Zeynep Ferhunde Öztürk 2 Şiirleri - Şair ...

Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Tozlu sokaklarda yürürken küçük ayaklar,
Her adımda bir düş kırığı, bir umut var.
Sessiz bahar gelir mi diye bekler,
Ama havada hâlâ soğuk, hâlâ sessizlik.
Gözlerinde açmayı bekleyen çiçekler,
Bir masalın en güzel yerinde gizli.

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Bazı hikayeler vardır; kahramanı hep sahnenin gerisindedir ama ışığı herkesi aydınlatır. Bazen insan o hikayenin, elleri nasırlı ama kalbi pamuktan olan o gizli öznesi olur. Uzun kışlar boyu hem dışarıdaki fırtınayla çarpışır hem de içerideki ateşi harlı tutar. Tek bir fidanın boy vermesi, hayata kök salması için kendi toprağından eksilttir ama hiç şikayet etmez.Şimdi saat, sukutun vaktini vuruyor. Kalabalıkların içinde sessizce yürümeyi, yükünü belli etmeden taşımayı seven bu ruh, artık özüne dönmek ister. Arkasına bıraktığı boşlukta, sadece içten bir tebessüm ve "sorumluluklarını fazlasıyla yüklenmiş vazifesini yerine getirmiş birey" hissi kalsın ister.Gidilen yer uzak değil, sadece kendine ve özüne biraz daha yakın...

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Zamanın dikiş yerinden sızıyor o kadim gölge,
Gözbebeğinde asılı kaldı puslu bir bölge.
Bir aynanın çatlağında bölünürken mevsimler,
Kayıp bir lehçeyle konuşur artık bütün isimler.
​Kandil isidir geride kalan, perdenin ağır uykusu,
Odanın tenine sinmiş, mühürlü bir gül kokusu.

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Mesafeler aradan çekilirken usulca,
Bir çift gözün içindeki ışık kafi gelir.
Söze dökülmeyen o derin sadakat,
Ruhun en kuytu köşesinde çiçeklenir.
​Varlığı, uzaktan esen ılık bir rüzgar gibi,
Tenine değmeden kalbi ısıtmaya yeter.

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Bazen bir gölge düşer, insanın hiç beklemediği bir kuytuya,
Serinlik verir, güneşin en amansız vaktinde.
Sanki bir yol tabelası belirir dumanlı bir patikada;
Yolu sormadan yürümek, yolu bilmeden varmak gibi.

İyi ki var o görünmez el, o isimsiz yankı,

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Güneş, eşikteki gölgesini toplarken
Bir sızı başlar görünmez parmak uçlarında.
Eski bir alfabenin küskün harfleri gibi
Kendi sesine sağır, başka rüyalara uyanır insan.
Oysa demlikteki buğu, hatırlanmayı bekleyen bir dosttu,
Sıcağına sırt dönülmüş, uzak bir kış masalı şimdi.

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Bir rafta, en kuytuda,
Tozun bile çekinerek dokunduğu bir kitap vardı.
Ne açan oldu onu,
Ne de sormaya cesaret eden.
Kapaklarında bir suskunluk,
Sayfalarında titreyen kelimeler...

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Gök, eski bir sandıktan çıkmış lekesiz bir atlas,
Mavinin en çocuk haliyle gülümsüyor tepelerden.
Kışın yorgun gri gölgesi çekilirken topraktan,
Bir yeşil uğultu başlıyor, dalların en ucundan.

Ne bir söz gerek şimdi, ne de ağır bir itiraf,

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Gök, eski bir sandıktan çıkmış lekesiz bir atlas,
Mavinin en çocuk haliyle gülümsüyor tepelerden.
Kışın yorgun gri gölgesi çekilirken topraktan,
Bir yeşil uğultu başlıyor, dalların en ucundan.

Ne bir söz gerek şimdi, ne de ağır bir itiraf,

Devamını Oku
Zeynep Ferhunde Öztürk 2

Hayat, çoğu zaman bir sis perdesinin arkasında yürümek gibidir ta ki ruh, eşyanın kalbindeki o gizli ritmi duyana dek. Bahar, sadece toprağın uyanışı değil, insanın kendi içindeki o kadim, tozlu rafların havalanmasıdır. Sahip olduğumuz her nefes, aslında bize ait olmayan ama bizim için dokunmuş birer hazinedir.

İnsan, evrenin bu devasa sofrasında sadece bir misafir değil, aynı zamanda o sofranın tadını fark edebilen tek şahittir.
Şükretmek; bir borcu ödemek değil, bir mucizenin ortasında olduğunu fark etmektir.

Bu bakış açısıyla hayatın sıradan akışı bozulur; yürüdüğümüz yollar birer koridor, gördüğümüz çiçekler aldığımız nefes ise o mukaddes metnin birer harfi olur. Her bakış, kelimelere dökülemeyen ama kalpten arşa yükselen dYaradan’a sunulan dilsiz bir teşekkürdür.

Devamını Oku