Sevgi İle Sevgiye Karşı-Etika-164
Aşka gönül ile düşersen yanarsın. Zekâ ile düşersen kavrulursun.
Akıl ile düşersen çıldırırsın. Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma, bir yol seç.
Kayıt Tarihi : 7.06.2000 07:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




karar almak güç değildir,
kangrene neşter vurmak için,
içinde huzur varsa…
üç kandilin üçünü bir ayda
bir arada görebilmek muhal olsa da,
beklentisiz bir duruşla
kaybedilmezse ömrümüz,
hayatta neler olabileceğini
gösterecektir aşk bize,
bu köpekler ama neden
geceleri ulur durur,
sokaklar onlara kaldığı için mi,
oysa bu tavırları;
kör karanlığı şikayettir…
uykusuz sevdalılar gibi
sabah olsun diye ve
sönsün için kent ışıkları
hayatın yeni günüyle,
bende ne varsa sende o zaten var biliyorum,
ve seni de alıp alıp götürüyor bu dizeler evet,
okudukça/okudukça/okudukça… üst üste;
elinden düşüyor mu senin de kağıt kalem,
bir şehirden başka bir şehre geçerken,
bir şiir; yoğun bir şiir bulantısı,
içimde dövünürken engellenmenin yasına,
ve kalbimin dik merdivenlerinde,
tökezleyip düşerken bir yumak olup
zihnimin labirentlerinden, konardı
kuş sesleri duaya duran parmaklarıma…
çok geçmedi ki,
küstü bütün kuşlar kendi cıvıltılarına
ve kustular içime sessizliklerini,
sonra,
çöktü üstüme bir rehavet musallatı,
kendi lisanım türkçeye sarıldım sımsıkı,
ve alfabeden bir harf koştu imdadıma,
piyanonun onuncu tuşu misal…
sevdim işte…,
sevdim bile bile bu teatral sonu,
kadife bordo perdeler açılır ve kapanır;
yara gibi…
sonra,
hep aynı köpüren şelalenin sesi,
sürekli o termal nehir yakıcılığı ve,
kalbimin aşka köleliğine işaret
keder küpesi parıldar,
söylesene kalemim;
sahibine ulaşır mı sesim…
beni daha ne kadar,
ne kadar daha üzebilir,
içimde köpüren çağlayan ah,
durmaksızın ağlayan...
ki yaralı retinam, işte böyleyken;
bir martı kanadını bile bile,
gözlerime batırmışken,
yaralı retinam,
refakatçi balıklar başucumda ağlarken,
şaşkın sözcükler ellerimde yapış yapış…
ve uğultusunda yalnızlığın acemi hüznü,
tıka basa dolmuşken içime,
dökülmez mısralara inci taneleri, yâr;
yâr balların balı,
kırıldı içimde bir dal,
bir ağıttır ücra suskunluğum,
değişen her gün ile gömülüyorum ey en sana,
ah
tut ki daha çok seviyorum seni,
burkulan içimin süreyya sürgünlerinde,
acılarınla acılanmak istiyorum…
hangi yeryüzü, gökyüzüne bakmaz;
ve sanılıyor mu ki,
gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir…
sırdaş yol arkadaşlarını ayıramaz
zahirin bozulmuş raconları
ve ey semavatın oyun kurucusu;
cesaret ve sekînet veren bir düş yolla,
bu mülevves kuluna,
ki bak saatler eşzamanlı,
onbirden üçe; üçten onbire,
mütemadiyen,
ah
AŞK--SEVDA, bilinçsiz, çaresiz, yetersiz, şuuru kapalı, ufku dar
ve sorumsuz kişilerin meşguliyetleridir. Bu kişilerin ne kendine,
ne ailesine ve nede topluma bir faydaları olur. Bütün ömürleri
hayal ile geçer. Bu Dünya da çakılı bir çivisi olmaz---olamaz
çünkü örümcek beyinleri buna izin vermez... VESSELAM
TEBRİK EDERİM ÇOK GÜZEL TANIMLADINIZ :)
Onlar biricik olan tanrıyı tanıma bulma arayışındalar ,
fani, günahkar nankör insana tüm güzellikleri idealize eder,
bunun da tanrının küçük bir yansıması olduğunu bilemeyen sığ görüşlü saftariklerdir :)
Aklın kavrayamadıklarını gönül kavrar.
Akılla duygu ile aşkı tartamazsın, bedeli ağırdır.
Aşk kişinin kendisinden geçmesi, kendisinden feragatıdır.
TÜM YORUMLAR (19)