Gökyüzünün en çekingen mavisiyle,
Bir yaprağın düşüşün deki o ince sesle,
Sessizce yaklaşsam hayatına...
Gürültüye yer vermeden,
İncitmeden kalbinin kıvrımlarıni.
Eylül hazandi hüzündü derken..
Çabuk geçti mevsimden..
Ekim Yağmurları vuruyor pencereme..
Buğulu camlara resmini çiziyorum..
En derin en güzel aşkların..
Sen aşkın en zarif,en saf halisin yasemin,
Seni gören gözler Büyülenmiş gibi.
Gönül bahçesinin eşsiz bir çiçeğisin,
Mest olur yürekler bir rüya gibi.
Bir duruşun yeter ömrü sarmaya ,
Fırtına kopsada kopsun dalımda,
Yaprağım düşsede köküm sendedir.
Dünya bin bir renkle çıksa yoluma,
Gözümün gördüğü renk hep sendedir.
Ne yollar tüketir bu doğru sözü,
Uzakta bir köyün akşam sükutu,
Tütüyor gözümde bir ocak başı.
Dağıtır zihinden her türlü bulutu,
Toprağa can veren yağmurun sesi.
Bir köy çeşmesinin usulca akışı,
Demlikte demlenir sessiz bir huzur,
Yavaşca dolarken ince belli bardağa.
Seninle başlayan gün güzellik bulur,
Günün ilk selamı neşesidir bir bardak çay.
Masanın üstünde buğulu bir düş,
Hayatta en zor nedir deseler insandır derim.
Yıllar geçsede tanıyamaz anlayamazsın.
Işık tutsanda yüreğinin en derin gizemine,
Açamazsın o sırlı kilitli kapısını insanın.
Aynı güne baksanda aynı gün altında,
Aşık olunca her mevsimi ilkbahar sanır insan..
Papatyalar açar yüreğinde mutluluktan..
Hayat bu ya dikenli yollar çıkarır karşısına..
Sevdiğinin elinden tutamaz eremez vuslata..
Yıllar içinde tükenir yorgun düşer umutlar..
Zaman usulca dokundu dalımıza,
İğde ağaçları döküldü, mevsimler değişti.
Irmaklar sığındı kendi yatağına,
O ilk fırtına dindi, sakinledi sevda.
Bir ceviz gölgesi kadar derin ve sakin,
Günün ilk ışıkları vururken yeryüzüne,
Uyanır uykudan sessizce bu şehir.
Sabahın serinliğinde esiyor bir rüzgar,
Güne başlar yeniden cadde ve şehir.
Yüz yıllık ağaçların savruluyor dalları,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!