Dil, şiirin kumaşıydı.
Her sözcük bir iplik gibi,
duyguya sarılırdı.
Biçimse,
o kumaşı nasıl giydireceğini bilmekti—
sana içtim bu gece
dudaklarını kadeh bildim
biraz aşk koydum üstüne
Bir yanda saraylar, mermer direkler,
Bir yanda aç yatan masum yürekler.
Boşa mı çekilir bunca emekler?
Kantarın topuzu şaşmış gidiyor.
Kimine ipektir, kürktür giysisi,
Ben gönlümü dağda buldum,
Yel savurdu, yağmur oldum.
Nice çiçekler geldi geçti,
Ben toprakla sırdaş oldum.
Gönülden bir seni seven,
Avuçlarımda birikmiş onca sahte gülüş,
Hepsi de birer birer döküldü yere...
Ben bu şehrin en karanlık, en sessiz yerindeyim,
Bir yanım gurbettir, bir yanım sıla,
Düşmüşüz bitmeyen sonsuz bir yola.
Yürekte vermedik asla mola,
Beyazı giydin de toz oldu güzel,
Gönlümde açtığın köz oldu güzel.
Bir bakışın ömrüme naz oldu güzel,
Ben seni sevdikçe yandım sevdiğim.
Bir hayalin kaldı gözümde güzel,
Adın dolaşır her sözümde güzel.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!