Anam' ında Bir Hikayesi Varmış

Emir Ergin Koç
73

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Anam' ında Bir Hikayesi Varmış

ANAMIN DA BİR HİKÂYESİ VARMIŞ

Ben seni hep anam bildim affet anam,
senden önceni hiç düşünmedim .
Sanki bu dünyaya beni beklemeye gelmişsin,
hiç genç olmamışsın gibi bildim.

Bir gün eski bir fotoğrafını buldum,
gözlerinde tanımadığım bir bahar vardı.
İlk kez o gün fark ettim anam; meğer
benden öncede önce de bir “sen” varmış.

⁂⁂⁂⁂⁂

Kim bilir ne olmak isterdin,
hangi yolları düşlerdin gençliğinde?
Hangi hayalini yarım bırakıp bizi koydun,
kendi ömrünün ve hayallerinin yerine?
Sen benim her derdimi ezbere bildin de,
ben senin derdini hiç sormamışım.
Başımı dizlerine yüz kere koydum da
“Sen yoruldun mu anam?” diyememişim.

⁂⁂⁂⁂⁂

“Ben tokum oğlum, siz yiyin,” derdin,
biz de gerçekten inanırdık sana.
Şimdi sofraya her oturduğumda düşünüyorum;
kaç gece aç kalktın acaba o sofradan?
Kış geceleri üstümü örterdin,
üşümeyeyim diye pencereyi kapatırdın.
Ben sıcak yatağımda uyurken
sen hangi soğuklara katlanırdın anam?

⁂⁂⁂⁂⁂

Sonra büyüdüm, dünya telaşına düştüm,
sen aradığında, “Sonra ararım,” dedim.
Bir “sonra”nın ömür boyu gelmeyeceğini
nereden bilebilirdim anam?
Şimdi çok vaktim var, telefon elimde,
işim yok desem de yeridir bu gece.
Bir kere daha arasaydın beni,
dünyayı sustururdum anam,
o güzel sesini duyabilmek için.

⁂⁂⁂⁂⁂

Sen gittin ya, hayat yine devam etti,
sabah oldu, dükkânlar açıldı.
Benim dünyam yerle bir olmuşken
sokaklar hiçbir şey olmamış gibi kaldı.
O gün öğrendiğim en ağır gerçek:
Bir anne ölünce dünya durmuyormuş ama.
Herkes kendi hayatına devam ederken
yalnız evladının içi susuyormuş, dünyaya.

⁂⁂⁂⁂⁂

Bir gece dost bildiklerim yaraladı,
güvendiğim kapılar birbir yüzüme kapandı.
Kaç defa elim telefona gitti fark etmeden,
tam seni arayacaktım... aklıma geldiği an,
binlerce defa ölüyordum.
Numaran hâlâ ezberimdeydi anam,
ama artık o numaranın sahibi yoktu.
İnsanın derdi bazen dağlar kadar oluyor,
anlatacağı bir annesi olmayınca.

⁂⁂⁂⁂⁂

Bir gün hastalandım, ateşler içinde kaldım,
evde ilaç da vardı,
başucumda bir bardak su duruyordu.
Elimi alnıma koyunca anladım;
hiçbir ilaç senin elin etmiyormuş anam.
“Geçer oğlum,” deyişini çok özledim,
bir tas çorbanı, telaşını özledim.
Meğer insan kaç yaşına gelirse gelsin,
hastalanınca yine çocuk oluyormuş.
ben hiç büyümek istemiyorum anam
keşke sen hep yanımda olsaydın anam

⁂⁂⁂⁂⁂

Bir bayram sabahı erkenden uyandım,
telefonu aldım elime, uzun uzun baktım.
Arayacak kimsem yok değildi elbet,
ama “Gel oğlum,” diyecek bir sen yoktun.
O sabah bayramın ne olduğunu öğrendim:
Ne yeni elbiseymiş ne dolu sofralar.
Annen kapıda yolunu gözlüyorsa bayram,
yoksa takvimde kalan yarım bir günmüş meğer.

⁂⁂⁂⁂⁂

Sonra eve gittim, kapıyı açtım,
bir an sesleneceksin sandım içeriden.
Masa aynı, perde aynı, saat duvarda çalışıyordu,
ama sen çekilmişsin evin her yerinden.
Hırkan sandalyenin üstünde duruyordu,
alıp yüzüme sürdüm, kokunu aradım.
O gün ilk defa hıçkıra hıçkıra çocuk gibi değil,
annesiz kalmış bir adam gibi ağladım.

⁂⁂⁂⁂⁂

Meğer ev dediğin dört duvar değilmiş,
annen varsa ocak, annen varsa yuvaymış.
Sen gidince hiçbir eşya eksilmedi,
ama koskoca ev bomboş kalmıştı anam.
Duvarındaki saatin sesi büyüdü,
odalar sessizliğini yüzüme vurdu.
Senin oturduğun sandalye yerindeydi,
ama evin kalbi seninle durmuştu.

⁂⁂⁂⁂⁂

Şimdi o eski fotoğrafına bakıyorum,
karşımda genç bir kadın duruyor.
Yüzünde benim bilmediğim bir gülüş,
gözlerinde yarım kalmış yollar görüyorum.
Hangi şarkıyı severdin, bilmiyorum,
hangi hayalin vardı, onu da bilmiyorum.
Ben sana bütün hayatımı anlatmışım,
senin hayatını hiç dinlememişim.

⁂⁂⁂⁂⁂

Belki senin de kalbin kırılmıştı bize,
belki geceleri gizlice ağlamıştın.
Belki gitmek istediğin yerler vardı,
ama bizim için olduğun yerde kalmıştın.
Biz büyürken sen sessizce yaşlandın,
saçlarına düşen akları görmedik.
Sen ömrünü önümüze sererken
biz bunun adına yalnız “annelik” dedik.

⁂⁂⁂⁂⁂

Şimdi daha başka anlıyorum seni,
sen yalnız anam değilmişsin meğer.
Bir zamanlar hayal kuran genç bir kadın,
sonra bütün hayallerini bize veren bir melek...
Keşke bir akşam karşına otursaydım,
çayını doldurup elinden tutsaydım.
“Beni boş ver anam, biraz seni anlat,” deyip
hikâyeni başından sona dinleyebilseydim.

⁂⁂⁂⁂⁂

Anası yanında olan iyi bilsin,
bir çayı “yarına” bırakmasın.
Aynı sözü yüz kere anlatsa bile
yüz birincide yine oturup dinlesin.
kaybedeceği ne varki
Çünkü mezar başında vakit çok oluyor,
insanın söyleyecek sözü de çoğalıyor.
Fakat hayattayken sorulmayan sorulara
toprağın altında cevap bulunmuyor.

⁂⁂⁂⁂⁂

Şimdi sana geldiğimde konuşuyorum,
başucunda uzun uzun oturuyorum.
Eskiden kapını çalınca sen açardın,
şimdi adının yazdığı taşa dokunuyorum.
canım çok acıyor anam
Dünya canımı her acıttığında
içimden aynı hasret geçiyor anam:
“Bir kere daha açsaydın şu kapıyı,
başıma gelenleri anlatsaydım sana.”
ve doya doya seni dinleseydim anam

⁂⁂⁂⁂⁂

Bu defa yalnız ben konuşmazdım,
başımı dizine koyup susmazdım.
Gözlerinin içine bakıp ilk defa:
“Sen neler yaşadın ana?” diye sorardım.
Çünkü ben senin anneliğini bilmişim,
senin hikâyeni hiç öğrenmemişim.
Sen bütün ömrünü bana anlatmışsın da
ben o sessiz dili hiç çözememişim.

⁂⁂⁂⁂⁂

Şimdi anladım en ağır gerçeği:
İnsan annesini yalnız toprağa vermiyor.
Soramadığı her soru, söyleyemediği her söz
yıllar geçtikçe içinde çığ gibi büyüyor.
Meğer annesizlik sadece özlemek değilmiş;
bir daha “Anam!” deyince ses alamamakmış.
Ve insanı asıl yıkan ölüm değil,
**annesine geç kaldığını anlamakmış.**
Anam Ben Sana Çok Geç Kaldım
Ne olur Affet anam,
Affet Bu yavrunu

**Söz: Emir Ergin Koç**

Emir Ergin Koç
Kayıt Tarihi : 27.09.2026 12:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!