Uzaktır yolların ufka bakarım,
Kokunu, gülüşünü, haberin gönder.
Ayrılık ateşi yaktı kavurdu,
Ateşe rahmettir selamın gönder.
Ne güler, ne ağlarım; hissiz kalmışım,
Bir hışm ile umut oldu, peh, peh, peh….
İmamoğlu Ekrem Bey, hey, hey, heeey…
İstanbul’da Güneş doğdu.
Umut kim ? Güneş kim ?
Dürüst kim ? Gülen kim ?
Kim, kim, kim, kiiim ?
Ağır ağır geçen ömrüm, anılarınla dolu
Sen tanımak istemedin, tanıyor Anadolu,
Geleceksin bir gün elbet, arkamdan bekliyorum,
Ahrette bulacağım, sana götüren yolu.
YOLLAR SANA ÇIKACAK.
Atatürk’e dil uzatan şerefsiz,
Zannetme ki güzel Yurdum sahipsiz,
Yularını koparmış birkaç ipsiz,
Siyonistler köpekleri tavlıyor,
İpsiz köpek, çirkin çirkin havlıyor.
Vuruldum İstanbul’un esrarlı havasına,
Vuruldum İstanbul’un tarihi yalısına,
Yüzyıllarca hükmeden Osmanlı anısına,
Vuruldum İstanbul’a, İstanbul’a vuruldum.
Vuruldum o çok sevilen Mısır Çarşı’sına,
Fırla da meydan fırlama görsün,
Dört dön sahayı turlama görsün,
Sağ göster, sol vur, sollama görsün;
İşte saha !... İşte saha !....
Bir gol daha !... Bir gol daha !...
Gittin gideli
Gülmedi yüzüm,
Kaçak yolcum,
Sana bu sözüm.
Ben yoldaydım,
Kalamış’tan alıyordum, sonsuz bir tatlı huzur,
İhanet edip gitti, maalesef bir muzur,
Şimdi İstanbul’umda yedi tepe eşili,
Gökdelenler dikildi, yok ettiler yeşili.
Köprüleri yaptılar; ama geçemiyoruz,
Bir gül hediyem var sana, uzanıp alır mısın ?
Kalbimde yer ayırdım, gelip te kalır mısın ?
Bir havuz inşa ettim, gönlümün bahçesinde,
Ellerimden tutup ta, en dibe dalar mısın ?
Ellerimden tutup ta, en dibe dalar mısın ?..
Bir kenarda bekliyordu kalem,
Dinliyordu her ne derse elalem.
Sessiz sakin düşünüyordu,
Şükür,
Yok hiçbir gailem.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!