ADEM OĞLU
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
**Bir Emir Ergin Koç Kalemin 'den**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Âdem suretinde vücut buldum bu cihanda,
Erenler diyarında bir garip yâren oldum.
Kırkların aşk kadehinden nasibimi ararken,
Kerbelâ çölünde Hüseyin'in susuzluğunu duydum.
Âb-ı hayat deryasında ömrüme şifa aradım,
Yusuf misali kardeş bildiklerimin kör kuyusuna düştüm.
Ne bir kervan uğradı karanlık bahtıma,
Ne de bir ses işittim derinlerden başka.
Ben insanı kendim gibi bildiğim günden beri,
**Âdemoğlu olmanın bedelini ödemişim meğer.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Daha yolun başında öğrendim dünyanın hâlini,
Her uzanan eli dost, her sözü hakikat sandım.
Bir gönül kazanmak için nice şeyden vazgeçtim,
Kırılmasınlar diye kendi kırgınlığımı sakladım.
Meğer herkesin başka bir hesabı varmış,
Kimi sevgiyi, kimi sadakati menfaate bağlamış.
Ben vefayı insan olmanın gereği bildim,
Onlar vefasızlığı zamanın hükmü saymış.
**İşte o gün anladım, insanın en ağır yarası
Düşmanından değil, güvendiğinden açılırmış.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
O yarayla yürüdüm ömrümün uzun yollarını,
Dipsiz uçurumların kıyısında geçti gençliğim.
Dalgaların dövdüğü bir kıyı taşı misali,
Her fırtınada biraz daha eksildi direncim.
Gönlüm bir nar gibi dağıldı dört bir yana,
Toplayamadım yılların savurduğu parçalarını.
Bir gün dönüp baktım ardımda kalanlara,
Ne hayallerim yerindeydi ne eski sevinçlerim.
**Ben yaşlanmaktan değil,
Yaşayamadığım yılların hesabından yoruldum.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Asırlar geçti sanki bir gecenin içinde,
Daraldım, bunaldım, kahroldum, uyuyamadım.
Doğru bildiğim sözden dönmedim bir gün,
Ne yaptıysam cahile yaranamadım kendimi anlatamadım.
Birinin ayıbını örttüm, nankörlükle karşılandım,
Bir başkasına omuz verdim, dara düşünce yalnız kaldım.
Feryadımı dağlara söyledim, yankısı bana döndü,
Kalabalıklara söyledim, duyan olmadı.
**Sonunda öğrendim ki bu âlemde
Her sözün bir alıcısı var, ama hakikatin alıcısı yokmuş.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Dik durdum, örselendim, yine de eğilmedim,
Bir lokma ekmek uğruna kula kulluk etmedim.
Pir Sultan'ın darağacında direncini düşündüm,
Mansur'un dilindeki hakikati anlamaya çalıştım.
Mevlânâ misali yanıp pişmek istedim,
Lakin kendi hamlığımı da inkâr edemedim.
Başkalarının zulmünden yakınırken bir gün
Kendi kusurlarımla yüz yüze geldim.
**Meğer insanın en çetin mahkemesi
Kendi vicdanında kurduğu mahkemeymiş.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
O mahkemede ne kendimi akladım
Ne de bütün suçları başkalarına yükledim.
Benim de yanıldığım, kırdığım gönüller oldu,
Bazen öfkeme yenildim, bazen gururuma.
İyilik ettim diye karşılık beklediğim zamanlar,
Haklıyım sanıp haksızlığa düştüğüm anlar oldu.
Şimdi anlıyorum ki insan olmak yalnızca
Başkalarının kötülüğüne direnmek değilmiş.
**Kendi yanlışını görebilen bir yürek taşımak,
Özür dilemeyi de bağışlamayı da bilmekmiş.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Ey dünya, şimdi söyle, nedir bunca saltanat?
Süleyman'a kalmayan mülk kime kalacak?
Karun'un hazinesi hangi kefene sığdı,
Hangi hükümdar eceline hükmedebildi?
Bir avuç topraktan geldik bu meydana,
Sonunda aynı toprağa bırakacağız bedenimizi.
Öyleyse ne diye büyütür insan kendini,
Ne diye bir başka kulun hakkına girer?
**Mademki hepimizin son durağı aynı,
Nedir bu birbirimize ettiğimiz zulüm?**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Bunca yılın ardından bir hakikate vardım,
Ne dünyanın sahibi benim ne de hükümranı.
Kâinatın sonsuzluğunda bir zerreyim,
Ummanın enginliğinde kaybolan bir damlayım.
Ne ermişlik iddiam var ne kusursuzluk,
Yalnızca hesabını vermem gereken bir ömrüm.
Gayri kimseden makam, şöhret, servet istemem,
Bir lokma helal ekmek, biraz huzur yeter bana.
**Yeter ki son nefesimde
Bir kulun ahı ağır gelmesin omuzlarıma.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Ve şimdi ey âdemoğlu, sana da bir çift sözüm var:
Suretine bakıp da kendini insan sanma.
Âdem'in neslinden gelmek başka bir şeydir,
Âdem olmanın hakkını vermek bambaşka.
Bir yetimin gözyaşında sınanır merhametin,
Bir garibin sofrasında belli olur cömertliğin.
Kimsenin görmediği yerde yaptığın haksızlık,
Bir gün kendi vicdanında çıkar karşına.
**İnsanlığın ölçüsü söylediğin güzel sözler değil,
Kimsenin bilmediği yerde nasıl yaşadığındır.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Artık yolun sonunu düşünür oldum,
Ne kadar ömrüm kaldı, onu da bilmiyorum.
Bir gün bu fâni âlemden göçüp gittiğimde
Ne servetim gelecek ardımdan ne de itibarım.
Mahşerin o büyük hesap meydanında
Söylemediğim sözler bile çıkacak karşıma.
İşte o gün nefsimle baş başa kaldığımda
Ne dünyayı suçlayabileceğim ne de insanları.
**Çünkü herkes kendi ömrünün hesabını verecek,
Ben de yaşadığım hayatın şahidi olacağım.**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
Sorarlarsa bana, ne öğrendin bu dünyadan diye,
Derim ki: İnsanı tanıdım, kendimi geç tanıdım.
Dost bildiklerimden incindim, düşmanımdan sakındım,
En çok da kendi içimde sustuklarıma yandım.
Ne Yusuf kadar sabırlı olabildim kuyularda,
Ne Pir Sultan kadar korkusuz kaldım meydanlarda.
Mevlânâ'nın pişmek dediği hakikati aradım,
Fakat nefsimin ateşinde nice defa sınandım.
**Ben bu dünyaya Âdem suretinde geldim,
Bir ömür insan olmanın manasını aradım.
Ne kendimi kusursuz bildim ne dünyayı masum,
Ne de yaşadığım acıları bir üstünlük saydım.**
**Şimdi bütün sözlerimi bir duaya bırakıyorum:
Rabbim, beni suretimle değil, niyetimle yargıla.
Bilerek kırdığım gönüllerin affını nasip eyle,
Bilmeden işlediğim kusurları bağışla.**
**Çünkü anladım ki...
Âdemoğlu olmak doğmakla başlamış,
Lakin insan olabilmek bir ömre sığmamış.
Ben bu dünyada yaşamayı öğrendim de
İnsan olmanın hakkını vermeyi
Galiba yine beceremedim...**
⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂⁂
**Şair: Emir Ergin Koç**
Emir Ergin KoçKayıt Tarihi : 21.10.2026 10:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!