Ne yaptın canım hocam !
Ele verdin talkını kendin yemişsin ya salkımı,
Bu zevcelerin hepsi senin mi ?
Tarikat mı kurdun sen, yoksa harem mi ?
Sen daha iyisini bilirsin amma...
Ayna ayna söyle bana,
Varmı bu dünyada benim kadar ahmak,
Benim kadar budala.
Meğer,
Boynum tutulmuş günlerdir,
Bir gün beni mazur görmezsin beyim,
Yaşım kemale erdi erecek,
Yazıktır dinlensin demezsin beyim.
Aynı dünyada yaşadık amma,
Durgun su idi kabında,
Taşırdılar sonunda,
Kör kılıçtı kınında,
Bilendi Mustafa Efendi.
Ölümün sırrına ermişcesine,
Ağla ey gözlerim, ağla gözlerim,
Bir kutlu sefere girmişcesine,
Dayan ey dizlerim, dayan dizlerim.
Her şeyi sildim bir nefeste,
Gazze ye de gelir idi bahar,
Molozlara sığmazdı yaseminler, sarmaşıklar,
Yıkılan evimizin taşlarından evcilik yapardık,
Cıvıl cıvıl öterken kuşlar, Biz gülerdik.
Sen hiç köşe kapmaca oynadın mı,
Gazzeli gelin, elleri kınalı,
Taze ayrılmış yarinden,
Hala sıcak avuçları,
Belki de hasretle tutardı elinden,
Sarardı kollarını sinesinden, belli ki belinden...
En güzeli yalnız ölmek,
Çekemem hiç kimseyi,
Biraz kan biraz acı,
Tamamlar hikayeyi.
Olmasın hiç şaibe,
Yazılacak bu vuslat toprağa denize, taşa,
Sen ne mukaddes yerdin gönlümde Haydarpaşa,
Bu gün bile aklımda ilk vapura binişim,
Meğer ben İstanbul'a beşik kertmeliymişim.
Birer birer yükseldi minareler karşımda,
Uzaktan el salladı ihtiyar Ayasofya.
Kara çocuk bembeyaz bir kız sevdi,
Kız kara çocuktan korktu,
Ama ona gülümsedi,
Kara çocuğun aslan gibi yüreği, çelik gibi bileği vardı,
Sıksa taşın suyunu çıkaracaktı,
Kız takdir etti aferin dedi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!