Kederlenme gönül, her çiçek bir tohum açar
Unutulmaz dediğin acılar, gün gelir hesap sorar
Düşmüşüm bir sevdanın peşine, başka yar bilmem
Acılarım sonbahardır, yapraklar düşse üzerime,
Gizlenemem
Ümitlerim köprü, sen yolcu, ben hancı
Akşam ağır ağır iniyordu şehrin omuzlarına
Bir pencerenin önünde oturmuştu genç bir kadın
Avuçlarında yarına sakladığı küçücük düşler vardı
Belki dikeceği bir elbise,
Belki okuyacağı bir kitap,
Belki de, henüz doğmamış çocuklarına vereceği isimler
Sevdamıdır gözlerin ey yâr;
Bakışınla kopup gidiyorum yedi renkli iklimlerin vurduğu kıyılara,
Yedi renkli iklimlerin vurduğu sahillerden geçer hayâlim, serâb olur ufuklarda.
Bir bâd-ı seher alır beni, ismini bilmediğim menzillere sürükler günlerce,
Kalbimde eski bir hançerin sızısı gibi büyür hasretin geceden geceye
Sen bakarsın, ben bin senelik bir masalın içinde kaybolurum habersizce.
Bir dünya iyilik olsa kalbin,
Neye yarar sevgi olmadıkça
Arar durursun yüreğini,
Yüreğimin sana bakan yamaçlarında
Helezonların kıvrımlarında solmuş benzin
Çığlığın düşer bedenime, ne haldesin, neredesin?
Dertli dertli dolanma başımda bülbülüm
Niyedir avaz avaz ötüşün, bilmez misin sevgiler el oldu,
Yalanlar doldu aşklara hayaller soldu
Bir masalın başı ve sonu aynı şimdilerde
Katilin günlüğünü tuttuğu belirsiz sevgilerde
Seversin terk eder, bekleme artık ondan medet
Sevgi neydi, bir uçurumun dibinde elinden tutan bir nergiz mi,
Yoksa geceyi ikiye bölen yalnızlığımın titreyen nefesi mi…
Ben sana yürürken içimde kopan fırtınalar mıydı sevgi,
Yolun sonunda kalbimi bırakıp da geri dönemeyişim miydi söyle,
Bir ömrü, bir kelimeye sığdıramayan acizliğim miydi,
Yoksa sen gidişinin eşiğine çöken o sessiz ağıt mıydın?
Bir sabah, adını kimsenin bilmediği bir kasabada başladı hikâye,
yolların suskunluğu çatlak kaldırımlardan içeri sızıyordu usulca,
bir adam yürüyordu, cebinde kırık bir saat ve susturulmuş bir çocuklukla,
zamanı tutmaya çalışmış, parmaklarının arasından kayıp giden her anı saklamıştı.
Gökyüzü o gün gri değildi, daha ağırdı, daha yorgun bir renge bürünmüştü,
Bir sızı var içimde konuştukça yüreğimin pervazında kanayan bir gökyüzü sanki
Suskunluğumun içine düşüyor kelimeler, her biri biraz daha ağır
Adını anmadığım acılar birikiyor geceye, gözlerimden önce
Ve ben kendimi, kendimden saklamayı yeni öğreniyorum.
Duvarlara yaslanmış anılarım var, hepsi yüzüme bakmadan konuşur
Sızlayan yanımdan vurdular cellat,
Aşkın ateşini söndürmek ister gibi, gecenin ortasında ansızın…
Ben susarken kalbim bağıra bağıra öldü içimde,
Bir hayalin çöküşünü taşır gibi omuzlarım
Senin adınla titreyen her nefesimde bir yara kabuk bağlamadan yeniden açıldı.
Hayat serüveninde beraber çıktık yola
Ben sana gülüm derdim, sen çiçeğinde filizler açardın
Sen bana balım derdin,
Yüreğimin her bir köşesi peteklenirdi sevgiden
Bu son mektubum olsun sana
Eğer ki düşlerinden çıkmışsam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!