Gruplarınızı Görmek İçin Üye Girişi Yapın
Bazen bir insanı değil,
bir zamanın içindeki kendimizi kaybederiz.
Bir omuza son kez baş koyduğumuzu
bir dostun gözlerine son kez baktığımızı
bir kapının ardından ayrılığın geçtiğini
o an bilmeyiz.
Çünkü hayat,
vedaları sessiz getirir.
Arkadaşlık deriz,
birliktelik deriz,
evlilik deriz
adı değişir yalnızlığın
ama eksilen hep aynı yerden olur insanın.
Ve bir gün
masada eksik bir sandalye gibi kalır içimiz.
Sonra başlar arayışlar
Bir şarkıda kendini ararsın,
bir sigara dumanında geçmişi,
demli bir çayın buğusunda
yarım kalmış sarılmaları.
Çünkü insan
hayatı coşku gibi yaşamıyorsa
yavaş yavaş içinden çekilir dünya.
Gülüşler yapmacık olur,
kalabalıklar yorucu,
geceler uzun.
Ve en çok da
geç kalınmış sevgiler acıtır insanı.
Oysa yaşamak dediğin
bir dostun omzunda kahkaha olmak,
bir kadının gözlerinde memleket bulmak,
bir çocuğun sesinde yarına inanmak değil miydi?
Ama biz hep
gidecek olanı tutamadık.
Ve çoğu zaman
o son sarılmanın
son olduğunu anlayamadık.
