Bir kul, bir insan ve bir hiç.
Yaz bitmek üzere,
Bak, kapıda sonbahar.
Geldi en sevdiğim mevsim;
Dökülsün yapraklar, dağıtsın bir rüzgâr.
Sonra yağmurlar başlasın,
Sen yaşadın, ben yaşadım, onlar yaşadı!
Bir sebebi olmalı, Almira.
Faili meçhul olamaz duygular.
Sen öldürdün, ben öldürdüm, onlar öldürdü.
Bir sebebi olmalı, Almira…
Bir bebek ağlıyor kundakta.
Bir bebek, başına geleceklerden bihaber.
Başucunda bir çocuk,
Sallıyor beşiği.
Ayrılır bir gün ellerimiz
Tutulur kalır dizlerimiz
Zaman denen döngüde kaybolur izlerimiz
Yine de sevmeye bahane buluruz biz
Geçmişi sorgulamaya fırsat olmaz
Saçlarında umut taneleri, gözlerinde hüzün yağmuru.
Ağlıyor desem eksik, gülüyor desem yalan.
Bir kadın tanıdım, zamanı elinden alınan…
Ne yana dönse uçurum, kime tutunsa hüsran.
Ağla hadi, hadi anlat. Nasıl dayanır bu derde insan?
“Kim anlar beni?” dedi. Hangi dil? Hangi lisan?
Bana seni soruyorlar
Herkeste bir tutarsızlık
Bana beni soruyorlar
Bu ne hazin duyarsızlık!
“Öldü” diyorum, bırakın da rahat uyusun
Şimdi sana dair tüm duygular mahcubiyetim
Öfkem sığınağım, mecburiyetim.
Hatıralar aklımın bir köşesinde yetim
Seni sensiz yaşamak mıydı diyetim?
Bir damla gözyaşı…
Yanarsın, içindeki koru görmezler
Bir damla su verene müptelasın gönül
Yarana bakıp merhem sürmezler
Tuz basana divanesin gönül
Güvenme dedim gençlik çağına
Yönünü kaybetmiş gönlüme mihraptı
Hapsetti benliğimi, tuttu zaptı
İçimde sönmeyecek bir ateş yaktı
Nemrut’u bile kıskandırdı gözlerin
Ferhat görse vazgeçerdi Şirin’den
Toprağımız sert, sularımız serindi
Önümüze gurbet denen yollar serildi
Menzili belirsiz yüreğimiz hasretle gerildi
Tükettik günleri yarının peşinde
Gayemiz bir gün dönmekti geriye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!