Dönüştürücü Aşk - Kavli Garib Çoban

Engin Demirci
1025

ŞİİR


62

TAKİPÇİ

Dönüştürücü Aşk - Kavli Garib Çoban

Dönüştürücü Aşk - Kavli Garib Çoban

Sevgi bize bilginin eksikliğinin kişisel bir başarısızlık olmadığını.
Ancak habersiz kalmayı seçmenin öyle olabileceğini hatırlatır.
Karşılıksız sevgiyle sadakat bir duygu değil, bir ihtiyaç düzenidir.
Utanmaz insanda ihtiyaç sürdükçe sürer.
Gerçek zeka, yalnızca bildiğimiz şeylerden ibaret değildir.
Bilmediğimiz şeyleri fark edecek tevazu ve daha fazlasını keşfetmek için merak gerektirir.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Nereden gelir, nereye gideriz onu biliriz, neredeyiz işte onu bilmeyiz.
Eee bütün gün hiç baş başa kalamadık…
Nasıl da kurnazdır zihin.
Gündüz, seni başkalarıyla oyalar.
Gece de seni, seninle.
Fakat susuzluk hastalığına tutulmuş bir kişi, bir damla ile kanar mı?..
Senin ayrılık ateşinle yanıp duran ancak benim, neden beni sevmiyorsun?..
Gece gündüz döne döne, işini becerir!..
İki gözünü de kapamışsın!..
Aydın gün nerede? diyorsun.
Halbuki, günü aydınlatan güneş gözüne düşüyor da, sana; “Aç kapıyı!” diyor.
Ben buradayım.
Bu yaralı gönlüm, iyi oldu sağlık buldu, ya Rabbî, onun sevabını sen ver!..
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Nasıl mı?..
Yoksa sen rahmet hazinesi misin ki, Hakk’a yakın olanlar, oradan elbiseler giyerler?..
Her ne kadar gönül bahçesi zevk ve safa elde ettiyse de, kış gibi olan bu ayrılık yüzünden hepsini kaybetti.
Bütün gün seni beni etraftaki türlü şeyle meşgul eder.
Vakit tamam olup ışıklar söndüğünde ise.
Geride bıraktığın o dağınık düşünceleri.
Bir araya getirip seni de onların karşısına oturtur ve şöyle der!..
Gel, hadi sohbete başlayalım.
Bundan sen de muzdarip misin bencileyin?..
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Senin sevgin can gibi gizlidir.
Sevgi mührünün de eseri, izi yoktur.
Böyle olduğu halde, neden gönlüme mühürünü bastın; izler, nakışlar bıraktın?..
Neden kendini bana böyle sevdirdin?..
Hepimiz hayatımıza çok az şey bilerek başlarız.
Ama öğrenme isteğimiz ne kadar büyüyeceğimizi belirler.
Seni gerçekten hissedebilenler tarafından hissediliyorsun.
Ey sevgili, sen gökteki aya benziyorsun.
Ama, sen neredesin, ay nerede?..
Ve birinin anlayamadığı yerde, başka biri tam da senin somutlaştırdığın o parlaklığı arıyor.
Seni sana beğendirmek zor, biraz sessiz kal içini dinle.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Her insan huzur verir; kimi gelince, kimi gidince.
Bak şimdi ayna nefes alıyor, yoksa aşkın ispâtı sen miydin?..
Nimet içindeysen, mutluysan, sus!..
Eşin, evin, çocukların güzel, sen de güzelsen, sus!..
Geçimin, sağlığın iyi, aklın yerinde, kalbin temiz, yuvan huzurlu, işler tıkırında, esenlik yoldaşınsa, sus!..
Peki böyle iken ne diye şüphe bulutları ile örtünüp, gönüllere, maddî ve manevî güzellikle iki yüzlü olarak görünüyorsun?..
Çünkü!…
Mutluluğun barındığı yerde, kıskançlık da geceler.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Teheccüt vakti içeri girenler, şems vakti dışarıda bırakın her umudu.
Bir mumun sönmesi için üflenmesi gerekmez.
Uzun süre yalnız bırakılması da sönmesi için yeterlidir.
Bugün her yerde biz varız güya ama ortalıkta bizden eser yok!..
Arayan sen diye bir şey yok ki!..
Sadece arama eylemi var.
O da zaten mükemmel.
Öyleyse hiç doğmadın.
Hiç ölmeyeceksin.
Şu an bile bir rüyadan ibaretsin.
Ve bir rüyaydı o gönlüme inen Maide.
Üzülme garibim, rüya gördüğünü unuttuğun an mükemmelleşir dedi Deliler Şeyhim
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Kurtarmadıkça kurtulamayacağız!!!
Garibler teheccüt vakti şaşkınlıktan kurtulunca da, onun sıfatlarına bürünürler.
İlahi sıfatlar hayret hududunu geçince onu, kim anlayabilir?..
Artık sus, derin manalı sözler de, ibretler de kırık, dökük söylendi.
Kendini kurtarmanın tek yolu, başkalarını kurtarmak için çabalamaktır.
Öfkeleri içinde biriktirenler, varlığını nasıl kanıtlamalı.
Gözlerinin arkasından parlayan ışığı görürüm.
Ve içinde taşıdığın güzelliğin hayranıyım.
Sen benim öğretmenim olursan ben de senin olurum.
Bu Garib gönül, güzide bir mektup yazmak için onun elinde bir kalem!..
Günahların sevaba dönüştüğü vakitler vardır.
Aşkı deneyen iki kalp, kalamayan biri.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Geçmiş onu farklı gördü.
Dünyanın onu gördüğü şekilde değil.
Başkalarının onu reddettiği ya da yanlış anladığı şekilde değil.
Ona göre o, yumuşaklığa sarılmış sessiz bir fırtınaydı.
Nadir bir şey, hayatın ona fırlattığı her şeye rağmen kırılmayı reddeden bir şey.
Günümüzde pek çok şey açıklığa kavuşmuşken, insan hâlâ çözülemeyen bir bilmecedir.
Nefisle yapılan gizli savaştan başarılı çıkmak, erenlerin gizli meclislerinde bulunmaktan, yahut da daha gizli olan sırrın da sırrından gelmede.
İnsan başkasından kurtulabilir, ama kendinden kurtulamaz.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Eğer bir şairin şiiri ruhunuzu parçalara ayırmamışsa, sevginiz şiiri deneyimlememişdir.
Her gün birbirlerine daha çok yaklaştılar, yoğun bir şekilde, karşılıksız sevgiyle.
Her sohbet, her bakış, her dokunuş yalnızlığın bir katmanı daha soydu.
Bu zamanda insanlarda en çok aradığımız şey tevazu.
Ölmeyecek gibi yaşayanlar, yaşarken ölmüşler haberleri yok.
Tevazu sahibi insanları sevin, kıymetini bilin; ezmeyin.
Çünkü sessizliği acizlikten değil, edebindendir.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Başını eğmesi güçsüzlüğünden değil, ahlâkındandır.
Putlarını teheccüt vakti dualarla kırarak.
Şems vakti sadece konuşmuyorlardı; birbirlerini açığa çıkarıyorlardı.
Her temasta, geçmiş dökülüp yayıldı.
Yaralar, ihanetler, her ikisinin de kalplerine kalıcı izler bırakan geceler.
Ona hâlâ kanayan yerleri gösterdi.
Noktayı cümlenin sonuna değil, tereddütte kaldığın yere koyacaksın.
O da ona hayatta kalmayı öğrendiği yerleri gösterdi.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Ve yine de, o kaldı.
Birkaç kez denedi güzide mektuplar yazmayı.
Gözünü kırpmadı.
Kaçmadı.
Hiç gökyüzü, kendi başından dönme sevdasını çıkarabilir mi?..
Yeryüzü de teninden titremeyi hiç giderebilir mi?..
Ateş her madeni sınar.
Bir ömür ayrılık gamıyla sınanıp duruyoruz biz.
Sabırlı, kararlı, neredeyse imkânsız gelen bir sevgiyle sevdiği şekilde kaldı.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Varlığı nazik ama putlara tavizsizdi.
Sanki onun kırık parçalarının hâlâ tutulmaya değer olduğuna karar vermişti.
O ise geçmişi bırakamadı.
Diyorlar ki sen delisin hiç bu kadar sevilir mi?..
Diyorum ki ben deliyim!..
Ellerinin ne kadar yumuşak olduğu ne kadar fark etmezdi, sözlerinin ne kadar sıcaklaştığı ne kadar fark etmezdi.
Anılar onu sürekli aşağı çekmeye devam etti.
Geceleri fısıldadılar, her başarısızlığı, her terk edilişi, bu tür bir sevgiyi hak etmediğine inandığı her nedeni yeniden oynattılar.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Geçmiş, üzerinden atamadığı ikinci bir deri gibi ona yapışmıştı.
O ona uzanmaya devam etti.
O ise eskiden olanlarda boğulmaya devam etti.
Ve onun ısrarı ile direnci arasında bir yerlerde, iki yaralı kalp.
Çaresizce, sessizce tek bir ritimde atmayı öğrenmeye çalışıyordu.
Ama geçmiş daha gürültülüydü.
Sevgili bana yakınlık gösterir, vefalı olursa, mal da odur, mülk de odur.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Ben kerem ırmağına daldım, ben seher vaktinin kuluyum, kölesiyim.
Artık savaşamayacağı bir gelgit gibi yükseldi.
Aralarındaki her sessiz anı doldurdu ta ki sesi uzaklaşana, dokunuşu yabancı gelene kadar.
Ama herkesin hayaletleri, putları terk edenlerin.
Çünkü seninle yenilmek, kendi cennetini keşfetmektir.
Hep sana!..
Eski ihanetlerin ağırlığı, onun sunduğu herhangi bir vaatten daha ağır yerleşti.
Uzaklaştı öfkeyle değil.
Zalimlikle değil.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Ama onun gelişinden çok önce sonu çoktan kararlaştırmış bir adamın sessiz kesinliğiyle.
O bir kez daha uzandı.
O ise bildiği karanlığa geri adım attı.
Ve sonunda, geçmişi kazandı uçan balon gibi.
Onu tamamen ele geçirdi, dünyalık gökyüzü.
Benim hiç gönlümü almadı felek.
Sana mağlup olmak, kaybetmek değil.
Ne yazık ki, hakîkat sarayının sadrazamı şahım.
Beni meclisine kabul etmiyor, beni can mahremi yapmıyor, beni sırlarına mahrem etmiyor.
Üzülme gönül, teheccüt vakti Abdal olup katılırız o katara.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Kendinden, kendi varlığından kurtulmuş bir canda, zevk içinde, zevk vardır.
Çünkü çok fazla putperest var, çok geç keşfettiğim bir şeyi anlatıyor.
Senden vazgeçtim dememiş de çobanoğlu.
Merhamet bilmeyen kalbinden öpüyorum. Benim seninle şems vakti olan savaşım bitti.
Teheccüt vakti gözlerin istediğine gülebilir.
Ben hep kendi kendime bir köşede affettim herkesi.
Gurbet eldeyim,bana açıkla neden seni düşünmeyi bırakamıyorum ya dost.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Yağmuru sevdiğini söylüyorsun.
Ama yağmur yağdığında şemsiye kullanıyorsun.
Güneşi sevdiğini söylüyorsun.
Ama her zaman gölge arıyorsun.
Rüzgârı sevdiğini söylüyorsun.
Ama rüzgâr estiğinde pencereleri kapatıyorsun.
Bu yüzden sen de beni sevdiğini söylediğinde korkuyorum.
Dikkatle bak da gör!..
Sevgili ne yardımlarda bulunuyor?..
Bize nasıl ferahlıklar veriyor?..
Yusuf, güzelliği uğrunda ellerini kesenleri arıyor.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Başlangıcı olan bir şey olduğundan, onun içindeki her yer, sonradan var olan tek bir yerdi.
Dolayısıyla içinde hiçbir şey olmayan bir yerin, bu evrende olması mümkün değildi.
Son tanıdığın insandan öğrendiğin en önemli ders nedir?..
Putlarıyla seçilmeyi bekleyen kişi, kendi hayatında bir misafir olarak kalır.
Bekleme odasını putlarıyla süsler.
Hepimiz susmasını bilirdik, münafıklar arasında.
Bugün sevgiliyi gördüm, her işe, her güce tat veren, yapmasını kolaylaştıran o güzeli gördüm.
O, o kadar güzel, o kadar nürluydu ki adeta Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in rühu gibi göklere yükseliyordu.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

İnsanlar arasında emniyet, muhabbet ve şefkat hislerine dayanan bir susuş, erişebilecekleri en derin sözler kadar güzeldir. Söyliyebileceğimiz hiçbir sözü bu güzel sükûtu bozmaya lâyık bulmazdık.
Asla açılmayan kapıyı parlatır.
Değerini, asla kapıyı çalmayanların sessizliğiyle tartar.
Bize gelenlerin kim olduklarını, dualarla çaldıkları tokmağın çıkardığı seslerden duyar ve anlarız.
Kimi sert, kimi munis, kimi ümitli, kimi meyus çalar.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Herkes, çıkardığı seste; biz dinlersek, kendi sesini duyurur; biz duyarsak, kendini söyler.
Putlarıyla yaşayanlar tarafından sevilmemek, onlardan biri olmamak için ödediğin bedeldir.
Zaman, asla geri kazanamayacağımız bir şeydir.
Bu da onu maddi zenginlikten çok daha değerli kılar.
Ey söylenmemiş, gönülde gömülü kalmış gam, ey uyuşmuş akıl, defolun gidin, sizi istemiyorum!..
En iyi şekilde, anlamlı ilişkiler kurmak, tutkuları takip etmek, anılar yaratmak ve iç huzuru bulmak için harcanmalıdır.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Aslında uyanışın dönüşümü basittir!..
Düşünceyi, kimliğiniz olarak görmeyi bırakın
Ve altındaki dinginlikte huzur bulun.
Şimdi olduğu gibi.
Her akıl ve fıkir sana rehin olarak verilmiştir.
Gönlüme inen Maide bazen geliyorsun, bazen gelmiyorsun, böyle yapma!..
Bir daha dönmemek üzere teheccüt vakti tamamıyla gel!..
Kendine dair imajın, dünyaya dair imajın, ahirete dair imajın.
Ve başkalarına dair türlü düşüncelerin solduğunda, geriye ne mi kalır?..
Sadece sen olan şey olan bir parlaklık, ışıldayan bir boşluk.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Yalnızca kendi başına var olan yegâne şey.
Gerçek denge, maddi kazancın hayatımızın yerine geçilmez saatlerini feda etmeye değmediği anı fark etmekle gelir.
Ey çobanoğlu, sen kuyudan teheccüt vakti çıkarılarak satılmış Yusuf’sun, şems vakti putperest kölelerin satıldığı pazara gel!..
Onu bir sevginin yumuşak parçalarıyla yalnız bırakarak.
Ey Yakub’un, yunusun, İbrahim’in, duası.
Ey Nuh’un nefesi!..
Ey ruhun hevesi, yaralanmışların merhemi, hastanın sağlığı Hz. Muhammed gel!.. gel!
Gönlümüze bak da şaşır kal!..
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

Can bahçesi, sonbahara benzeyen ayrılık gamı ile, hazan gibi sarardı, soldu.
Senin baharın ne zaman gelecek de, beni yeşertecek, hayata kavuşturacak?..
Dün, gönlüm, senin oturduğun Hacı Bayramın mescidinin başında yorgun, perişan, uyuya kalmıştı.
Hayalin oradan geçti de, gönlümü o halde gördü de.
Dedi ki: o Maide Nasılsın?..
Bu ağır hayat şartlarının sana yüklediği yükün altından nasıl çıkacaksın?..
Öyle acılar çekmiş, öyle zayıflaşmışsın ki, bedenin artık gözle görünmez olmuş.
Böyle söyledi, sonra geçti, gitti.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.

O ise onu asla bırakmayan tek şeye döndü.
İyileşmeyi reddeden yaralar, solmayı reddeden gölgeler arasında kaldı.
Dün gece nerede bulundunsa bulundun, o hususta bir şey bilmiyorum.
Ama, bugün şunu biliyorum ki; bugün de benden ayrı kalırsan, sabrım, kararım tükenir de.
La havle mescidi de gönlüm gibi gamlarla yıkılır gider.
Ne kadar sebep varsa hepsi de onun gölgesidir.
Benim elimde Zülfikara benzeyen bir aşk kılıcı var.
Allah, sebepsizliği her şeye sebep kılmıştır vesselam.
Şems vakti putlarıyla Onlar bize hoş geldiler, biz de onlara uykudayken teheccüt vakti dualarla hoş geldik.
(Y.ed - Kalp Sırrına Erenler Albümü)

Engin Demirci
Kayıt Tarihi : 12.10.2026 21:08:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Garib Çoban Mevlâna Celâleddin’den rivâyet edilir ki; Musa Aleyhisselâm bir gün bir yerden bir yere giderken, ilerde bir ağaç altından gelen konuşma sesi duymuş… Merakla o yöne yürümüş… Bakmış ki bir garip çoban ağacın altında oturmuş, kendi kendine konuşuyor… Merak etmiş, acaba ne konuşuyor, diye; ve sessizce yaklaşıp dinlemeye başlamış… Şöyle diyormuş garip çoban: -Ey benim güzel Allah’ım!… Ne olurdu şimdi yanımda olsaydın!… Seni sevseydim!… Seni sarsaydım!… Şu koyuncuktan taze taze süt sağıp, sana içirseydim!… Şu gölgecikte kucağıma yatırsam, seni dinlendirseydim!.. Bitlerini ayıklasaydım!.. Burada sabrı taşmış koca Musa Nebi’nin… Mâlûm, “celâli” meşreptir kendileri… Hemen ortaya çıkmış, yanlışı hazmedememe hâliyle çıkışmış garip çobana : – Behey gafil!… Sen nasıl olur da âlemlerin Rabbı olan her şeyden yüce, münezzeh, azametli Allah’ı, alıp süt içirip, hele hele kucağına yatırıp, üstelik bir de bitlerini ayıklarsın!!!… Bilmez misin, Allah için böyle şeyler söylenmez!… Garip çoban, korkmuş; bilgisizliğinin getirdiği yanlışların altında ezilmiş, büzülmüş; eli ayağına dolaşmış; ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırmış; kekelemiş: -Affedersin… Hatamı bağışla… Bilemedim… Ama çok seviyordum da!… Ben bir garip çobanım; sadece var Allah’ım!… O’nunla oturur, O’nunla kalkar; O’nunla yer, O’nunla yatarım!… Tek dostum, sevdiğim, dertleştiğim O’dur!… Duymuştum ki, hep “ben”imleymiş; ben de O’nu, göremediğim yanıbaşımdaki Dost, bildim de ondan böyle konuştum… Zinhar bir daha demem bu dediklerimi!.. Demek o buralara sığmayacak kadar çok büyükmüş!.. Ya ben, şimdi ne yapayım?.. Musa Aleyhisselâm ona, dua etmesini, namaz kılmasını öğretmiş… Ve yoluna devam etmiş.. Çobanın içinde bulunduğu hâli düşünerek dalgın bir halde yürürken farkında olmadan bir gölünde üzerinde; birden arkasından bir ses işitmiş “Musa! Musa!” diye.. Dönüp bakmış arkasına ki, kim sesleniyor diye, ne görsün!… Garip çoban gölün üstünde yürüyor suya batmadan, kendisine doğru!… İşte o esnada vahyolmuş Musa’ ya… -Ey Musa, tüm varlığıyla bana yönelmiş, benden başka düşüncesi olmayan dostumu benden uzaklaştırdın!.. Aramıza büyük duvarlar ördün!.. Hemen o ördüğün uzaklık duvarını yık, ve bizi birleştir!… Bana böyle kullarım da gerek!. Farketmiş Musa Aleyhisselâm yaptığı işin sonucunu!… Hemen dönmüş dediklerinden!… Anlamış, Allah’ın kimine tüm azâmeti ve haşmetiyle kendini tanıtırken, kimine de samimiyet ve sâfiyetine göre tecelli ettiğini… Ve dönüp, demiş bir garip çobana: -Sen bırak benim dediklerimi de, gene bildiğin, içinden geldiği gibi O’na yönel, o’nunla konuş!… O seninle!. Hattâ senden bile yakın sana!.. Sen bir garip çobansın, nereden bileceksin O’nun haşmet, azâmet ve saltanatını!… Gene bildiğin gibi sev, övmeye, hamdetmeye devam et!.” Evet, ya bir garip çoban gibi, sâfiyet ve samimiyetle O ‘nu övüp, O ‘na hamdedeceğiz… Ya da, gerçekçi olup ; “HAMD ALLAH’a mahsustur; biz bu konuda âciziz!” deyip, “yok“luğumuzu, “hiç“liğimizi farkedip haddimizi aşmayacağız!… Zira Allah , bilgiçlik taslayıp haddini aşanları sevmez!…

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!