Gözlerime bakarken kurduğun o düşler,
Meğer bir tiyatroymuş, sahnen bitti artık.
Huzur diye sunduğun o sahte gülüşler,
Ruhumda derin bir yaraymış, anladım artık.
Ardına bakmadan gittiğin o kaldırım taşlarında,
Ayak izlerimin üzerini toprakla örttüm.
Sen beni kaybetmeyi göze aldığın an,
Takvimi o saatte dondurdum,
Ve adını, unutulmuş en eski duadan kazıdım.
Göz kırpmadan harcadın ya bunca yılı,
Vakit geceye devrilmiş, şehir sus pus,
Sadece içimdeki o eski uğultu baki.
Bir gün diyorum;
Sessizce sokulsam o tanıdık menziline,
Parmak uçlarım dokunmadan,
Ruhumun gölgesi gölgene karışsa.
Bulutlar çöktü yine kentin omuzlarına,
Gökyüzü, ayrılığın ağır yükünü taşıyamıyor.
Sokak lambaları titrerken ıslak kaldırımlarda,
İçimde bir yangın, dışımda sicim gibi yağmur başlıyor.
Sert bir yankı koptu boşlukta, soğuk ve kesin,
Bir anahtar döndü içimde, kırıldı hevesin.
Yüzüme kapanan o kapı, son bakışındı senin,
Sırtını döndüğün yer, benim mezarım artık.
Zaman, paslı bir bıçak gibi deşerken geceyi,
Kalp yarası sızlar, unutur heceyi.
Eski bir hatıra kapılar eşiği,
Gözyaşıdır artık ömrün tek beşiği.
Her adımında beni hatırla, her durduğunda beni ara,
Gözlerini kapattığın an, sızım düşsün o derin yara.
Ben burada sensizliğin yükünü omuzlarken tek başıma,
Senin de dünyan daralsın, hasretim vursun kıyına.
Öyle bir bakışın vardı ki hani,
Gözlerinde koca bir dünya kurulur sanmıştım.
Meğer ben okyanusa bakıp,
Senin cam kırıklarında boğulmuşum.
Zamanı geri sarmak değil niyetim,
Sadece gördüğüm seraba inanmışlığımın mahcubiyetiyim.
Ben fırtınayla büyüdüm, bilirsin,
Yıkılan her duvarı yeniden örerdim.
Eksik parçaları kalbimden söker,
Yine de o enkazı sarar, düzelterek severdim.
Bir gecede kocaman bir yetim kaldı çocukluğum,
Sokaklar sessiz, odalar dilsiz, zaman dondu anne.
Bir dağ yıkıldı içimde, gürültüsü dünyayı tuttu,
Ama gözlerimden tek damla yaş süzülmedi henüz.
Işıklar söndü, dünya rengini unuttu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!