Uyanmış olan ruhlar, birbirlerini beden elbiselerinden değil..Hitab edişlerinden..Sohbetlerinin derinliğinden tanırlar...
Hitabet dilini bilmeyenler, bazen hergün konuştuğu komşusunun bedeninden mevlana ile konuşurlar..Taptuk emre ile hallleşirlerde,haberleri olmaz...
Dinlemek lazım.. Beden kulağı ile değil..Gönül kulağı ile dinlemek lazım insanları..her kulu hızır bilmek lazımki, gelen fırsatları kaçırmayalım...
İnsanın en uzak yolculuğu kendisinedir..
Döndüğünde ise başkasıdır artık..
Bir fili de yaratan odur.. bir kılı da yaratan odur...Fiilide yaratan odur..Failide yaratan odur....Karıncanın ayak seslerini duyanda odur...Gece ağlayan öksüze ses verende odur...Özünde her varlık birdir...Perde kalktımı ne fil kalır, ne kıl...Ne ses kalır ne yas...Ne ezeli sırlar kalır..Ne de o sırlardan nasiplenen kullar..Ne sen bilirsin, ne ben bilirim
Bu muammayı.. Perdenin önünde "sen" ve "ben" vardır... Perde kalktı mı ne sen, nede ben kalır...Bir O kalır... Birde onun mis kokusu...
Başınıza her ne gelirse gelsin..uzulmeyin...Kabule geçin..çünkü bazı durumlar vardır ki, siz ne yaparsanız yapın..iş olacağına varır...
Gelecek gibi bir kaygınız olmasın.. Çünkü aslında gelecek diye birsey yoktur...Bu kaygı şetytandandır....AN vardır..Hersey anda yaşanıp biter...Dünde yoktur aslında..Bir soluk önceniz dününüzdür..cunku yaşanmıştır ve bitmiştir geri gelmesi imkânsızdır....Yarın aç kalacağının telaşına vehimine kapılıp şimdiden 5 10 ekmek yemenin akılla izah edilir bir yanı olmadığı gibi.. yarına ve düne üzülmekte akıl kârı değildir...Enerjimizi dün için üzülmeye...gelecek için hazırlığa harcarsak, bugün yaşamaya vaktimiz ve ennerjimiz kalmaz.... Anı yaşamamız şaart.. Yoksa, bu kısıtlı zamanda zarar ederiz...
Hayata sürekli müdahale etmek yerine akışına bırakın... Her ne kadar siz yolun sonunu goremesenizde..Ufkunuz bu kadar geniş olmasada, nehrin bağlandığı..ve döküleceği Deniz bellidir. Geminin içi su almadığı müddetçe, sonsuz büyüklükteki Deniz O gemiyi batıramaz... Siz zihninize girmesine izin vermediğiniz müddetçe, olumsuz düşünceler sizin bedeninizin ve beyninizin yıppranmasına katkıda bulunamaz ..Bindiğiniz kayığın sele kapılacağı..veyahutta rotasının şaşacağı ezelden bilinir.. Çünkü kayığın gideceği rota ezelden bellidir..Yaşadığınız her olay sizi gitmeniz gereken yola götürmek için yaşanır...
Siz " Kayığım yolundan saptı...felakete uğradım" zannedersiniz....Oysaki Allahu Teala buna izin vererek, sizi yeni rotanıza yönlendirir...
Sizin bugün ayrıldığınız veya atıldığınız işiniz, gelecekte sizin için hazırlanmış ve kaderinize yazılmış diğer işe yer açmak için biter....Siz öldüm bittim..Aç kalacam zannnedersiniz...Oysaki, Allah size oyalannmanız ve imtihan olmanız için yeni bir kapi açıyordur..siz bilemezsiniz...
Eşinizden ayrılırsınız..veyahutta çok sevdiğin bir arkadaşınızla yollarınız ayrılır....öldüm bittim..yaşayamam..nefes alamam zannedersiniz...oysaki o insan vakti zamanında bir görev için siziin hayatınıza sokulmuştur...Ve o insanın sizin hayatınızdaki görevi bittiği için,yollarınız ayrılmıştır...Hikmeti bilemezsiniz...Hikmeti bilen ve bildiren yalnız Allah'tır...
Kim demiş;
"Ömür uzamaz " diye...
Ömür uzar...Hem öyle bir uzarki, ömrün ne kadar uzayabileceğimi sen bile tasavvur edemezsin...
-yol yaparsın...yada yol yapımına maddi manevi katkıda bulunursun... O yol hizmet verdiği müddetçe, ölsen dahi senin amel defterin kapanmaz...Yaşamaya devam ediyormuş gibi, yaşamdan ve hayırdan nasiplenirsin...
-Çeşme yaparsın.. ya da Çeşme yapımına maddi manevi katkıda bulunursun... İnsanlar o çeşmenin suyundan faydalandığı müddetçe ölsen dahi senin amel defterin kapanmaz...Yaşamaya devam ediyormuş gibi, yaşamdan ve hayırdan nasiplenirsin...
İnsani olarak uzun vadede çok fazla planlar yapmayın .Saniyeler içerisinde külü güle, gülü sele çevirecek bir kader yazgısına sahibiz..Buna sebep olan amellerimiz...
Hz ömerin,
"kaderden kaçmıyoruz..Kaderimizden yine kaderimize kaçıyoruz" dediği yerdeyiz..
Abdulmuttalib'in ebreheye;
"Ben develerimin sahibiyim..onları isterim..Kabenin bir sahibi var...onu o koruyacaktır" dediği yerdeyiz ..
Velevki elinize hafif bir cüzdan alıp alışverişe çıktınız...Cüzdan hafif olsada, onu elinizde bir saat taşıdığınızda, sıkılırsınız... 3 saat taşıdığınızda, o cüzdan gittikçe ağırlaşmaya başlar... 5 saat taşıdığınızda, cüzdan hafif olmasına rağmen kolunuzun ağrıdığını..elinizi hissetmemeye başladığınızı farkedersiniz...
İşte, içinizde taşıdığınız kin ve nefret duygusuda böyledir...Dertlerde böyledir...karamsarlıkta böyledir.. bu duyguları içinizde, kısa süreliğine taşıyıp, sonra beyninizden sildiğinizde size zarar vermez... Kini ve nefreti içinizde taşıdığınız süre uzadıkça, bu yük omuzlarınızı ve yüreğinizi yormaya başlar..organlarınızı yıpratıp, onlara zarar vermeye başlar...Süre dahada uzarsa eğer, organlarınızdan biri iflas eder...İşte hastalık dediğimiz şeyin sebebi budur... biriktirdiğiniz ve içinize sıkıştırdığınız herşey bedene yüktür...Ruha yüktür.. tövbe edilmemiş ve kronik hale gelmiş günahlar da böyledir... insanlara karşı beslenen kin ve nefret de böyledir... İçinize attığınız ve biriktirdiğiniz dertleriniz de böyledir... Bunların hepsi organlara zarar veren hastalık sebebidir...
Sık sık içinizi yıkayın..Beyninizi ve kalbinizi resetleyin...İçinizdeki kin ve nefretle helalleşip, onları omuzlarınızdan indirin...Affedin... İçinizde kime karşı kin ve nefret varsa... Biriktirdiğiniz dert ve tasa varsa hepsi ile helalleşip yol kenarına atın.. ve yolunuza devam edin...Yol sizin değil...Yolun üzerine serpiştirilmiş kum ve çakıl taneleride size ait değil...Torbanıza doldurup doldurup sırtınıza vurmayın .. Siz binek değilsiniz... yolcusunuz...Affedin... Önce kendinizi sonra çevrenizdekileri affedin...Kim, bir başka kulun hatasını affeder ve unutursa, Allahu Teala da o kulun hatasını siler ve üzerini örter...
Velhasılı kelam;
Yerini bulmayan her şey ziyan olmuştur..
Can da, inci mercan da..
Yürekten hissetmediğimiz halde söylediklerimiz ile, hissedip söyleyemediklerimiz arasında ne sevdalar yok ettik..
İsteyipte arayamadıklarımız ile, istemeden cevap verdiklerimiz arasında ne kelamlar israf ettik...
Ve sen…
Diğer yarım.
Ruhumu besleyen şiirimin öznesi.
En uzaktaki en yakınım.
Sen…
Bugün de tıpkı şairin dediği gibi, mıh gibi aklımdasın...
Son yılların en sinsi hastalığı vesvese hastalığıdır... Vesvese bir unutkanlık ve şüphecilik hastalığıdır... ve bu hastalığa sebebiyet veren virüs şeytandır....İnsanlar Bu hastalık yüzünden Allah'ın büyüklüğünü ve gücünün sınırsızlığını unutup ondan ümitlerini kesiyorlar... Vesvese, unutkanlığa sebebiyet verdiği için insanlar bir türlü ne yaptıklarından veyahutta ne yapmadıklarından Emin olamıyorlar.... tekrar tekrar abdest alıyorlar... Namazda kaçıncı rekatta olduklarını unutuyorlar.... Kapıyı kitleyip kitlemediklerini.... Ocağın altını kapatıp kapatmadıklarını... Abdestlerinin bozulup bozulmadığını unutuyorlar.... veyahutta bu konularda şüpheye düşüyorlar... bu hastalıktan mütevellit insanlar abdestlerinden şüphe edecek hale geldikleri için namaz kılmıyorlar....ibadetlerini erteliyorlar.. Hatta hatta Bu hastalık yüzünden insanlar panik atak hastalığına yakalanıyorlar... Aslına bakarsanız insanlığın yarısından fazlası bu hastalığın pençesinde kıvranıyor....Ama kimse bilmiyor....mevzu çok uzun... Ama şu anda kısa keseceğim... Ve size bundan kurtulmanız için bir formül vereceğim...Bende iki sene önce bu hastalığa yakalandim...Hemde çok şiddetli bir şekilde yakalandım...Hatta hatta bir atak bile yaşadım... Ne yaşadığımın farkındaydım...Doktordan yardım aldım...Ama nafile....İlaçlarda fayda etmedi.....korona sürecinden dolayı bana yardımcı olacak birini de bulamadım...En sonunda bir arkadaşım bana:
"Niye aranıyorsun...ilaç elinin altında..şimdi dediklerimi not al... Ve kendini iyi hissedene kadar her gün yazdırdıklarımı oku...Bak gör nasıl temizleneceksin... Ruhun temizlenecek... Kendini yeni doğmuş gibi hissedeceksin" dedi... Abartmıyorum..Sadece iki gün okur okumaz kendime gelmeye başladım..
İşte arkadaşımın bana yazdırdığı o reçete..
Yunus suresi 107. Ayet :101 kere...(ve in yemseskellahü diye başlıyor ....)
La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim : 101 kere
Yatılı okuldayken gençlerin en iyi dostu okumaktan zevk aldığı kitapları ve radyosudur.. benim de en iyi dostum kitaplarım ve walkman'imdi...En büyük zevkim ise, herkes yatakhanelerine çekilip yattığında ve sınıfta tek başıma kaldığımda , duygusal şiir ve şarkı programı yapan radyo yapımcılarını dinlemekti... En çok Sezen'i dinlerdim.. ve birde Kayahan,soner arıca, Ebru gündeş, doğuş,tıldız tilbe ve Güllü..
"Dışarda yağmur var aldırmıyorum..
Masamda resmin var kaldırmıyorum... Sevdiğin şarkıyı çaldırmıyorum..
Duyacaksın diye ödüm kopuyor.." derdi güllü ablamız...Bizi alır götürürdü bilmediğimiz uzaklara..Hele birde "Sensiz yaşamayı öğrettin bana" şarkısı vardıki, insanı mest ederdi..."Mest oldum" şarkısı da gerçekten dinlemeye değerdi...
Şimdi kendisi gitti bilmediğimiz uzaklara...Ama şarkıları hâlâ radyolarımızda, kulaklarımızda...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!