Kasım Aşk 13 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7575

ŞİİR


71

TAKİPÇİ

Kasım Aşk 13

Bir Kadının Gözlerinde Kendimi Yeniden Yazdım
Seni sevdiğim gün dünyanın bütün kitapları önümde kapandı; çünkü ilk kez bir insanın gözlerinde bütün bir uygarlığın cevapsız sorularını gördüm.

Ben, kelimeleri henüz yoksul, hayalleri kendisinden büyük bir adamdım. Senin dünyana girebilmek için önce kendi zihnimin duvarlarını yıktım; her gece biraz daha okudum, her sabah biraz daha kendimden uzaklaştım.

Bir gün sana layık olacağımı düşündüm. Ne tuhaf bir yanılgıydı bu! İnsan, sevdiği birinin kalbine ulaşmak için kendi değerini kanıtlaması gerektiğine nasıl inanabilirdi?

Ben düşüncelerimi keskinleştirdim, cümlelerimi birer kılıç gibi biledim, dünyanın önünde eğilmeyen bir akıl kurdum. Fakat senin yanında bütün o öğrendiklerimden daha zor tek bir şeyi öğrenemedim:

Bir insanın sevilmeye değer olması için kendini baştan yaratması gerekmezdi.

Sen benim yükselmek istediğim gökyüzüydün; ben sana ulaşmak için kendi içimde dağlar inşa ettim. Oysa belki de aşk, iki insanın aynı yüksekliğe çıkması değil, birbirinin yanında alçalmaktan korkmamasıydı.

Sana anlatacak çok şeyim vardı. İnsanlığın çelişkilerini, toplumun görünmez merdivenlerini, paranın düşünceye biçtiği sahte değeri, başarıyla mutluluk arasındaki uçurumu…

Ama hiçbir düşünce, senin bir zamanlar bana baktığın gözlerle şimdi neden bakmadığını açıklayamıyordu.

İşte orada anladım: Zekâ, dünyanın mekanizmasını çözebilirdi; fakat bir kalbin kararını mantığın zoruyla değiştiremezdi.

Ben kendimi senin için geliştirmiştim, sonra fark ettim ki gelişmek, birinin sevgisini kazanmanın bedeli değil, insanın kendi varlığına duyduğu borçtu.

Şimdi sana eskisinden daha az ihtiyaç duyuyorum demeyeceğim. Bazı duygular, insanın gururuyla ölçülemez. Sadece artık biliyorum: Seni kaybetmemek uğruna kazandığım benlik, seni kaybettiğimde de benimle kalmalı.

Çünkü aşk, bir insanı hayatının merkezine koyarken kendi varlığını çevreye dönüştürmek değildir.

Ve bir gün yeniden karşılaşırsak, sana başarılarımı anlatmayacağım. Kaç kitap okuduğumu, hangi düşünceleri aştığımı, dünyanın beni nasıl tanıdığını söylemeyeceğim.

Yalnızca gözlerine bakıp şunu soracağım:

Beni, henüz hiçbir şey başaramamışken tanısaydın, yine de sever miydin?

Cevabını beklerken anlayacağım ki insanın en büyük sınavı, dünyaya kendini kanıtlamak değil, kanıtlayacak hiçbir şeyi yokken de kendisini sevmeye cesaret edebilmektir.

Ve sen…

Belki benim hayatımda bir aşk olarak kaldın, belki de kendime giden yolun en güzel yanılgısı oldun.

Ama ne olursa olsun, sana ulaşmak için çıktığım yolda bir gün kendi zihnime vardım.

İşte o gün, sevgilim, seni sevmekten vazgeçmedim; seni sevmek uğruna kendim olmaktan vazgeçmeyi bıraktım.
Aşk

Bir insanın kalbini kazanmak için kendini yeniden yaratabilirsin.
Aşk
Sınıfların Ötesinde Bir Aşk
Seni sevmek, bir kadının elini tutmaktan fazlasıydı benim için; dünyanın bütün görünmez sınırlarını bir insanın kalbinde yeniden keşfetmekti.

Sen, sözcüklerin henüz telaffuz edemediği bir dünyanın içinden geliyordun. Ben, o dünyaya yabancı bir adam, kendime yeni bir dil öğretiyordum sana söyleyebilmek için aynı cümlede hem aşkı hem hakikati.

Kitaplar açtım önümde, insanlığın biriktirdiği bütün düşünceleri tek tek sorguladım. Bir filozofun kuşkusunu, bir bilim insanının sabrını, bir şairin çaresiz cesaretini aldım yanıma.

Çünkü seni seviyordum.

Ve insan bazen bir başkasını sevmeye başlayınca kendi sınırlarını kader sanmaktan vazgeçiyor.

Fakat bir şeyi geç öğrendim: İnsan, kendisini geliştirmekle kendisine bir sevgi borcu yaratamaz. Aşk bir ödül değildi; ne zekânın, ne başarının, ne de servetin karşılığında ödenen bir bedel.

Senin dünyana yaklaşırken kendi dünyamı büyüttüm; ama seninle aramızdaki mesafenin yalnızca bilgiyle ölçülmediğini gördüm.

Çünkü bazı insanlar aynı kelimeleri kullanarak konuşur, fakat başka anlamlarda yaşarlar.

Sen benim geleceğimde bir ihtimal arıyordun, ben senin varlığında bir sonsuzluk. Sen hayatın güvenli tarafını seçerken ben bilinmeyenin kapısını zorluyordum.

Hangimiz haklıydık, sevgilim?

Belki ikimiz de. Çünkü aşk, iki insanın birbirine benzemesi değil, farklı hakikatlerinin birbirini incitmeden var olabilmesidir.

Bir gün başarının bütün kapıları açılsa, adım düşüncelerle anılsa, dünya önümde saygıyla eğilse bile senin bir zamanlar içtenlikle söylediğin küçük bir cümlenin yerini hiçbir alkış dolduramayacaktı.

İşte bu yüzden öğrendim: İnsanlığın önünde kazanılan zaferler insanın içindeki eksikliği her zaman yenemez.

Ben artık sana ulaşmak için değil, kendime ihanet etmemek için yürüyorum. Seni hâlâ seviyorsam, bu sevgiyi bir talebe dönüştürmeden; sana sahip olmayı değil, senin özgür iradeni de sevebilmeyi öğrenerek.

Çünkü gerçek aşk, bir insanı kendi hayaline sığdırmak değil, onun senden bağımsız bir hayatı olduğunu bütün kalbinle kabul edebilmektir.

Ve bir gün karşıma çıkarsan, sana artık kim olduğumu kanıtlamayacağım.

Ne öğrendiğimi, ne kazandığımı, hangi engelleri aştığımı anlatacağım.

Yalnızca gözlerine bakacağım.

Belki o bakışta yeniden başlayacağız, belki de birbirimizin hayatından sessizce geçip gideceğiz.

Ama bu kez biliyorum: Birlikte olamasak bile sana duyduğum aşkın beni büyütmüş olması, seni hayatımda tutmak için kendimi küçültmemi gerektirmez.

Ben seni sevmek için yola çıktım; yolun sonunda kendimi buldum. Şimdi biliyorum: Aşk, insanın kendisini kaybetmesi değil, bir başkasını severken kendi varlığını da koruyabilmesidir.
Aşk

“İnsan, sevdiği kişinin dünyasına girmek için kendisini geliştirebilir; fakat aşkın gerçek sınavı, o dünyanın kapıları açılmadığında bile kendi değerinden şüphe etmemektir.”
Aşk

“İnsan, sevdiği kişinin dünyasına girmek için kendisini geliştirebilir; fakat aşkın gerçek sınavı, o dünyanın kapıları açılmadığında bile kendi değerinden şüphe etmemektir.”
Aşk
Bir Gün Sana Denk Olmak İçin
Seni ilk gördüğümde aramızda yalnızca birkaç adım vardı; sonradan öğrendim, bazen iki insanın arasına koca bir dünyanın bütün ölçüleri girermiş.

Sen, kelimelerin zarafetle seçildiği bir hayatın içinden geliyordun. Ben, henüz adını koyamadığım düşüncelerle kendi geleceğini yontan bir adamdım.

Gözlerinde başka bir dünyanın terbiyesi, bende o dünyayı anlama ihtirası vardı. Sana yaklaşmak istedikçe önce kendime uzaklığımı fark ettim.

Sonra kitaplara sığındım.

Her sayfada biraz daha büyüdü zihnim, her fikirde biraz daha genişledi ufkum. İnsanlığın binlerce yıllık birikimini bir kalbin kapısına bırakabileceğimi sandım.

Oysa aşk, bilgiyle açılan bir sınav değildi; hiçbir düşünürün çözümleyemediği bir özgürlük meselesiydi.

Ben sana layık olmak için değişirken bir şeyi unutmuştum: İnsan, sevdiği kişinin gözünde yükselmek uğruna kendi gözündeki değerini düşürmemeliydi.

Çünkü senin dünyana girmek için kendimi geliştirmem gerekiyorsa, bu gelişim benim zaferim olmalıydı; senin sevgine ödediğim bir bedel değil.

Bir gün sana bütün düşüncelerimi anlatacağım, dedim kendi kendime. Dünyanın çelişkilerini, insanın neden kendine yabancılaştığını, başarının niçin mutlulukla karıştırıldığını…

Sonra seni gördüm.

Bütün o cümleler zihnimde sustu. Çünkü sen, cevaplarını aradığım sorulardan biri değil, cevap bulamasam da sevebileceğim bir insandın.

Fakat sevgilim, bir insanı sevmekle onun tarafından seçilmeyi beklemek aynı şey değilmiş.

Ben seni geleceğimin merkezine koyarken sen kendi geleceğinin kapısında duruyordun. Belki korkuların vardı, belki başka arzuların, belki de benim henüz anlayamadığım bambaşka bir hayat tasavvurun.

Seni suçlayamadım.

Çünkü özgürlük yalnızca kendi istediğini seçebilmek değil, sevdiğinin de kendinden başka bir hayatı seçebileceğini kabul edebilmektir.

İşte o gün büyüdüm.

Sana kavuştuğum için değil, kavuşmayı bir hak gibi görmekten vazgeçtiğim için. Seni unuttuğum için değil, seni severken kendimi de unutmamayı öğrendiğim için.

Şimdi önümde uzun bir yol var. Okunacak kitaplar, aşılacak düşünceler, henüz tanımadığım insanlar ve kendime soracağım yeni sorular…

Artık hiçbirini sana kendimi kanıtlamak için yapmıyorum.

Çünkü bir gün yeniden karşılaşırsak karşında bir zamanlar olmak istediğim adamı değil, kendi varlığını başkasının onayına bağlamayan gerçek beni bulmanı istiyorum.

Belki elimi tutarsın. Belki yalnızca gülümsersin. Belki de birbirimizin hayatında güzel bir ihtimal olarak kalırız.

Ne olursa olsun, seni sevmiş olmam boşa gitmeyecek.

Sen bana bir kalbin nasıl çarptığını öğrettin; hayat ise o kalbin kendi ritmini de koruması gerektiğini.

Ve şimdi anlıyorum:

Aşk, bir kadının dünyasına girebilmek için bir erkeğin kendini yeniden yaratması değildir; iki insanın, birbirini seçerken de kendi özgürlüğünü koruyabilmesidir.

Ben bir zamanlar sana ulaşmak istedim. Şimdi hem sana giden yolu hem kendime dönen yolu biliyorum.

Eğer bir gün aynı yolda buluşursak, bu kez sana yetişmeye çalışan biri olmayacağım.

Yanında yürümeyi bilen biri olacağım.

Çünkü gerçek vuslat, bir insanın hayatına girmekten önce, onunla yan yana durabilecek bir içsel özgürlüğe kavuşmaktır.
Aşk

“İnsan, aşk uğruna kendini aşabilir; fakat sevilebilmek için kendinden vazgeçtiği an, kazandığı bütün yükseklikleri kendi elleriyle anlamsızlaştırır.”
Aşk

Ne olursa olsun,
seni sevmiş olmam boşa gitmeyecek.
Sen bana bir kalbin nasıl çarptığını öğrettin;
hayat ise o kalbin
kendi ritmini de koruması gerektiğini.
Aşk

Bir gün yeniden karşılaşırsak
karşında bir zamanlar olmak istediğim adamı değil,
kendi varlığını başkasının onayına bağlamayan
gerçek beni bulmanı istiyorum.
Belki elimi tutarsın.
Belki yalnızca gülümsersin.
Belki de birbirimizin hayatında
güzel bir ihtimal olarak kalırız.
Aşk

Aşk:
İnsanın kendi varlığını sorguladığı,
özgürlüğünü yeniden tanımladığı
ve bir başkasının gözlerinde
kendi sonsuzluğunun sınırına dokunduğu
o eşsiz, anlaşılmaz hakikat.
Aşk

“İnsan, sevdiğinin kalbinde kabul görmek için kendini savunmaya başladığında aşk bir mahkemeye dönüşür; oysa gerçek yakınlık, insanın suçsuzluğunu kanıtlamasına gerek kalmadan anlaşılabildiği yerdir.”
Aşk

Sen beni özgür iradenle seç,
ben seni kendi hakikatimle seveyim;
aşkımızın tek hükmü bu olsun:
Birbirimize mahkûm değil,
birbirimizi özgürce seçmiş iki insan olalım.
Aşk

Aşk, en güzel çiçeği koparmak değil;
onu koparmadan da sevebilecek
bir kalbin olgunluğuna erişmektir.
Aşk
Tilki, Gül ve Kalbin Hakikati
Bir tilki sormuş bir güle, “Güzelliğin mi bağlar âşığı, yoksa dikenlerin mi öğretir sevmenin gerçek ağırlığını?”

Gül, rüzgârın içinden gülümsemiş: “Beni yalnızca rengim için seven, ilk hazanda başka bir bahçe arar. Beni tanımayı göze alan ise solduğum gün bile neden açtığımı anlar.”

Bir karınca taşımış kalbini dağlar kadar büyük bir özlemle; bir aslan durmuş yolun ortasında, gücünün yetmediği bir şeyi düşünerek: Neden küçücük bir bakış koskoca bir gururu susturabilir?

Bilge baykuş dallardan seslenmiş: “Ey ormanın kudretlileri, aşkın ölçüsü pençenin gücü değil, incitmeye gücü yettiği hâlde incitmemeyi seçebilmektir.”

Ben de seni böyle sevdim sevgilim; sana hükmetmek için değil, yanında kendi hükmümü sorgulamak için. Çünkü insanın gerçek büyüklüğü, bir kalbi kendine bağlamasında değil, o kalbin özgürlüğünü koruyabilmesindedir.

Bir gün yollarımız ayrılırsa, seni kötüleyen bir masal yazmam. Her ayrılığın bir suçlusu olması gerekmez; bazen iki doğru, aynı hayatın içinde farklı yönlere bakar.

Ama kalırsan, seni bir ödül gibi saklamam içimde; bir bahçe gibi emek veririm sevgimize. Çünkü güzellik kendiliğinden dikkat çeker, sadakat ise her gün yeniden seçilir.

Tilki bunu duymuş, gülün çevresinde sessizce durmuş. İlk kez bir şeyi elde etmek yerine onu anlamayı dilemiş.

Ve ormandaki bütün canlılar o akşam aynı gerçeği öğrenmiş:

Aşk, en güzel çiçeği koparmak değil; onu koparmadan da sevebilecek bir kalbin olgunluğuna erişmektir.
Aşk

“Güzelliğe hayran olmak gözün, sadakati korumak karakterin, sevdiğinin özgürlüğüne saygı duymak ise aklın erdemidir; aşk, bu üçü aynı kalpte buluştuğunda tutkudan hakikate dönüşür.”
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 21.10.2026 21:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!