Bir vakit üstümde görüp de gülmüştün,
“Bu renk sana pek yaraşmış” demiştin.
Sen belki çoktan unuttun o sözü,
Ben o günden beri eskitemedim gömleği;
Bir vakit üşümüştün, kazağımı vermiştim,
“Sen de üşürsün” deyip geri çevirmiştin.
Bilmezsin yâr, o küçücük sözünü
Ben yıllarca içimde bir ömür bellemiştim.
Sen çoktan unuttun belki o günü,
Ben o günden hiç çıkamadım.
Bir eskici misali sokaklar şimdi
Adını bas bas bağırıyor içimde…
Her adımımda yankın var,
Her köşe başında senden bir iz.
Kapının önünden geçiyorum usulca,
Belki bir an perde kıpırdar diye,
Ey seher yüzlüm, ey gönül yârim,
Bir sana çıkar içimde yollarım.
Ey ömrümün baharı, ey nazlı canım,
Seni bana sevdiren kadere şükür olsun…
Ey mahmur bakışlım, ey ince sızım,
Baharı suçlama artık,
Kışa da sitem etme.
Tohumu toprağa eken sendin,
Yağmuru çağıran da.
Belki bir gün, sessiz bir akşamda
İçini yakan bir anıyla
"Eyvah!" dersin, geç kalmış pişmanlıkla
O zaman anlarsın, neydi bende kalan.
Ey yâr, sen de beni özle biraz,
Ey yâr, bendeki özlem seni getirmiyor artık.
Ey yâr, geceler adını bırakıyor koynuma,
Ey yâr, ben her sabah sana eksik uyanıyorum,
Farkında mısın?
Hayat usul usul akıp gidiyor ellerimizden.
Mevsimler değişiyor,
Takvimler yoruluyor,
Farz et ki eski bir demir kapının paslı sürgüsüyüm sevgilim;
Yıllar beni eskitmiş olabilir ama bil,
En çok senin gelişine açıldım,
En çok gidişine kilitlendim.
Bu memlekette herkes bir taraf seçti de,
Ben bütün ömrümce yalnız senin yokluğuna muhalefet ettim.
Farz et ki ben bir yolum,
Sen de o yoldan geçen bir derviş…
Adım değmeden kalbine,
Bilir misin içimde sana açılan kapıları?
Farz et ki ben bir dua,
Sen de gecenin en sessiz “âmin”i…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!