Mustafa Uzun, duyguların izini süren ve hikâyelerini müziğe dönüştüren bağımsız bir Türk müzisyendir. Şarkılarında aşkı, özlemi, ayrılığı, umudu ve insanın iç dünyasındaki kırılganlıkları yalın ama etkileyici bir dille anlatır.
Müziğinde modern düzenlemeleri duygusal söz yazımıyla buluşturan sanatçı, dinleyicilerine sadece bir melodi değil, aynı zamanda yaşanmışlık hissi sunmayı amaçlar. Her eserinde samimiyeti ön planda tutan Mustafa Uzun, hayatın içinden gelen hikâyeleri kendine özgü yorumuyla seslendirir.
İlk resmi çalışmalarıyla dij ...
Sustum; omzuma çöken ağır bir tanık gibi,
Durmadı heyecanım, benden delil topladın.
Kalbim hâlâ yorgun bir mahkeme salonu;
Her duruşmada sen aklandın, ben ise dağıldım.
Bakışların içimde terk edilmiş orman evi,
Bırakıp gittin ya bu koca şehirde,
Gözyaşı ve arkası durmaz dibinde.
Elalemin ise keyfi bir hayli yerinde;
Şimdi sen eyle güzel, hangimiz vefasız?
İçten içe söylenir, şimdi bir yâd vardır,
Senin şehrinde geçirdiğim o üç günü,
Aldığım nefesi, içtiğim suyu...
Helal edebilecek misin?
Öyle ya da böyle sevmemişsin beni, hayret!
Benden sonra bir ben daha,
Söyle, bulabilecek misin?
Zemheri ayında düştüm bağlara,
Soran olmaz neden küstüm dallara.
Gurbet rüzgârı vurdu, savurdu beni,
Güneş yüzü görmemiş ıssız yarlara.
Buz tutmuş pınarın başında kaldım.
Biliyor musun?..
Hiç canım yanmıyor artık.
Hani insan çok kırılınca bir buhran çöker ya üzerine,
Tam da öyleyim işte.
Sana söyleyecek tek bir kelimem bile kalmadı;
Bu son gidişim...
Neden sustum?
İçimde bir telaş başlar,
Gözlerinin rengi düşer;
Durmaz, akar yaşlar.
Dünyanın tüm dertlerini,
Bir gülüşünle silersin;
Uzaklar yakın olsa
Bir akşamüstü çıkıp gelsen
Ne kapıyı çalmanı isterim
Ne de haber vermeni
Sen gel yeter




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!