Diz çöktüğüm o karanlık dehlizden kalktım şimdi,
Üstümdeki külleri savurdum rüzgâra.
Evet, zamanla barışamadı yıldızımız, doğru;
Ama toprak biliyor tohumun çatlayacağı saati,
Ve denizler, eninde sonunda kıyıya döneceğini...
Hangi haritayı çizersen çiz, hangi denize açılarsan,
Yolların bir düğüm gibi birbirine bağlı olduğunu göreceksin.
Sen benden kaçtığını sanırken aslında bana koşan,
Kendi yörüngesinde dönen o yorgun gezegensin.
Aramıza giren mesafeler sadece birer dekor,
Çünkü ruhun ruhuma asılı kalmış, görmüyor musun?
Kader, usta bir terzi gibi dikmiş payımıza düşeni;
İpliği sevda, iğnesi sabır olan o ince işçilikle.
Sen istersen kutuplara saklan, istersen çöller aş,
Göğsündeki o ritim, benim kalbimin yankısıdır.
Biz, aynı hikâyenin iki ayrı cümlesiyiz;
Noktalarımız farklı yerlere konmuş olsa da,
Aynı kitabın sonunda birleşecek hikâyemiz.
Korkma o ıssız sessizlikten, korkma ayrılıktan,
Çünkü dünya yuvarlak, kaçışlar hep başlangıçtır.
İnancımı kuşandım, bekliyorum o mucizevi anı;
Dünyanın öbür ucuna da gitsen, köşeyi döndüğün yerdeyim.
Gözlerini açtığında, sokağın bittiği o son eşikte,
Yıldızlara inat, avuçlarımda güneşle seni bekliyor olacağım.
Kayıt Tarihi : 2.05.2026 10:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!