1983 yılında Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Gündüzbey’de doğdu. Erken yaşlardan itibaren sözün ve kalemin gücüne inanarak edebiyat dünyasına adım attı. Okumayı, araştırmayı ve yazmayı hayatının merkezine koyan şair ve yazar; şiir, makale, deneme ve roman türlerinde yetkin eserler kaleme almaktadır.
"İlimde şüpheci olmak insanı hakikate götüren bir yoldur" düsturunu temel alan yazar, kalemiyle hakikat arayışını kararlılıkla sürdürmektedir. Eserlerinde insan acısını, sevgiyi, ayrılığı, toplumsal hafızayı ve köklü destansı anlatıları özg ...
Göğsümdeki acı, Malatya’ya düştü,
6 Şubat günü sabah doğan felaket,
Bir anda esir aldı, kalpleri sarstı,
Depremin yıkıntısıyla yüzleştik bizde.
Gündüzbey’de başladı yıkım,
Şire Pazarı’nda sabahın körü, sis çöker tezgâhlara,
Elleri nasırlı adamlar çay çeker plastikten bardaklara.
Kamyon kasa kapakları düşer yere birer birer gürültüyle,
Alın terinin ucuz, kuru ekmeğin pahalı olduğu saatler…
Akpınar’ın göbeğinde dikilirsin boynu bükük,
Gökyüzünden süzülen bir yıldız gibi,
Geliyor Malatya adında bir destan.
Bir nefes gibi, bir umut gibi,
Yüreklere dokunuyor yakından.
Sevdaların başrolünde yer alır,
Dillerde bir ezgi, kaybolmuş şarkılar,
Her sokak köşesi, adını sayıklar,
Sen yoksan, ne anlamı var güzelliklerin?
Bir karanlık düşecek, ışıklar sönecek.
Kayısı bahçeleri, altın rengi güneş,
Akseki dağında öter bir çift bülbül,
Açıp içine baksan nasıldır bu gönül,
Zirvesinde çağlar soğuktur suları,
Akar karışır vadideki derme çayına,
İşte o gördüğün dağın adı Akseki.
Arga’nın dağında kar erimedi,
Benim şu dertlerim hiç bitmedi.
Yıllar gelip geçti, çile bitmedi,
Gözümde tütüyor eski günlerim.
Bağlarında açar kırmızı gülü,
Arguvan dağında karlar erirken,
Toprak uyanır da yeşil verirken,
Çiftçi tarlasına erken girerken,
Arguvan’ın sesi uzaklardan gelir.
Çiçeğe bürünür kayısı bağları,
Arkadaş Kalmaya Bile Yetemedik
O kadar fırtına atlattık da bu koca sevdada,
En gururlu duruşumuzla veda ettik birbirimize.
Oysa ne büyük sözler verilmişti o ilk günde,
Şimdi iki yabancı gibi bakışırken yüz yüze,
Arkadaş kalmaya bile yetemedik...
Güneş doğar Arslantepe’nin sarı toprağına,
Beş bin yıllık sarayın kerpiç duvarı ısınır.
Krallardan kalan o koca taş koltuklar boş,
Ne tahtta oturan var artık ne emreden biri…
Sabahın ilk ışığı vurur kapıdaki aslanlara,
Aşağı köşenin yolları yokuş,
Bahçelerinde güller solmuş,
Gözyaşları dökülür yollarına,
Anılarla dolu hatıralar var burada.
Rüzgar eser, tozlar savurur havaya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!