Ayrica uzaktan bir selale gordugunuzu dusunun. (Benim omrumde selaleler hep olmustur. Cunku bizim koy tortum selalesinin yanindadir.) Yaklastikca ses gelmeye baslar. Yaklastikca ses artar. Yaklastikca suyun zerrecikleri suratiniza vurmaya baslar. Ve oyle bir noktaya varirsiniz ki selalenin buyusu sizi icine alir. Mest olursunuz. Ben kurani selaleye onu anlamaya calisani da selaleye yaklasana benzeriyorum. Kurana yaklastikca kuran kendini size acar. Yaklastikca kurandan dokulen hikmetleri duyarsiniz. Ve artik oyle bir noktaya varirsiniz ki adeta kuran hikmetleri yuzunuze, dilinize halinize vurur. Ve her gun o muhtesem selale sizi mest eder.
Niagara selalesini defalarca gorme imkanim oldu. Ozellikle tur teknesiyle suyun aktigi yere iyice yanasiyorsun. U seklinde o muazzam selalenin su kutlesi o kadar kocaman uguktuluki insan insani duaymiyor. O muhtesem hengame insani muthis zayif, kucuk ve caresiz hissettiriyor. Ve Allahin kadir ismi ve kayyum isimlerinde bir yolculuk yaptirir bana her zaman. O suyun vahsi ve gemsiz hali aslinda bir hic, gunesteki patlamalar yaninda. Gunesteki patlamalar da sagitarus a karadeliginin olay ufkuyla karsilastirilinca bir hic... Niagara Şelalesi, Saniyede yaklaşık 2.400 ton su devasa bir yükseklikten dökülür ve müthiş bir mekanik enerji üretir. Yakınına gittiğinizde hissettiğiniz o titreşim ve uğultu insanı tamamen aciz caresiz hissettiriyor Güneş Patlaması, Güneş'teki ortalama bir patlamada açığa çıkan enerji, yaklaşık 100 milyar megaton TNT veya milyonlarca hidrojen bombasının aynı anda patlamasına eşdeğerdir. Niagara Şelalesi'nin milyarlarca yıl boyunca üretebileceği toplam enerjiden çok daha fazlası Güneş'te birkaç dakika içinde uzaya savrulur. Niagara bu yanında tam anlamıyla bir "hiç" kalır.
Güneş Patlaması, Devasedır ama nihayetinde bir yıldızın yüzeyinde gerçekleşen yerel bir manyetik olaydır. Kara Delik ve Olay Ufku, Süper kütleli bir kara deliğin (örneğin galaksimizin merkezindeki Sagittarius A Olay Ufku sınırında kütleçekim kuvveti o kadar ezicidir ki, bildiğimiz fizik kuralları zorlanır. Bir kara deliğin çekim alanına giren gaz ve maddeler ışık hızına yakın hızlarda dönmeye başladığında (yığılma diski), Güneş'teki patlamaların milyonlarca katı enerji sürekli olarak uzaya yayılır (Kuazarlar gibi). Olay ufkunun içindeki kütleçekim potansiyeli ise sonsuz bir çöküşü ifade eder; oradan ışık bile kaçamaz. Güneş’teki tüm nükleer füzyon ve patlama süreçleri, bir kara deliğin olay ufku etrafındaki uzay-zaman bükülmesinin ve enerji yoğunluğunun yanında son derece cılız kalır. Özetle Niagara bizi büyüler; ancak Güneş bir yıldız devasallığını, kara deliğin olay ufku ise evrenin en ekstrem ve mutlak kütleçekim sınırını temsil eder. Bu bir Niagara selalesinden bir gunes patlamasina oradan bir karadelik olay ufkuna bu denli muazzam bir guc ve kudret sergilerken ya tryonlarca galaksiyi iclerindeki belki katrilyonlarca kara deligi yuldizi gezegenleri icinde barindiran donduren esir maddesinin kuvvetini dusun. Bir de mesela buyuk olceklerde kaba saba isler yapan insan bir isvech saatini yapmasi beklenmez. Odun kesen bir elin isvec saatin ince isciligini kiviramaz. Oyle bir yaraticikj, galaksiler, karadelikler gibi muaazam olcekleri tutmus adeta atomun icine yerlestirmis. Adeta her atom etrafinda donen/ tiresen electronlari ile merkezinde protonlari ile notronlari ile quarklari ile atom alti parcaciklari ile her atomu bir galaksi yapmis. Insani da bu sanatina seyirci yapmis. Ne muthis bir seref.
butun bunlari yaratmis yaraticinin kayyum ismini dusunun. Kadir ismini dusun Kayyûm, varlığı kendi zatıyla kaim olan ve yarattığı her şeyi her an, her saniye ayakta tutan, muhafaza eden demektir. Bir an bile bu tecelli çekilse, evrendeki tüm düzen çöker. Kara delikleri, galaksileri ve uzayın tüm enerjisini bir düzen içinde tutan şey, işte bu mutlak ayakta tutma sıfatıdır. Kadîr, dilediğini dilediği gibi yapmaya gücü yeten demektir. Yaratan açısından bir tek atomun çekirdeğindeki kuvvet ile trilyonlarca galaksinin dönme dinamiğini yaratmak arasında hiçbir zorluk veya fark yoktur.
Yıldızların ve kara deliklerin devasalığı karşısında insan kendini "hiç" gibi hisseder. Ancak bu devasa evreni anlayabilen, sorgulayabilen galaksilerden atoma ve bu yolculugu yapip ve kudret, kuvvet ve mimar ve muhendisligin ihtisamini azametin arkasındaki Sanatçı'yı tefekkür edebilen tek varlık insandır. Insan atomla galaksiler arasindaki baglantiyi goren, ve kuran kavsaktir. Oyleki fiziksel varligi ile bile "Insan varlığın en küçük sınırı ile en büyük sınırı (mikro alem ile makro alem) arasındaki logaritmik orta noktadır". Dolayısıyla insan, bedenen küçücük bir nokta olsa da, bilinci ve tefekkürüyle evren kadar geniş bir manaya bürünür. Bu kadar buyuk bir seref verilmis insan nelerle ugrasiyor.
Ali imran: 191 O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!” derler. 192: “Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, onu gerçekten rezil rüsvâ edersin. Zâlimlerin hiçbir yardımcısı olmayacaktır.” 193 Rabbimiz! Gerçekten biz, «Rabbinize iman edin!» diye imana çağıran Peygamber’i işittik ve hemen iman ettik. Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört. Vefatımızla bizi hayırlı, fazilet sahibi ve itaatkâr kullarının arasına kat!”
Bir insan sadece 80 kilodon ibaret degil. 80 yillik omrunde, 44 ton yiyecek 58 ton icecek 386 ton hava icine giriyor. Her bir atom sahid olacak secdene ya da secdesizligine, gunahina ya da tevbene, hamdine sukrune zikrine
Yasin65: O gün onların ağızlarını mühürleriz de, işlemiş oldukları günahları bize elleri söyler, ayakları da buna şâhitlik eder. Fuasilet 21: Derilerine öfke ve hayretle: “Niçin aleyhimizde şâhitlik ediyorsunuz?” diye çıkışacaklar. Derileri ise: “Ne yapalım; her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. Sizi başlangıçta yaratan O idi; yine O’na dönüyorsunuz” diye cevap verecekler. Simdi 80 yillik omurde bu senin icine girip cikan yaklasik 500 ton atomlar ve molekullerin kacta kaci, senin zikrine, hamdine, sukrune, istigfarina, rukuna secdene inadetine, ickine, kumarina, yalanina, dolanina haramina helalina sahit oldu. Hesap gayet net ve acik matamatiksel olarak ortaya dokulecek. Hele isin icine yasamini surduruken temasta oldugun havayi, saclarini, yuzunu oksayan, bedenine vuran hava, yikandigin su, giydigin elbise, yattigin yatak, oturdugun koltuk, yasadigin ev, bindigin arabayi da eklersek, milyonlarca ton atom ve molekul seni yakindan izliyor. Rukuna, secdene namazina hamdine, sukrune, sevabina gunahina sahitlik ediyorlar Zilzal 4: İşte o gün yer, üstünde olan biten bütün haberlerini anlatır: Hele senin vucuduna vurup yansiyan isiklar, 80 yil boyunca 3x10²? yani 1 in yanina 29 sifir koy 300 oktilyon foton senin seklinde yansiyacak. Secde de iken secde halinde, kiyamda iken kiyam halinde, tahiyyatta tahiyyat halinde, rukuda ruku halinde yansiyacak geri sacilacak, ve kiyamete kadar sen ne hal uzereyken sana vurduysa, senden yansidiysa o halde, o sekilde uzayda yolculuk edecek. Eger baska bir seye carpmazsa. O yuzden acik alanlarda ibadet etmeyi cok severim
Kisaca hesap ortada, sahitlerde... hani kimse gormedi saniyorsun ya yedigin haltleri, milyarlarca isik fotonu, giydigin elbise, soludugun hava molekulleri, dokundugun hersey sahit yaptigina. O gun Allahin huzurunda sen susacaksin. Yaptiklarin konusacak. Rabbim bizleri ihsan suuruna ulastirsin.
Nesiminin bu siirini ben de cok severim. Hallaci mansurun enal hak ifadesinin siirlesmis hali. Insan kainatin en guzel meyvesi. Tohumu Suphesiz biz insani en guzel sekilde yarattik. Insan kendisini sadece etten kemikten atomlardan ibaret degildir. Onun insan yapan, ruhu, vicdani, ve yaraticisindan aldigi ilahi yazilim Tipki telefon, demirden, kaucuktan camdan degerli metallerden ibaret olmadigi. Onun insandaki ilahi yazilima tekabul eden yazilmi, aplari olmadan hele ki insandaki vahye, ilhama takabul eden, imana tekabul eden internet agina bagliligi telfonu islevsel ve degerli kilar Insanda kendisini maddeden ibaret gorup telefondaki yazilim ve internete tekabul eden ilahi manayi inkar ederse bir avuc atomdan ibaret kalir. Hatta atomlarin iclerini bosaltsaniz butun gelmis gecmis insanlarin butun hacmi bir bilye kadar kalir. Internetten ve yazilimlardan kopan yada viruslu en gelismis telefonun cop durumuna dustugu gibi, mana ve haktan kopan insanda bir avuc tozdan ibarettir
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
Bir hurma cekirdegi, dese "ben bu bedene sigmazam, bende iki beden vardir. Dallarim vardir gok yuzune uzanir. Bende acar butun cicekler, koklerim vardir tasi delip gecer. Ben hem topraktanim hem gokteyim. Bende dir tonlarca meyve ben dendir butun hurnalar" Hurmaliktan cikmaz. Icinde tasidigi yazilimi manayi soyluyor. Ama o cekirdek kendi yazilimini inkar etmeyecek, yaziliminin gerektigi, gunesi, suyu, nemi, topragi, iklimi kabul edecek. Ancak ozaman inkisaf eder. Ben bendenim ben kendimi var ettim. O halde ben istedigim yerde yesillenirim Der. Kanadanin soguna gelirse, o hurma minnacik odun parcasindan oteye gidemez. Curumeye hic olmaya mahkum olur. Onun gibi manadan, yaradanjndan kopan insan kendini bir ufurukluk atom tozundan ibaret kilar. O yuzden bu siir derki, insan rabbiyle kurdugu, bag, ve ilahi hakikatlarin senkronizasyonudur. Butun insanligin bir bilye kadar bile bir hacim etmedigi yerde insanin degeri demekki madde ile degil icinde tasidigi mana ile dir. Ilahi bagla kurdugu rezonans kapasitesi, senkronjzasyonu insana zamansjz ve mekansiz bir deger katar. Bu dunyada dusecegi mezar bahcesinde yok olmaz yeni ve daha buyuk bir alem olarak acar. Tipki topraga ekilmis bir hurma gibi....
Degerli hanimefendi, ben deger derken, Ben bir haci bektasi velinin degerlerinden,
"Bizim erkânımız; ahlâk-ı Muhammed’i ve edeb-i Ali’dir."
Pir sultan abdalin degerlerinden
"Pir Sultan Abdal’ım ölürüm deme, Kıl beş vakit namaz kazaya koma, Sakın bu dünyada kalırım deme, Tenim teneşirde, özüm saldadır."
"Hakk’ı Peygamber’i bilirsen candan, Korkma mahşer günü o ulu günden. Mahrum kalma La ilahe illallah'tan, Kılavuzun Muhammed Ali olmalıdır."
Yunus emrenin degerlerinden bahsediyorum.
Ayrica Bahsettigimiz Seytanlar sadece alevileri suistumal etmiyorki, bugun tarikat ve cemaatlarin ici mossad kayniyor. Onlar diyorki bizim icinde olmadigimiz tarikat cemaat yok... isidi, elkaideyi, kim kurdu, aleviler kurmadi elbet.
Ben tanidigim alevilerden yola cikarak kendi tespitlerimi paylastim. Tesbitim su, son yuz yilda alevi olmayanlarin alevi kiliginda alevileri kendi degerlerinden koparmaya calismislar Tipki bahsettiginiz Machiavellist sunni bir hukumet eliyle gunumuz genclerini islamdan kopardiklari gibi.
Haci betasi velinin, Pir sultan abdalin, Yunus emrenin degerlerine can feda. Seytanlar sadece alevilerle ugrasmiyor. Herkesle ugrasiyor. Ben Dun sadece malum seytanin alevi mesaisini dile getirdim. Zaman zaman sunni mesaisini dilebgetirdigim gibi Aleviler candir. Gercek aleviye Canim kurbandir
Insan dusunmeden edemiyor. bir kimseyi yüzüne karşı aşırı, gerçeğe aykırı veya kişiyi kibre düşürecek şekilde övmenin tehlikesine dikkat çeken ve Buhâri ile Müslim başta olmak üzere muteber hadis kaynaklarında geçen çok bilinen bir hadiste "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kopardın (veya kestin)." Buyurmus efendimiz s.a.v Gunumuzde arkadasinizda olan bir seyi takdir hissi ile getirmek olan ovgu cok masum kalir. Insanlari kendilerini olmadiklarindan farkli pazarlamaya calisarak sosyal medyada, dugunlerde, derneklerde kasanlari, ya da cikar amacli yalakalik olsun diye mudurune, ustune, liderine olmayan ovguleri gorseydi. Ozaman ne derdi, nasil tepki verirdi peygamber efendimiz s.a.v
Ask tevaftir. Sevenin sevdiginin etrafinda sorgusuz sualsiz, donmesidir. Ayni galaksilerin donusu, yildizlarin galaksiler etrafinda donusu, dunya gibi gezegenlerin gunes etrafinda donusu, Ayin dunya etrafinda donusu gibi... Aslinda butun bu donus, masugun etrafinda donmek her seyi bir arada tutar. Donerken "O" harfi yazarsin. Bir de sifir yazarsin. Hatta arapca da "hu" o demek, yazarsin. Yani kendini sifirlarsin. O' nun etrafinda tevaf edersin. Maddenin en kucuk yapi tasi atomlarin cekirdeklerinin etrafinda donen electronlardan muzaazam buyuklukteki kainata kadar hersey donerek, tevaf ederek var olur. Tevaf dursa hersey bir anda yok olur. Hacilarin siyah kabe etrafinda bembeyaz elbisele donmesi galaksilerin gunes gibi beyaz yildizlarinin kara delik etrafinda donmelerinin bir similasyonudur. Adeta yildizlasirlar hacilar. Hatta hacilari kabede ayni ters saat yonunde doner, tipki gunesimiz de Sagittarius a karadeliginin etrafinda diger butun beyaz yildizlarla dondugu gibi Aslinda ibadetler donmektir. Yani tavafta dongude kâinattaki donguye katilmaktir. Namaz bir dongu degilde nedir. Her gun bes vakit ayni zaman diliminde 24 saat icinde bir tur atilan bir dongudur. Tavaftir. Insan namazda lailahe illah secdede muhammet haline burunerek Ayin dunyaya tabi olmasi gibi kul da muhammet s.a.v tabi bir sekilde rabbul alemin etrafinda doner. Namaz tavaftir. Yani donmektir. Yani asktir. Mevlevilerin, semazenlerin seyhlerini merkeze alip donmeleri, yani tavaflari, yani semalari da gunes sistemimizin etrafinda donen dunya ile birlikte diger gezegenlerin similasyonudur. Oruc ta ayni bir dongudur. Ay takvimine gore 35 senede bir tamamlanan bir dongudur. Oruc ta asktir. Zekatta sene de bir verilen dobgudur. Asktir. Aslinda ibadetler kendini o yuce kudretin huzurunda sifirlayip kainattaki donguye katilmak, entegre olmaktir. Sencornize olmaktir.
Ozaman Ask sorgusuz sualsiz, sevdigini merkeze alip kendini sifirlayip "o illa da o " demek halidir. onun etrafinda tavaf etmek halidir. Bu oyle bir donmek halidirki, iste her seyi doguran bu haldir.
Vallahi bir insanin bu kadar kolay ve korkusuz iftira ve yalan atabilmesi kanimi donduruyor. Yine de Bu dafa sadece sahsima iftira ve yalan atmakla kalmissin. O yuzden seviyene dusmeyecegim. Zira butun antolojiyi degil butun dunyayi iftiralarina inandirsan kac para eder. Seni de beni de en iyi taniyan Allah var.
Hanim efendi ben ne haciyim, ne hocayim. Ben kuranin ilk inen bes ayetin oku emri isiginda rabbini tanimaya calisan, dinini yasamaya calisan, akil baligi olmakla baslayip amel defterini sagdan yada soldan Alana kadar devam eden din gunu yolculugunda gorduklarini duyduklarini yine ayni ayetlerde insana kalemi ogretti ayetinden ogrendigim kalemle gorduklerimi yazan bir yolcuyum. Ayrica Kendini okumaya devam etmen güzel. Ben de her okuduğum ayette ve hadiste önce kendimi görüyorum. Ama aynaya bakmak, güneşi inkâr etmeyi gerektirmez. Hakikat, onu söyleyenin kusurlarıyla değer kaybetmez; asıl mesele, hepimizin o hakikate yaklaşma gayretidir.
Ibrahim suresi 1. Ayet Meali: Elif, Lâm, Râ. Bu (Kur’an, öyle) bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle (her türlü kişisel ve toplumsal) karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik.{2} Düşüncelerin değil; şehvetperestliğin, maddeperestliğin, erkek ve kadın pazarlamacılığının, içki, faiz ve tefeciliğin, çıkarcılık yarışının hâkim olduğu, kendilerine dokunulmazlık öngörülen/verilen kişi ve kral tanrıların hâkimiyet kurduğu devirlerin karanlıklarından aydınlığa çıkarmak için yüce Allah, bu Kur’an’ı indirmiştir. Böylece insanlığın asıl aydınlığa geçişi, toplumun nizamı, sosyal düzeni ve adaleti Kur’an’la olmuş ve toplumda ilâhî hâkimiyet de yine Kur’an’la sağlanmıştır. Çünkü Kur’an hayat nizamı, dünya ve âhiret saadeti için gelmiştir.{3} Kur’an hayata rehber oldukça bu aydınlık devam edecektir.
Bir dusunun, kuran gelmemis olsaydi, meydan Talmud kafali, kendinden olmayan her insani hayvan katagorisinde gorup bugun filistinde ve dunyada yaptiklari pislikler ortada olan ya yahudilere kalacakti, ya da hacli seferleri, ve ortacag karanligi ile bilinen hiristiyanlara kalacakti. Ikisinde de insanlik zulumle ve yok olusla karsi karsiya kalacakti.
Kuran insanligi bu karanliklardan aydinliga cikardi. Anneye, kadina, komsuya, yetime, fakir fukaraya hakkini verdi. Kotulukle savas emri verdi. Iyiligi yay emri verdi. Karanliktan dogru yola aziz ve hamid olan rabbin izniyle. Allah hidayeti diledigine verir. Verirken aziz ve hamid ismi ile verir. Yani insan aslinda ruhunda azizdir. Vakardir. Minnet duygusu empati duygusu gelismistir. Ama her nasilsa yolunu kaybetmis. Insanin icindeki aziz ve minnet tohumlari aziz ve hamid isminde aciyor. Ve hidayet nasip oluyor. Yani yanlis yolda bile olsa kalender insanlar dogru yola ulasir. Benim dikkat ettigim yahudilerde munafiklik, ikiyizluluk, cok yaygin. Kalenderlik yok denecek kadar az. O yuzden yahudilerden musluman olanlar cok az. Oysa yahudiler sirk kosmazlar. Islam inancina en yakin yahudi inancidir. Buna ragmen yahudiler aziz ve hamid ismine layik olmadiklari icin hidayete eremiyorlar. One yandan hiristiyanlar sirk kosmalarina ragmen, hatta putlastirmalarina ragmen hz isayi, onlara daha cok hidayet veriliyor. Cunku iclerinde kalender olanlari cok. Minnet duygusu cok. Ikiyizluluk daha az. Sonucta aziz davran, minnet duy, empati yap, basini dik tut. Menfaat budalasi olmaki icindeki aziz ve hamid tohumlari aziz ve hamid ismi celillerinde acsin. Ve hidayet bulasin...
Ayrica uzaktan bir selale gordugunuzu dusunun. (Benim omrumde selaleler hep olmustur. Cunku bizim koy tortum selalesinin yanindadir.)
Yaklastikca ses gelmeye baslar. Yaklastikca ses artar. Yaklastikca suyun zerrecikleri suratiniza vurmaya baslar. Ve oyle bir noktaya varirsiniz ki selalenin buyusu sizi icine alir. Mest olursunuz.
Ben kurani selaleye onu anlamaya calisani da selaleye yaklasana benzeriyorum.
Kurana yaklastikca kuran kendini size acar. Yaklastikca kurandan dokulen hikmetleri duyarsiniz. Ve artik oyle bir noktaya varirsiniz ki adeta kuran hikmetleri yuzunuze, dilinize halinize vurur. Ve her gun o muhtesem selale sizi mest eder.
Niagara selalesini defalarca gorme imkanim oldu. Ozellikle tur teknesiyle suyun aktigi yere iyice yanasiyorsun. U seklinde o muazzam selalenin su kutlesi o kadar kocaman uguktuluki insan insani duaymiyor. O muhtesem hengame insani muthis zayif, kucuk ve caresiz hissettiriyor. Ve Allahin kadir ismi ve kayyum isimlerinde bir yolculuk yaptirir bana her zaman.
O suyun vahsi ve gemsiz hali aslinda bir hic, gunesteki patlamalar yaninda.
Gunesteki patlamalar da sagitarus a karadeliginin olay ufkuyla karsilastirilinca bir hic...
Niagara Şelalesi, Saniyede yaklaşık 2.400 ton su devasa bir yükseklikten dökülür ve müthiş bir mekanik enerji üretir. Yakınına gittiğinizde hissettiğiniz o titreşim ve uğultu insanı tamamen aciz caresiz hissettiriyor
Güneş Patlaması, Güneş'teki ortalama bir patlamada açığa çıkan enerji, yaklaşık 100 milyar megaton TNT veya milyonlarca hidrojen bombasının aynı anda patlamasına eşdeğerdir. Niagara Şelalesi'nin milyarlarca yıl boyunca üretebileceği toplam enerjiden çok daha fazlası Güneş'te birkaç dakika içinde uzaya savrulur. Niagara bu yanında tam anlamıyla bir "hiç" kalır.
Güneş Patlaması, Devasedır ama nihayetinde bir yıldızın yüzeyinde gerçekleşen yerel bir manyetik olaydır.
Kara Delik ve Olay Ufku, Süper kütleli bir kara deliğin (örneğin galaksimizin merkezindeki Sagittarius A Olay Ufku sınırında kütleçekim kuvveti o kadar ezicidir ki, bildiğimiz fizik kuralları zorlanır.
Bir kara deliğin çekim alanına giren gaz ve maddeler ışık hızına yakın hızlarda dönmeye başladığında (yığılma diski), Güneş'teki patlamaların milyonlarca katı enerji sürekli olarak uzaya yayılır (Kuazarlar gibi).
Olay ufkunun içindeki kütleçekim potansiyeli ise sonsuz bir çöküşü ifade eder; oradan ışık bile kaçamaz. Güneş’teki tüm nükleer füzyon ve patlama süreçleri, bir kara deliğin olay ufku etrafındaki uzay-zaman bükülmesinin ve enerji yoğunluğunun yanında son derece cılız kalır.
Özetle Niagara bizi büyüler; ancak Güneş bir yıldız devasallığını, kara deliğin olay ufku ise evrenin en ekstrem ve mutlak kütleçekim sınırını temsil eder.
Bu bir Niagara selalesinden bir gunes patlamasina oradan bir karadelik olay ufkuna bu denli muazzam bir guc ve kudret sergilerken ya tryonlarca galaksiyi iclerindeki belki katrilyonlarca kara deligi yuldizi gezegenleri icinde barindiran donduren esir maddesinin kuvvetini dusun.
Bir de mesela buyuk olceklerde kaba saba isler yapan insan bir isvech saatini yapmasi beklenmez. Odun kesen bir elin isvec saatin ince isciligini kiviramaz.
Oyle bir yaraticikj, galaksiler, karadelikler gibi muaazam olcekleri tutmus adeta atomun icine yerlestirmis. Adeta her atom etrafinda donen/ tiresen electronlari ile merkezinde protonlari ile notronlari ile quarklari ile atom alti parcaciklari ile her atomu bir galaksi yapmis. Insani da bu sanatina seyirci yapmis. Ne muthis bir seref.
butun bunlari yaratmis yaraticinin kayyum ismini dusunun. Kadir ismini dusun
Kayyûm, varlığı kendi zatıyla kaim olan ve yarattığı her şeyi her an, her saniye ayakta tutan, muhafaza eden demektir. Bir an bile bu tecelli çekilse, evrendeki tüm düzen çöker. Kara delikleri, galaksileri ve uzayın tüm enerjisini bir düzen içinde tutan şey, işte bu mutlak ayakta tutma sıfatıdır.
Kadîr, dilediğini dilediği gibi yapmaya gücü yeten demektir. Yaratan açısından bir tek atomun çekirdeğindeki kuvvet ile trilyonlarca galaksinin dönme dinamiğini yaratmak arasında hiçbir zorluk veya fark yoktur.
Yıldızların ve kara deliklerin devasalığı karşısında insan kendini "hiç" gibi hisseder. Ancak bu devasa evreni anlayabilen, sorgulayabilen galaksilerden atoma ve bu yolculugu yapip ve kudret, kuvvet ve mimar ve muhendisligin ihtisamini azametin arkasındaki Sanatçı'yı tefekkür edebilen tek varlık insandır. Insan atomla galaksiler arasindaki baglantiyi goren, ve kuran kavsaktir.
Oyleki fiziksel varligi ile bile "Insan varlığın en küçük sınırı ile en büyük sınırı (mikro alem ile makro alem) arasındaki logaritmik orta noktadır".
Dolayısıyla insan, bedenen küçücük bir nokta olsa da, bilinci ve tefekkürüyle evren kadar geniş bir manaya bürünür. Bu kadar buyuk bir seref verilmis insan nelerle ugrasiyor.
Ali imran:
191
O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!” derler.
192:
“Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, onu gerçekten rezil rüsvâ edersin. Zâlimlerin hiçbir yardımcısı olmayacaktır.”
193
Rabbimiz! Gerçekten biz, «Rabbinize iman edin!» diye imana çağıran Peygamber’i işittik ve hemen iman ettik. Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört. Vefatımızla bizi hayırlı, fazilet sahibi ve itaatkâr kullarının arasına kat!”
Bir insan sadece 80 kilodon ibaret degil.
80 yillik omrunde,
44 ton yiyecek
58 ton icecek
386 ton hava icine giriyor. Her bir atom sahid olacak secdene ya da secdesizligine, gunahina ya da tevbene, hamdine sukrune zikrine
Yasin65: O gün onların ağızlarını mühürleriz de, işlemiş oldukları günahları bize elleri söyler, ayakları da buna şâhitlik eder.
Fuasilet 21: Derilerine öfke ve hayretle: “Niçin aleyhimizde şâhitlik ediyorsunuz?” diye çıkışacaklar. Derileri ise: “Ne yapalım; her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. Sizi başlangıçta yaratan O idi; yine O’na dönüyorsunuz” diye cevap verecekler.
Simdi 80 yillik omurde bu senin icine girip cikan yaklasik 500 ton atomlar ve molekullerin kacta kaci, senin zikrine, hamdine, sukrune, istigfarina, rukuna secdene inadetine, ickine, kumarina, yalanina, dolanina haramina helalina sahit oldu. Hesap gayet net ve acik matamatiksel olarak ortaya dokulecek.
Hele isin icine yasamini surduruken temasta oldugun havayi, saclarini, yuzunu oksayan, bedenine vuran hava, yikandigin su, giydigin elbise, yattigin yatak, oturdugun koltuk, yasadigin ev, bindigin arabayi da eklersek, milyonlarca ton atom ve molekul seni yakindan izliyor. Rukuna, secdene namazina hamdine, sukrune, sevabina gunahina sahitlik ediyorlar
Zilzal 4: İşte o gün yer, üstünde olan biten bütün haberlerini anlatır:
Hele senin vucuduna vurup yansiyan isiklar,
80 yil boyunca 3x10²? yani 1 in yanina 29 sifir koy 300 oktilyon foton senin seklinde yansiyacak. Secde de iken secde halinde, kiyamda iken kiyam halinde, tahiyyatta tahiyyat halinde, rukuda ruku halinde yansiyacak geri sacilacak, ve kiyamete kadar sen ne hal uzereyken sana vurduysa, senden yansidiysa o halde, o sekilde uzayda yolculuk edecek. Eger baska bir seye carpmazsa. O yuzden acik alanlarda ibadet etmeyi cok severim
Kisaca hesap ortada, sahitlerde... hani kimse gormedi saniyorsun ya yedigin haltleri, milyarlarca isik fotonu, giydigin elbise, soludugun hava molekulleri, dokundugun hersey sahit yaptigina.
O gun Allahin huzurunda sen susacaksin. Yaptiklarin konusacak. Rabbim bizleri ihsan suuruna ulastirsin.
Nesiminin bu siirini ben de cok severim. Hallaci mansurun enal hak ifadesinin siirlesmis hali.
Insan kainatin en guzel meyvesi. Tohumu
Suphesiz biz insani en guzel sekilde yarattik.
Insan kendisini sadece etten kemikten atomlardan ibaret degildir. Onun insan yapan, ruhu, vicdani, ve yaraticisindan aldigi ilahi yazilim
Tipki telefon, demirden, kaucuktan camdan degerli metallerden ibaret olmadigi. Onun insandaki ilahi yazilima tekabul eden yazilmi, aplari olmadan hele ki insandaki vahye, ilhama takabul eden, imana tekabul eden internet agina bagliligi telfonu islevsel ve degerli kilar
Insanda kendisini maddeden ibaret gorup telefondaki yazilim ve internete tekabul eden ilahi manayi inkar ederse bir avuc atomdan ibaret kalir. Hatta atomlarin iclerini bosaltsaniz butun gelmis gecmis insanlarin butun hacmi bir bilye kadar kalir.
Internetten ve yazilimlardan kopan yada viruslu en gelismis telefonun cop durumuna dustugu gibi, mana ve haktan kopan insanda bir avuc tozdan ibarettir
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
Bir hurma cekirdegi, dese "ben bu bedene sigmazam, bende iki beden vardir. Dallarim vardir gok yuzune uzanir. Bende acar butun cicekler, koklerim vardir tasi delip gecer. Ben hem topraktanim hem gokteyim. Bende dir tonlarca meyve ben dendir butun hurnalar"
Hurmaliktan cikmaz. Icinde tasidigi yazilimi manayi soyluyor.
Ama o cekirdek kendi yazilimini inkar etmeyecek, yaziliminin gerektigi, gunesi, suyu, nemi, topragi, iklimi kabul edecek. Ancak ozaman inkisaf eder. Ben bendenim ben kendimi var ettim. O halde ben istedigim yerde yesillenirim Der. Kanadanin soguna gelirse, o hurma minnacik odun parcasindan oteye gidemez. Curumeye hic olmaya mahkum olur.
Onun gibi manadan, yaradanjndan kopan insan kendini bir ufurukluk atom tozundan ibaret kilar.
O yuzden bu siir derki, insan rabbiyle kurdugu, bag, ve ilahi hakikatlarin senkronizasyonudur.
Butun insanligin bir bilye kadar bile bir hacim etmedigi yerde insanin degeri demekki madde ile degil icinde tasidigi mana ile dir. Ilahi bagla kurdugu rezonans kapasitesi, senkronjzasyonu insana zamansjz ve mekansiz bir deger katar. Bu dunyada dusecegi mezar bahcesinde yok olmaz yeni ve daha buyuk bir alem olarak acar.
Tipki topraga ekilmis bir hurma gibi....
Degerli hanimefendi, ben deger derken,
Ben bir haci bektasi velinin degerlerinden,
"Bizim erkânımız; ahlâk-ı Muhammed’i ve edeb-i Ali’dir."
Pir sultan abdalin degerlerinden
"Pir Sultan Abdal’ım ölürüm deme,
Kıl beş vakit namaz kazaya koma,
Sakın bu dünyada kalırım deme,
Tenim teneşirde, özüm saldadır."
"Hakk’ı Peygamber’i bilirsen candan,
Korkma mahşer günü o ulu günden.
Mahrum kalma La ilahe illallah'tan,
Kılavuzun Muhammed Ali olmalıdır."
Yunus emrenin degerlerinden bahsediyorum.
Ayrica Bahsettigimiz Seytanlar sadece alevileri suistumal etmiyorki,
bugun tarikat ve cemaatlarin ici mossad kayniyor.
Onlar diyorki bizim icinde olmadigimiz tarikat cemaat yok...
isidi, elkaideyi, kim kurdu, aleviler kurmadi elbet.
Ben tanidigim alevilerden yola cikarak kendi tespitlerimi paylastim.
Tesbitim su, son yuz yilda alevi olmayanlarin alevi kiliginda alevileri kendi degerlerinden koparmaya calismislar
Tipki bahsettiginiz Machiavellist sunni bir hukumet eliyle gunumuz genclerini islamdan kopardiklari gibi.
Haci betasi velinin, Pir sultan abdalin, Yunus emrenin degerlerine can feda.
Seytanlar sadece alevilerle ugrasmiyor. Herkesle ugrasiyor.
Ben Dun sadece malum seytanin alevi mesaisini dile getirdim.
Zaman zaman sunni mesaisini dilebgetirdigim gibi
Aleviler candir. Gercek aleviye Canim kurbandir
Insan dusunmeden edemiyor.
bir kimseyi yüzüne karşı aşırı, gerçeğe aykırı veya kişiyi kibre düşürecek şekilde övmenin tehlikesine dikkat çeken ve Buhâri ile Müslim başta olmak üzere muteber hadis kaynaklarında geçen çok bilinen bir hadiste
"Yazık sana! Arkadaşının boynunu kopardın (veya kestin)." Buyurmus efendimiz s.a.v
Gunumuzde arkadasinizda olan bir seyi takdir hissi ile getirmek olan ovgu cok masum kalir.
Insanlari kendilerini olmadiklarindan farkli pazarlamaya calisarak sosyal medyada, dugunlerde, derneklerde kasanlari, ya da cikar amacli yalakalik olsun diye mudurune, ustune, liderine olmayan ovguleri gorseydi. Ozaman ne derdi, nasil tepki verirdi peygamber efendimiz s.a.v
Ask tevaftir. Sevenin sevdiginin etrafinda sorgusuz sualsiz, donmesidir. Ayni galaksilerin donusu, yildizlarin galaksiler etrafinda donusu, dunya gibi gezegenlerin gunes etrafinda donusu, Ayin dunya etrafinda donusu gibi...
Aslinda butun bu donus, masugun etrafinda donmek her seyi bir arada tutar.
Donerken "O" harfi yazarsin. Bir de sifir yazarsin. Hatta arapca da "hu" o demek, yazarsin. Yani kendini sifirlarsin. O' nun etrafinda tevaf edersin.
Maddenin en kucuk yapi tasi atomlarin cekirdeklerinin etrafinda donen electronlardan muzaazam buyuklukteki kainata kadar hersey donerek, tevaf ederek var olur. Tevaf dursa hersey bir anda yok olur.
Hacilarin siyah kabe etrafinda bembeyaz elbisele donmesi galaksilerin gunes gibi beyaz yildizlarinin kara delik etrafinda donmelerinin bir similasyonudur. Adeta yildizlasirlar hacilar. Hatta hacilari kabede ayni ters saat yonunde doner, tipki gunesimiz de Sagittarius a karadeliginin etrafinda diger butun beyaz yildizlarla dondugu gibi
Aslinda ibadetler donmektir. Yani tavafta dongude kâinattaki donguye katilmaktir.
Namaz bir dongu degilde nedir. Her gun bes vakit ayni zaman diliminde 24 saat icinde bir tur atilan bir dongudur. Tavaftir. Insan namazda lailahe illah secdede muhammet haline burunerek Ayin dunyaya tabi olmasi gibi kul da muhammet s.a.v tabi bir sekilde rabbul alemin etrafinda doner. Namaz tavaftir. Yani donmektir. Yani asktir.
Mevlevilerin, semazenlerin seyhlerini merkeze alip donmeleri, yani tavaflari, yani semalari da gunes sistemimizin etrafinda donen dunya ile birlikte diger gezegenlerin similasyonudur.
Oruc ta ayni bir dongudur. Ay takvimine gore 35 senede bir tamamlanan bir dongudur. Oruc ta asktir. Zekatta sene de bir verilen dobgudur. Asktir. Aslinda ibadetler kendini o yuce kudretin huzurunda sifirlayip kainattaki donguye katilmak, entegre olmaktir. Sencornize olmaktir.
Ozaman Ask sorgusuz sualsiz, sevdigini merkeze alip kendini sifirlayip "o illa da o " demek halidir. onun etrafinda tavaf etmek halidir. Bu oyle bir donmek halidirki, iste her seyi doguran bu haldir.
Vallahi bir insanin bu kadar kolay ve korkusuz iftira ve yalan atabilmesi kanimi donduruyor. Yine de Bu dafa sadece sahsima iftira ve yalan atmakla kalmissin. O yuzden seviyene dusmeyecegim. Zira butun antolojiyi degil butun dunyayi iftiralarina inandirsan kac para eder. Seni de beni de en iyi taniyan Allah var.
Hanim efendi ben ne haciyim, ne hocayim. Ben kuranin ilk inen bes ayetin oku emri isiginda rabbini tanimaya calisan, dinini yasamaya calisan, akil baligi olmakla baslayip amel defterini sagdan yada soldan Alana kadar devam eden din gunu yolculugunda gorduklarini duyduklarini yine ayni ayetlerde insana kalemi ogretti ayetinden ogrendigim kalemle gorduklerimi yazan bir yolcuyum.
Ayrica
Kendini okumaya devam etmen güzel. Ben de her okuduğum ayette ve hadiste önce kendimi görüyorum. Ama aynaya bakmak, güneşi inkâr etmeyi gerektirmez. Hakikat, onu söyleyenin kusurlarıyla değer kaybetmez; asıl mesele, hepimizin o hakikate yaklaşma gayretidir.
Ibrahim suresi 1. Ayet
Meali: Elif, Lâm, Râ. Bu (Kur’an, öyle) bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle (her türlü kişisel ve toplumsal) karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik.{2}
Düşüncelerin değil; şehvetperestliğin, maddeperestliğin, erkek ve kadın pazarlamacılığının, içki, faiz ve tefeciliğin, çıkarcılık yarışının hâkim olduğu, kendilerine dokunulmazlık öngörülen/verilen kişi ve kral tanrıların hâkimiyet kurduğu devirlerin karanlıklarından aydınlığa çıkarmak için yüce Allah, bu Kur’an’ı indirmiştir. Böylece insanlığın asıl aydınlığa geçişi, toplumun nizamı, sosyal düzeni ve adaleti Kur’an’la olmuş ve toplumda ilâhî hâkimiyet de yine Kur’an’la sağlanmıştır. Çünkü Kur’an hayat nizamı, dünya ve âhiret saadeti için gelmiştir.{3} Kur’an hayata rehber oldukça bu aydınlık devam edecektir.
Bir dusunun, kuran gelmemis olsaydi, meydan Talmud kafali, kendinden olmayan her insani hayvan katagorisinde gorup bugun filistinde ve dunyada yaptiklari pislikler ortada olan ya yahudilere kalacakti, ya da hacli seferleri, ve ortacag karanligi ile bilinen hiristiyanlara kalacakti. Ikisinde de insanlik zulumle ve yok olusla karsi karsiya kalacakti.
Kuran insanligi bu karanliklardan aydinliga cikardi. Anneye, kadina, komsuya, yetime, fakir fukaraya hakkini verdi. Kotulukle savas emri verdi. Iyiligi yay emri verdi.
Karanliktan dogru yola aziz ve hamid olan rabbin izniyle.
Allah hidayeti diledigine verir. Verirken aziz ve hamid ismi ile verir. Yani insan aslinda ruhunda azizdir. Vakardir. Minnet duygusu empati duygusu gelismistir. Ama her nasilsa yolunu kaybetmis. Insanin icindeki aziz ve minnet tohumlari aziz ve hamid isminde aciyor. Ve hidayet nasip oluyor. Yani yanlis yolda bile olsa kalender insanlar dogru yola ulasir.
Benim dikkat ettigim yahudilerde munafiklik, ikiyizluluk, cok yaygin. Kalenderlik yok denecek kadar az. O yuzden yahudilerden musluman olanlar cok az. Oysa yahudiler sirk kosmazlar. Islam inancina en yakin yahudi inancidir. Buna ragmen yahudiler aziz ve hamid ismine layik olmadiklari icin hidayete eremiyorlar.
One yandan hiristiyanlar sirk kosmalarina ragmen, hatta putlastirmalarina ragmen hz isayi, onlara daha cok hidayet veriliyor. Cunku iclerinde kalender olanlari cok. Minnet duygusu cok. Ikiyizluluk daha az.
Sonucta aziz davran, minnet duy, empati yap, basini dik tut. Menfaat budalasi olmaki icindeki aziz ve hamid tohumlari aziz ve hamid ismi celillerinde acsin. Ve hidayet bulasin...