İstanbul Medeniyet ÜniversitesiTürk Dili Ve Edebiyatı Öğrencisi
Yüreğim en sessiz kuytuda bekler,
Gözlerim lâl olur, adın duyulmaz.
Kimse izini bulamaz bu aşkın;
Son namlu da soğudu sonunda, duman dağıldı tepelerden,
Süngülerin karanlık gölgesi çekildi toprağın kederli yüzünden.
En büyük cesaret, parmağın tetikten usulca çekilmesidir;
Aynı gökyüzünde parlar yıldızlar,
Aynı rüzgâr okşar zeytin dalını.
Ne sınır tanırlar ne de bir duvar,
Ben hep barış istedim bu dünyadan,
Bir çocuğun gözyaşı dinsin diyeydi.
Bir anne ağlamasın evladına,
Bir daha hiçbir şehir yetim kalmasın diyeydi.
Ben hep barış istedim,
Bir sabah sen doğdun, ben başka bir yerde,
Aynı göğe baktık, ayrı cephelerde.
Senin adın kaldı dudaklarımda,
Benim adım saklıydı mektuplarında.
Bir yanımda tüfek, bir yanımda sevdan,
Hangi kurşun ayırır kalbi insandan?
Bazı yenilgiler meydanlarda yaşanmaz.
Bazı zaferler kutlanmaz.
Ve bazı savaşlar, herkes barıştık sanırken
bir insanın içinde yeniden başlar.
Bir zamanlar aynı göğün altında dururduk,
Bazı insanlar hayatımızdan giderken kapıyı kapatmazlar.
Aralık bırakırlar.
Biz yıllarca o aralıktan dönecekleri günü bekleriz;
oysa zaman, en çok açık kalan kapılardan içeri girer.
Bir gün beni hatırlarsan, akşamüstü bir vakit,
* Savaşta yitip giden çocuklara ağıt *
Bir ev vardı, bir de tüten bacası,
Bir çocuk vardı, yarım kaldı rüyası.
Bir kurşun susturdu kuşların sesini,
Kim geri verecek annesinin neşesini?
Bir sabah uyanacak dünya,
Kuşlar yine konacak tellere.
Bir çocuk koşacak bahçesinde,
Güneş dokunacak saçlarına.
Ne gökten düşen ateş olacak,
Bir çocuk uyusun istiyorum bu gece,
Başucunda annesi, penceresinde ay.
Ne gökten ölüm insin küçücük düşlerine,
Ne de bir ninni yarım kalsın sabaha pay.
Bir çocuk gülüşü kalsın bütün dillerde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!