Kaç defa sesim boğuldu sessizliğinde,
Kaç defa kendime geldim,
Kanayan, kanatan yokluğunla..
Yokluğun, paslı bir jilet kesiği gibi...
Önce hissettirmez kendini,
Sonra sızlatır ince ince, derinden.
İşte öyle kanayan, kanattıkça bile adını söyleten bir sızı bu.
Kaç defa kendime geldim senin yokluğunun karanlık sokağında,
Kaç defa yolumu unuttum da
Adımlarım yine senin o amansız çıkmazına dayandı.
Son seferini kaçırmış bir gece otobüsü kadar yorgun,
Ve bir o kadar yalnız kaldı cümlelerim..
Seni sevmek,
Ağustos sıcağında kar yağmasını beklemekti belki de.
Ya da sağanak yağmurda, rüzgâra karşı kibrit yakmaya çalışmak...
Elimi rüzgâra siper ettim etmesine de,
Cebimdeki son umudu da ıslattım sonunda.
Şimdi devrik bir şiirin en hüzünlü öznesiyim ben;
Sustuğum yer kadar ağır,
Anlattığım kadar yarım.
Kaç defa yuttum harfleri senin adının geçtiği sokaklarda...
Sesim boğuldu sessizliğinde, içime aktı ne varsa.
Hani derler ya, "insan en çok tutunamadığı yerden kırılır" diye;
Ben senin olmadığın o koca boşluktan kırıldım,
Ve ne yaptımsa, toplayamadım bir daha kendi parçalarımı.
Kayıt Tarihi : 9.10.2026 01:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!