Çocukluğumdan kalma bir dağ var içimde,
yorulunca orya sığınırım.
Kimseler bilmez yolunu.
Ne bir ses ulaşır, nede bir el dokunur taşına.
Ben dertlerimi anlatmadım hiç.
Konuşursam eksilicek sandım, sustum sustumda
Bir gün gelir de
beni merak edersen,
kapımı çalma.
Çünkü bazı insanlar
gidince değil,
Sana denk geldiğim gün hayatın
bana geç kalmış bir özür borcu vardı sanki.
Öyle baktın ki yüzüme, insan bir ömrü bir çift gözde bırakır mı dedim kendi kendime.
Sonra seni sevdim... Ama öyle herkes gibi değil.
Bir sigaranın dumanına adını karıştıracak
kadar,gece uyurken telefona son kez bakacak kadar, "belki yazmıştır" diye umutlanacak kadar sevdim.
Senin saçların vardı bir zaman
Ben geceyi onlarla bölüyordum..
Bir sigara yakıyordum mesela, varısı duman oluyordu yarısı sen.
Bir insanı severken dünyanın bütün
sokakları neden akşam olur, onu da senden öğrendim..
Ve neden bazı kadınlar gülüşüyle bir
Nasip dedim…
Oysa içimde sana çıkmayan yolların
her gece ayaklarımı kanattığını
bir Allah bildi, bir de ben.
Herkese yetiştin sevgilim,
herkesin yarasına elin değdi.
Seni sevmek,
Biraz yangın taşımaktı göğsümde,
Biraz dua etmek adını anmadan,
Biraz da herkes giderken
Sen kalacakmışsın gibi yaşamaktı.
Ben en çok da sana âşıkken öğrendim,
Bir gün güneş doğuyor içime,
ertesi gün yine karanlığa uyanıyorum.
Sanki hayat, aynı yarayı
başka sabahlarda kanatıyor.
Ben her defasında iyileştim sanıyorum,
meğer yalnızca acımaya alışıyormuşum.
Seni sevmek,
bir memleketi sevmek gibiydi.
Haritasını ezbere bildiğin,
ama sınırlarına bir türlü varamadığın
koca bir ülke gibi…
Ben seni öyle süslü sözlerle sevmedim,
bir lokma ekmeği bölüşür gibi sevdim.
Dünyanın bütün yorgunluğu çökmüşken omuzlarıma,
senin sesini duydum,
yeniden yaşamaya heves ettim.
İsterdim ki bir sabah uyanalım,
Ben sana öyle bir yer ayırdım ki içimde,
ne zaman yorulsam oraya geliyorum.
Bir fincan çay, yarım kalmış bir sohbet,
sen gülüyorsun…
ben dünyanın bütün yükünü unutuyorum.
Bilmezsin, insan bazen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!