Ben dağda tek başıma,
Bakmadan kumaşıma,
Yetmiş yıllık yaşıma,
Yaşamaktayım.
İki inek, sekiz koyun,
Halimi soran olursa derdim yok der, gülerim,
Bir yol var ki kısalmış, umursamaz giderim,
Hangi dağdır sırtımdaki, taşımak kaderimmiş,
Rabbim ilacını vermiş, dağa da şükrederim.
Demir asa, yırtık çarık, giderim adım adım,
Bir bahar akşamı, sen benim ellerimi tutsaydın,
Bahar yüreğimde açsa, sen gözlerime baksaydın,
Bir şarkı mırıldansak, el eleyken, diz dizeyken,
Notalarla kanatlanıp, yüreğimize aksaydık.
Aşk dediğin duyguları, duygulara katmaktır,
Uzaklardan geliyorsun, bir selamın görelim,
Yediklerin senin olsun, neler gördün bilelim,
Hele otur yanımıza, anlat nasılmış gurbet,
Aynı sokakta büyüdük, sana hoş geldin diyelim.
Bunca yılın hatırına hoş geldin,
Ağacın dallarına
Serçeler yuva yapmış,
Yuvadaki yavruları
Kargalar gelip kapmış.
Serçeler ağlayadursun…
Ayşe kız,
Kiminiz Gürcü’dür; kiminiz Arap,
Milliyetçilik size ancak bir serap,
İstersiniz ki Türkler, hep olsun harap,
“ Türk’üm “ dememizden, elbette korkarsınız.
Bir anı demetiyle çağırdım seni, görecektin,
Anılar içinden, hangi birini seçecektin ?
Deniz kıyısı mı ? Sokaklar mı ? Seç birini,
Sana çok şey hatırlatacak, bilecektin.
Hepsini yaşadık beraber,
Derdimi dinleyen yok, gökyüzüne bağırayım,
Dağ, taş dinledi, çatladı; onlara mı anlatayım ?
Ceylanlar, gazeller geldi; ağladılar halime,
Bir ceylan sildi yaşlarım; bırakmaz kurulayım.
Bir ceylan sildi yaşlarım; bırakmaz kurulayım.
Allah adını kullanan
Yüzlerdedir nursuzluk,
Ayetleri şahit tutar,
Der ki : “ Mübah yolsuzluk “
Bir elleri haramdadır,
Bir küçük gülüşünü ummakla geçti ömrüm; gülmedin…
Sana tüm kalbimle gelmiştim, kıymetini bilmedin.
Sevgi çemberine sardım seni, bulutlara koydum;
Bir adım gel bana doğru !... Bekledim de gelmedin.
Bakışlarında bir ışık var mı ? Sordum kendi kendime,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!