kim olduğumu sorma, ben de bilmiyorum,
dün bir derviştim, bugün bir serseri.
adımı sorarsan, nüfusta bir şey yazar.
insan dediğin, kendine bile yabancı biri.
şair dediler, sustuğumu yazdım,
adı yasemin,
dilime değince gül kokusu gibi yayılır,
ama son zamanlarda içimde
o kokuya karışan bir hüzün var.
sanki çocukluğuma seslenirmişim gibi,
bazen sevdiğini belli etmemek iyidir,
çünkü bazı duygular
söylenince küçülür,
bir cümleye sığdığı anda eksilir.
o yüzden bırak.
bilmem neye sevdalıyım böyle,
adı yok içimde büyüyen yangının.
bir çağrı var, kaynağı belirsiz,
ruhumdan geçip duruyor sessizce.
kanımda binlerce yıldız kayıyor,
anlamını sadece benim bildiğim
sözler var.
bir deftere yazılmamış,
hiç kimseye anlatılmamış,
göğsümün ortasında saklı duran sözler.
beni iyileşmeyecek
bir hastalıkla baş başa bıraktın.
adı, sensizlikti.
ne tabip bilir bunun ilmini,
ne eczaneler taşır merhemini.
affet.
sarı saçlarına yazılacak
bin yasemen kokulu bahar beklerken,
ben,
yüzündeki o çocuksu tebessümün
ağız dolusu sevgim var sana.
söylesem,
dilimden önce hayat duyacak diye korkuyorum.
çünkü bazı şeyler
adı konunca küçülüyor sevgilim.
bir rüya mesela,
çok üzdüler beni agop.
sen şimdi hangi yağmurun altında yürüyorsun bilmiyorum.
ben yine bir geceyi omzuma alıp geldim sana.
masalarda unutulmuş bardaklar,
kül tablasında yarım kalmış sigaralar,
ve adını söylemeye cesaret edemediğim bir kadın var.
gözlerim her gece
toprağa daha yakın
bedenim beyaz kefen
kokusu naftelin
teni ateş ,
kül olmaktan ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!