aldanmayı öğrenen biri, ihaneti bile sessiz karşılıyor sonra.
Sana dair ne varsa
bir kutuya koyup kaldırmadım.
Bazı şeyleri saklamak
unutmak değildir çünkü;
insan bazen hatıralarına dokunmadan da
İnsan, en çok düştüğü yerden öğrenir yürümeyi;
ama her düşüşte biraz daha eksilir içindeki çocuk.
Hayat dediğin, ne kazandıklarınla ölçülür
ne de ardında bıraktığın alkışlarla...
Bir gün anlarsın ki,
herkese yetişmeye çalışırken kendine geç kalmışsın.
Çocukluğumun derin sığınağı yüreğimin içinde,
yorulursam oraya sığınırım.
Kimsenin bilmediği patikaları vardır,
ben her birini ezbere tanırım.
Bir yanı annemin sesi,
bir yanı eski bir bayram sabahı…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!