Anne
Bu sana bu sana ilk ve son mektubumdur
Bu satırları okursan bil ki
Her kelimem bir kırık kalp,
Her nefesim sensizliğin sızısıdır.
Annemin elleri hep yara iziydi,
parmak uçlarında kırık bir kaderin haritası.
Küçükken utanırdım o ellerden,
okul kapısında başımı eğerdim,
arkadaşlarım görmesin diye
ellerimi cebime saklardım,
Bir insanı sevmek ona kavuşmak değildi
Arasın içinde büyüyen tuvale sığmayan bir çığlıktı VERA
Bir tabloya bıraktı ömrünün kimsenin göremediği yerini
O gittiğinde geriye hiç yaşanmamış gibi duran bir hayat kaldı
Aras her gece aynı tuvalin karşısında yeniden kaybetti onu
Bir fırça darbesinde yüzünü, bir gölgede sesini aradı
Dağların ardında açardı Avelya;
öyle uzak bir yamacın taşına tutunmuştu ki;
oraya varmak için insanın önce kendinden yorulması gerekirdi.
Sabahları güneş, dağın arkasından ağır ağır doğar,
geceden kalan soğuğu yapraklarının üzerinden alıp götürürdü.
Kimse bilmezdi yerini.
AYAK SESLERİMİ DUYUYORMUSUN BABA
ayak seslerimi duyuyor musun baba, bu en acılı yürüyüşüm benim,
her adımımda içimden bir parça kopuyor da yine sana yetişemiyorum,
tabutunun en hüzünlü yanındayım baba… toprağın bile susarak dinlediği bu vedada,
rüzgâr bile eğmiş başını, sanki o bile senden özür diliyor gibi,
Kederlerimi sonbahar yapraklarına yazsam,
Geçer mi hasretin güzelim,
Taş bassam kanayan bağrıma,
Alsam tüm yaralarını, kanasam hayat suyunda
Dolar mı gözlerim, ıslanır mı sevda yolunda
Hazan bir türküdür gözlerin,
Ben Anadolu'yum;
1071 yılı sabahı toprakla filizlendim,
Önce başak tanesiydim
Bir asır verimli topraklarda harmanlanarak buğday oldum
Ekmeğini paylaşmak için bir dost arayan,
Yağmurun ardından kokan toprağı damarlarında hisseden,
Ben bir kiraz kuşuyum kanatlarımda unutulmuş baharların titrek kokusu,
Dalların arasına sıkışmış çocukluğum, kırık bir rüya gibi savrulur durur,
Adını her uçuşumda göğe yazdım ama rüzgâr bile senden yana değildi,
Bir sen eksiktin bu masalda, bir sen dokunmadın yaralarıma,
Ve ben her gece biraz daha sensizliğe kanat çırptım,
Düştüğüm her yerde adını fısıldayan bir yalnızlık bıraktım ardımda...
Ben bir kiraz kuşuyum;
kimsenin görmediği yıkıntıların üzerinden geçerim sabahları.
Bir evin çatısında yarım kalmış bir çocuk sesi,
bir hastane koridorunda sabaha kadar bekleyen eller,
cebinde eski bir fotoğrafı buruşturup yeniden düzelten bir adam,
pencerenin önünde yıllardır aynı yolu seyreden bir kadın…
Nerde kalmıştım kiraz kuşum.
Bir gün insanın içinden
hiç kimseye anlatmadan çekip gitmek geliyor;
ardında bir açıklama bırakmadan,
kimseye yetişmeden,
kimsenin seni durdurmasını beklemeden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!