Yıl bin dokuz yüz on dokuz, ufukta bir duman,
Çökmüştü yurdun üstüne kapkara bir zaman.
Milletim ağlıyordu, her yanda bir figan,
Ansızın doğdu o gün güneş Samsun’dan!
Gözleri şimşek gibi, yüreğinde bir inanç,
Ufuktan süzüldü geldi kutlu şafak.
Nisanın göğsünde açtı ilk çiçek,
Dalgalanacak gökte bu şanlı bayrak!
Çocuklara adandı aydınlık gelecek.
Ankara dağında yanan meşale,
Gazi emretti o sabah, dağlar birden sarsıldı,
Kocatepe ufkundan kara çember yarıldı.
Kükredi Türk askeri, sel oldu da akıyor,
Milletin gözlerinden istiklale bakıyor.
Vur davul dengine, sarsılsın zemin!
Adil olan önder kişi,
Hak gözetmek olur işi.
Ağlatmaz hiç bir kardeşi,
Yolu Hakka varan gelsin.
Tahta çıksa mağrur olmaz,
Gönül tahtına oturan,
Cümle canı bir görendir.
Halkı Hak’tan ayırmayan,
Hakikat sırrına erendir.
Adalet dedikleri zehep,
Agora dedikleri loş bir meyhane.
Nicesi gelir nicesi geçer hepsi bir bilmece.
Kimi üzgün kimi kahkahasındadır gönlünce,
Kimisi de dertleşir kadehi ile.
Biri dertlerini sıralarken dizi dizi,
Hakk’ın rızasıdır şerri hayr eden,
Karanlık geceyi nurlu fecr eden,
Her müsibete sabır lütfeden,
Başa ne gelirse Mevlâ’dan gelir.
İster lütuf gelsin isterse kahır,
İçinde bir dünya,
Sarılmış yaşama.
Anlamıştı şimdi
Onurlu vazifeyi.
Analık kutsaldı,
Bir o kadar da zahmetli.
Ana baba duası al,
Sana kemlik uğramaz
Gönüllerinde aziz kal,
Sevgi kapısı hiç kapanmaz.
Ananın ayağının altı,
Ben bir garip kulum kullar içinde,
Kendi sıfatımda Yar'ı bulurum.
Tecelli eyleyen bunca biçimde,
Vahdet pazarını arar dururum.
Ben vesvesesini kestim özümden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!