Senin serçe yüreğin ürkmesin diye
kelimelerimi incelttim, sesimi kıstım,
sevgimi avuçlarımda sakladım.
“Seni seviyorum” derken bile
içimde fırtınalar kopuyordu oysa,
ben sana rüzgârı değil,
Dağların başında duman mı oldun,
Karlı dağlarıma boran mı oldun,
Gözümden süzülen yaşa karışıp,
İçimde dinmeyen figan mı oldun.
Gurbetin yolunda yârim mi oldun,
Şu dağlar sislidir, önü görünmez;
Yürürsün yine de, çünkü umut yol bilir.
Kayalar susar bazen, geçit vermez sanılır;
Ama sabır, en sert taşı bile yavaşça aşındırır.
Dalgın olsam geçerdi belki,
ama ben dağılmışım…
Bir düşüncenin kıyısında
parça parça kalmışım.
Toplasam kendimi
Darağacına emanet edildi ömrüm,
Boynum kıldan ince,
Balta çokça keskin,
Sessizliğim şahidim oldu.
Asrın mahkûmları gibi,
Sürgün düştüm ömrüme.
Davacıyım hakim bey,
beni yok sayan gözlerine davacıyım.
Davacıyım hakim bey,
sesimi duymayan o derin suskunluğa…
İçimde büyüyen bir çığlık var,
Sorarsın dayı, bu hasreti niçin çekersin,
Sinemde kopan fırtınayı nereden bileceksin?
Yüzüm güler diye gönlümü hoş mu sanırsın,
Omzuma çöken şu dağı nereden bileceksin?
Ben susarım, sen beni dertsiz mi bilirsin,
Bir yâr uğruna yandığımı nereden bileceksin?
Dediler ki;
Nasıl hissedersin uzaktaki birini
Dedim sesi kulağıma, sözü ruhuma
değmese de hayali
kalbime değdi ben onu
Gönülden sevdim.
Değer vermek,
kalbin görünmeyen secdesidir;
sen bilmezsin belki ama
ben her iç çekişimde sana eğildim…
Adını anmadım çoğu zaman,
çünkü bazı isimler
Babanın sözü eskisi gibi ağır gelmedi,
Ananın duası gönüllere değmedi.
Evlat büyüdü, edep geride kaldı,
İnsanın hâli değişti.
Mahallenin kapısı eskisi gibi çalınmaz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!