Karşımda dururken, gözlerin derin,
Sessizliğe teslim, o eski yerin.
Kırgın bir yürekle, yüzüne baktım,
Bütün anıları, orda bıraktım.
O son bakışına, arkamı döndüm,
Yüzümü yıkadım, sular çok soğuk,
Aynadaki bakışım derinden, boğuk.
Bıraktım sanmıştım o eski izi,
Yine aynı aynada izledi bizi.
Değiştim dedim, bu koca bir yalan,
Odamda yankılanır hâlâ senin fısıltıların,
Geceye karışır giden bütün bu uykusuz canım.
Fotoğraflarda kalan bu küçücük tebessümle,
Ben yine aynı yerdeyim, aynı hislerle.
Zaman dursa da rüzgâr esmeye devam eder;
Gözünde görünür, bir yıkık duvar,
Bilsen ki içimde, aynı enkaz var.
Saklarsın boşuna, yüzünde izi,
Aynaya bakınca, görürüm bizi.
Benzer yorgun kalpler, uzatırsa el,
Söyle bana, bitti mi o söz?
Kaldı bende, yaşlı iki göz!
Yanıyorsun, külün altı köz!
Kayboldu bak, sendeki o öz!
Acıyor mu, içindeki can?
Sen bir gemi idin, ben ise bir liman
Öyle bir liman ki, duvarları buzdan
Demir attın bana, boran dolu zaman
Sessizce sığınıp, mazimi sormadan
Gözünde var idi, bir yeşil bir ela
Senin aşkın asıl büyük zarar
Benim için verildi o karar
Kafam şimdi eskisinden rahat
Oynadığın o oyunlar bayat
Benim çizgim artık çok net
Derdi ab elinden olmuş idim gam-ı Neva
Ruh-i handan sanmış idim gördüm ki cefa
Zar-ü perişan kalmış idim olmayınca deva
Reca-i aşk ilen bakarım huzura son defa
Şems-i şita güldü eyledi yüzü gül
Durmak yok, gece bizim,
Gözler bende, ritmi çizdim.
Too much ice, too much fire,
Take it higher, never tire.
Bırak dünü, yaşa bu anı,
Güneşe çekildi hain bir perde,
Griye boyanmış bulutlar gökte.
Örtüldü üstüne boş odaların,
Sesi yankılanır o şarkıların.
Solgun bir ışıkla avunma artık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!