Durun Kalabalıklar, Bu Sokak Çıkmaz Sokak

Merih Koçali
93

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Durun Kalabalıklar, Bu Sokak Çıkmaz Sokak

Durun kalabalıklar…
Bir şeyleri yanlış yaptık.

Anaokuluna
anasız çocuklar bıraktık.
Huzurevi dedigimiz binalara
huzursuz ihtiyarlarımızı koyduk.
İsimler kaldı yerinde,
manalar çekip gitti.

Ana vardı.
Çocuk,
annesinin dizinde öğrenirdi
bir insanın gözünün içine bakmayı.

Huzur vardı.
Aynı sofraya oturan insanlar
birbirinin kalbini tanırdı.

Birlikte yemek yiyenler
birbirini severdi.
Birlikte ibadet edenler de…
Aynı kıbleye duranların
birbirine sırt çevirmesi
zordu.
Şimdi herkesin ayrı odası,
ayrı ekranı,
ayrı doğrusu,
ayrı tanrısı kadar büyük
bir benliği var.

Ve çocuklar…
Çocuklar bütün bu savaşların
ortasında büyüyor.
Kadınla erkeğin
birbirine karşı kazanmaya çalıştığı
güç savaşlarını
çocuklar kaybediyor.

Karı koca
birbirini yenmeye çalıştı,
orada yenilen ilk şey
çocuğun ruhu oldu.

Sonra büyüdü çocuk.
O da kendi çocuğuna geçirdi
kendisine miras
kırıklığı.

Çocuğa iyilik yapmak istiyorsan
önce anasına iyi bak.
Bir kadının gözlerindeki huzur,
çocuğun geleceğine düşen
ilk güneştir.

Annelerin günü yoktur.
Annelerin
ömrü vardır.

Bir anne,
doğum yaptığı gün
anne olmaz sadece.
Çocuğu ateşlendiğinde
uyanıktır.
Çocuğu acıkınca
açtır.
Çocuğu ağlayınca
ağlamaz belki…
Ama içinden bir yer,
her seferinde
biraz daha yanar.

Gazelli annenin sözü gibi:
“Üç evladım var,” demişti.
“Biri şehit…
Biri geçim kaygısı…
Biri de
neslimin devamı…”

Bir annenin kalbi
budur işte.

Bir yanı emanet
toprağa…
Bir yanı ulaşır
ekmeğe…
Bir yanı hazırlar
geleceğe.

Kdına
“baş tacı” dedik yıllarca.

Baktık, gördük.
Taç ortada yok.

Başlar ayak olmuş,
ayaklar baş.
Sözler büyümüş,
hakikat küçülmüş.
Kadın, evinin sultanıyken
gönül edilmiş.

Bir bakışıyla
ortalığı düzene koyan
kadınlar vardı.
Çocuk bağırırken susan,
kocası susarken anlayan,
yemek taşarken yetişen…
Onlar görünmedi hic.

Önce ana bozuldu.
Sonra yemek bozuldu.
Sonra insan.

Yemek
sadece karın doyurmaz.
Bir sofra kurulur.
Herkes
aynı ekmeğe uzanır.
Lokmanın da
bir terbiyesi var.

Şimdi aynı evin insanları
birbirinin yüzüne bakmadan
yemek yiyor.
Aynı masada oturup
başka dünyalarda
yaşıyor.

Bizi önce
kavramlara hapsettiler.
Sonra kelimelere.
Sonra birbirimize
anlatılmaz hâle getirdiler.

Anneliği
bir kelime yaptılar.
Kadınlığı
bir mücadele.
Erkekliği
bir iktidar.
Aileyi
mahkeme salonu.

Aile
Âdem ile Havva'yla başladı.
Hâlâ devam ediyor.
Bütün kavgalarımıza rağmen.
Bütün yeni kelimelerimize rağmen.

Kadına annelik yerine
benlik verildi.
Erkeğe sorumluluk yerine
rahatlık.
Çocuğa terbiye yerine
özgürlük.
Sonra herkes
kendi istediğinin peşine düştü.
Oysa istek sınırsızdır.
İhtiyaç sınırlı.
Ömür ise
ikisinden de kısa.
İnsan bunu unutunca
bir ömrü,
hiç bitmeyen
istemekle tüketiyor.

Bazen haklı olan
susmalıdır.
Bazen güçlü olan
affetmelidir.
Bazen anne
yorulduğunu söylemeden
taşır hayatı.
Bazen baba
korktuğunu göstermeden.
Bazen çocuk…
İkisinin de yüzüne bakıp
“İyi misiniz?”
diyemeden.

Kaybetmeden
kıymet bilmeyiz.
Dağılmadan
evin ne olduğunu
anlamayız.
İşte bu yüzden…

Durun kalabalıklar…
Bu sokak
çıkmaz sokak.
Daha fazla tüketerek
çıkamayız buradan.
Daha çok isteyerek.
Daha çok
“ben” diyerek.
Daha çok
birbirimizi yenerek çıkamayiz.

Bizi akıllı yapan şeyleri bile
akıllarımıza giydirilmiş
bir deli gömleğine çevirdiler.
Herkes konuşuyor.
Kimse dinlemiyor.
Herkes özgür.
Kimse huzurlu değil.
Herkes güçlü.
Kimse
kimseyi taşıyamıyor.

Ve bir gün…
Sabah namazına giriş hızımızla
namazdan çıkış hızımız
aynı olursa,
işte o gün
bir şeyler değişmeye başlar.

Biraz durmalıyız.
Bir kapının önünde.
Bir annenin yanında.
Bir çocuğun gözlerinde.
Bir eşin suskunluğunda.
Bir sofranın başında.
Durmalıyız.
Bakmalıyız.
Anlamalıyız.

Dünya,
büyük savaşlarla değil,
bir annenin içten ağlamasıyla
yıkılmaya başlar.

Durun kalabalıklar…
Bu sokak
çıkmaz sokak.
Geri dönelim.
Anaya.
Sofraya.
Merhamete.
Birlikte edilen duaya.
Birlikte bölüşülen lokmaya.
Bir çocuğun başını
güvenle yaslayacağı
bir anne kalbine.

Ana düzelirse
yemek düzelir.
Yemek düzelirse
sofra.
Sofra düzelirse
ev.
Ev düzelirse
çocuk.
Çocuk düzelirse
insan.
İnsan düzelirse…
Dünya.

Merih Koçali
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 14:43:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!