Çok bı hayatı yok
alnımın ortasında paslı bir çiviyle uyandım bu sabah,
sen buna yaşamak diyorsun, ben intihara teğet geçen bir tramvay kazası!
sol cebimde kırık bir jilet ucu kadar ürkek bir oğlan ağlıyor;
adı korku,
adı kenar mahallelerin yağmur suyuyla yıkanmış o dilsiz mahcubiyeti.
köşeye siniyor pezevenk,
Yırtarak gecenin çelik zırhını o mağrur sessizliğe,
Göğsünde taşın en ağırı, zihninde bitmeyen fırtınasın.
Harca dökülürken ömrün tozu, sahnede tek kişilik kıyamet,
Yak bir cıgara be usta, şimdilik yangınına kadar ayaktasın.
Savur masadaki son kadehi dipsiz bir boşluğa,
Kelimeler ki boğazında düğüm, eğilmez bir sırdaşsın.
che guevara süper bir devrimciydi, ben o kadar değilim,
che dağda fidel’i görse ‘venceremos komutan’ derdi,
ben sokakta fidel’i görsem puro içen yaşlı bir amca sanırım.
Maviye kesmiş bir göğün altında değiliz,
ceplerimde kireç beyazı ve unutulmuş bir otobüs bileti.
Bütün vitrinler kırılıyor birdenbire,
içinden kederli şapkalar ve sahte nezaketler dökülüyor kaldırımlara.
Ben seni alıp en kuytu harç kokularına saklıyorum,
çünkü bu şehir eksik kurulmuş bir denge,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!