Meğer bilmediğim ne çok şey varmış benim
Öğrenmeye doymuyorum
Öğrendikçe büyüyor,
büyüdükçe daha da çok ağırlaşıyor kalbim.
Sence ağırlaşan ben miyim?
Yoksa büyüdükçe
toprak daha da mı çok çekiyor
beni kendisine?
Sevdiklerin seni incitirken
yaşamaya çabalamak.
Her şey seni eğip bükmek isterken,
bir ok gibi dosdoğru olmak
Emeklerinin her fırsatta inkar edileceğini bile bile kendinden birden fazla can çıkarmak
Bu canlara canını adamak
ve hiç yaşamamış gibi
bastığın toprağa karışıp kaybolmak,
Anne olmak ne garip bir şeymiş be anne?
Sahi görüşecek miyiz seninle
bu dünya dışında başka bir yerde?
Evet artık biliyorum,
bilmenin ne denli ağır bir yük olduğunu
Unuttum cehaletin mutluluğunu
Seni düşündükçe anne
kalbim ağır bir yıldız gibi
kendi içine doğru çöküyor her seferinde.
Büyümek ne garip bir şeymiş
"Büyüdükçe karmaşık şeyleri
daha da kolay anlıyor insan"
Anladıkça susuyor,
sustukça daha da kolay alışıyormuş
bir şeylerin yokluğuna.
Yokluk demişken
Ben yoksunluğumu neden hiç gizleyemedim?
Neden çabaladıkça daha da çok belirginleşti beceriksizliğim.
İnan ki yok hiç halim
Sen de gittin
ve başka hiçbir şeyi öğrenmek istemiyor kalbim.
Büyüdüm affet beni anne
Büyüdükçe çirkinleştim
Yaşlanmak çirkinleşmekmiş
Oysa senin gözünde hep çocuk kalmak vardı,
bu güzel duygumun kıymetini de hiç bilemedim
Senin yanında
güclü görünmek zorunda değildim
Derdimi hiç saklamazdım gülüşüme
Eksikliğimi gizlemez,
Yoksunluğumu önemsemezdim
En tesirli ilaç seninle dertleşmekmiş
Susunca anladım
Sanki ben daha önce hiç susmamıştım
ve artık hiç kimse senin gibi dinlemeyecek beni
bundan eminim.
Çaresizlikten susmak insanın ağzında acı bir tat bırakıyormuş anne,
Yokluğun bana bunu da öğretti
Resimlerde artık o bilge gülüşün
Anneler hep manalı ve mahcup mu güler?
Yoksa yokluğundan mı bu böyle
Yokluğun da en az senin kadar
yaman bir öğretmenmiş be anne.
Paşam deyişin kulaklarımda süzülüyor,
İzlerin ise her yerde
Sahi neden annelerin izleri hep çok derin olur,
bakışları ise serin?
Aklıma her gelişinde gözlerimden taşıyor keşkelerim.
Neden hiçbir şeye yetmedi ki ellerim
"Hoş ne olursa olsun yine yetemeyecektim"
Kendi sorularıma da
senin gibi cevaplar vermeyi
uzun bir sessizliğin ardından öğrendim
Aslında insan
Bulut olabilmek için
sabırsızlıkla yere düşmek isteyen
bir yağmur damlasıymış.
Bir kaybın acısını önceden anlamak
imkansızmış
Kimyasal bir bağdan,
ilmek ilmek işlenmiş bir sevdadan kopmak
karanlığın ta kendisiymiş.
Hiç bu kadar anlayarak uzaklaşmamıştım hayattan
Şimdi sen olsan kahkahalarınla kovalardın bendeki çaresizliği
Senin olduğun yerde karanlık bu kadar derinleşemezdi
Sevgin ve merhametinle kuşatırdın her yanı
Şimdi üzerinden defalarca geçiyorum
basitçe geçirdiğimiz her ânı
Artık acılarımı senin gibi
soğan ve salçaya karıştırıp kavuruyorum
Yemeklere acı diye sana yaptığım haksızlıkları katıyorum
Sevemiyorum artık hiç kimseyi
Yutuyor her yapmacık sevgiyi
ve yuttukça daha da büyüyor
kalbimde açılan kare delik
En sonunda ağlamayı da öğrendim anne
Durup durup
Ulu orta ağlıyorum
Çünkü
Nereye baksam
yokluğun batıyor gözüme...
Kayıt Tarihi : 17.10.2026 04:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
23042022




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!