Ne kötüdür insanın
aklıyla yüreği arasında
bir sandalyeye oturtulması.
Kalksan yanlış,
kalsan eksik.
Dost,
yalnızca yanında duran değildir.
Kalabalıkta omzuna dokunan çok olur;
insanı,
sustuğu yerden anlayan az.
“En inatçı ot bile eğilir,” dediler.
Rüzgârı gösterdiler bana.
Ben köklerimi düşündüm;
karanlıkta,
kimse görmeden tutunduğum toprağı.
Bir Yer Var İçimde
Sesim sana varır mı bilmem,
bir duvarın içinden geçer gibi.
Adını bırakıyorum geceye;
gece alıyor, geri vermiyor.
Aşkı önce çiçeğinden tanırsın.
Bembeyaz açar dalında,
kokusu bir çocukluk sabahı gibi
doldurur içini.
Yeşiline bakarsın,
Dışarıda fırtına,
içimde eski bir kış.
Ne zaman geceye dönsem,
bir yerim yarım kalmış.
Günler gelir, günler geçer;
Kendi gölgemizin kuytusuna
saklandık yıllarca.
Aynaları,
bir yabancının yüzüyle yıkadık.
Sustuk.
Kendi kuyusunda boğulan
bir nehrin uğultusudur bu.
Bir gözün pınarında kıyamet koparken,
sütliman limanlarda
gemiler yüzdürenlerin masalıdır.
Ben uzakları yürümeyi
yol bilirdim eskiden.
Meğer insan,
en çok kendi içinde kaybolunca
bir yere varamazmış.
Bin sekiz yüz yirmi birde
uzun bir gece başladı.
Yüz bir yıl boyunca
göğün yıldızları karardı,
ocakların dumanı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!