Bir Avuç Başak
Sevgilim, bugün 1 Eylül, havalar soğudu,
Ya da sen yoksun diyedir
Üşüyen ellerimin sebebi.
BİR İNCİNİN GÜNCESİ
Bu dünyaya gelmek tercihim miydi bilmem,
Ama içindeki güzellikleri
Sevmemin tercihim olduğunu biliyorum.
Heybemde papatya saflığı,
Buzlar Ülkesinde Bayram
***
Ellerin,
Çiçeklerin yaprakları gibi narin;
Dokunur sabahları
İşgal eden kekliklere.
Gözlerimde sakladığım bir çiğ damlası;Ha düştü, ha düşecek...
Yazıcılar yazarken fermanımı,
Geriye dönüp bakamadığım
*********
Yürek sızım,
Can telaşım,
Duvarların Ötesi
Dört duvar dedikleri nedir ki yoldaşım,
Bir parça taş, biraz soğuk demir...
Asıl tecrit, insanın insandan vazgeçtiği yerde başlar,
Asıl mapusluk, adaletin sustuğu mısralarda.
Emanet Bir Gökyüzü
Kapıları rüzgâra açık, geride kalan bir ev
Duvarlarında yankılanıyor o eski aidiyetin sesi.
Şimdi odalarında sadece sessizlik misafir,
Sahi, insan kendi evinde böyle mülteci kalır mıydı?
Eylüle Dair…Yapraklar rengini değiştiriyordu,Bahçemizdeki ceviz ağacı,Yaşlı bir teyzenin yokuş yolu çıktıktan sonrakiYorgun, bitkin haline benziyordu.Esen rüzgâra teslim olmuş,Dalından düşen yapraklara çaresizce bakıyordu;Hüznü, heybeti kadar büyüktü.
* * *
Sonra annem seslendi...Annemin sesi, radyoda çalan sanat müziklerindenÇok daha güzeldi.Yaşam vardı içinde; sevinç, mutluluk, umut, özgürlük…Ceviz ağacından müsaade isteyerek ayrıldım,Koşarak evin kapısını açtım.Annem korku ve telaşla bir şeyler anlattı,Pek anlayamıyordum...Aklım hâlâ hüzünlü ceviz ağacında…Ben çocuktum ve tabiattan anlıyordum;Radyodaki haberde ihtilalin ne olduğunuNereden bilebilirdim ki?
* * *
Heybemde Mavi
Bir sessizlik çöküyor kalabalık odalara; adaleti kırık bir masada bıraktım bu gece. Gürültülü heveslerin, sahte sahnelerin uzağında, kendi gökyüzümü taşımaya gidiyorum heybemde mavi.
Yorulmuş bedenim ayak uyduramadı sığ sulara; ne saraylar unvan ister ruhum ne yalan tahtlar. Bir zamanlar ev bildiğim o dumanlı kuyuda, sadece kendime geç kalmışlığımın sızısı var artık.
Yabancı seslerin kuşattığı o yollardan geçtim, kimin haklı kimin haksız olduğu mühim değil. Ben bu gece haksızlığa karşı sessizliği seçtim, çünkü en asil gidiştir içteki o derin aydınlık. Görünmez duvarların ötesinde bir menzil varmış; kelimelerin şiir'in iyileştirdiği, duru ve lekesiz. İnsan en büyük yarayı sarılırken alırmış, şimdi o yaraları sarma vaktidir, tek başına ve kimsesiz.
HİÇLİK DERYASI
Yollarım temiz, açar kendiliğinden
Gelincik, papatyalarım.
Yağmur sonrası,
Toprağa meftun yalın ayaklarım...
Tarih hep aynı yalanı yazar,
Aynı gerçeğe râm olur
Karanlık kuyu kazar,
Işık fecr ile doğar.
***




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!