Puslu dağlardan sızıp, vefa mı arıyorsun?
Her suçu her günahı hazmedip sindiremem.
Paslı prangalarda, elin-kolun çürüsün
Bin parçaya bölünsen
Maşeri vicdanlarda, aklanmanı beklemem.
Hevesle koştururken, ilim, irfan peşinde
Muhtelif duraklarda rastlamasaydım keşke.
O sinsi emellerin, sahte gülüşlerinle
Bin defa yemin etsen, bir daha güvenemem.
Bu kadim toprakların, ekmeğiyle büyüdün
Çapulcu uşağıdır, lütfuyla övündüğün.
Hücrelerine kadar, işlemiş nankörlüğün
Derman diye istesen
Pir-u pak pınarlardan iki damla su vermem.
Sırtında eşkıyanın o melanet hırkası
Ruhunu esir almış, şeytani, şer fırkası
Alnına kazılmışken ihanet sabıkası
Kör kuyularda bile, merhamet gösteremem.
Bu semti baştan sona gezerken adım adım
Sana dair tek nesne, tek imge bırakmadım
Bağrımdaki öfkeyi, hıncı çıkaramadım
Kalplerde çöreklenen acıyı dindiremem.
Kara toprak kusarken katranını, kirini,
Şefkatle barındırır, cümle yarenlerini.
Çağlardır ışık tutar, Türkistan erenleri
Tarihin akışını kenardan seyredemem.
Ötüken’de başlayan Türk'ün kutlu davası
Tuğdur Bilge Kağan'ın her sözü, her kıssası
Buyruktur Halaskârın ebedi muhtırası
Mahşer gününde bile, kahpeye aman vermem.
Meşuroğlu/ Kutlu
Kayıt Tarihi : 17.09.2026 14:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!