Niyetim hayırdır, bismillah ilk sözüm,
Yazdığım her kelam hayra varsın, Sultanım.
Nefsimi aşmaktır hakikatte özüm,
Mânâsını süzemezsek gönül'süzsün, Sultanım.
Aşkla ördüğün gömlek vücudumda bürünse,
Kemâline ermeyen aşıklar yerlerde sürünse,
Öpülesi ellerin, mübarek başın, sinemde görünse,
Sen ALLAH'tan lütufsun bana, Sultanım.
Bir kıvılcım bıraktın ömrümün kırağısına,
Alev değil, kor düştü gönlümün ortasına.
Hangi yol götürür beni huzurunun kapısına?
Yolumu senden ayırma, ne olur, Sultanım.
Ateşli oku fırlattın aldın gönlü yakışınla,
Sen ki gönüldeki ateşi büyüttün bir bakışınla,
Gönül han değil ki çıkmaya kalkıyorsun bir hışımla,
Cefan kabulüm, eza et ama gitme, Sultanım.
Bu merhâleye, aşmaya gücüm yetmiyor,
Sen yol göstersen de, gönül oradan gitmiyor.
Dilim sustuğunda içimdeki ses dinmiyor,
Bu sessizliği sen duyarsın, Sultanım.
Sırat dedikleri keskin ve ince geçerim amma,
Gönül köpründen geçemem, geçemem beni anla.
Sevdan bende bitmez, bitecek sanma,
İncitmekten, üzmekten korkuyorum, Sultanım.
Bir ince sızı değil bu, kök salmış bir hatıra,
Her gün başka bir renkle işleniyor ruhuma.
Ne bir hüküm biçerim ne söz söylerim yarına,
Ben sabrı da senden öğrendim, Sultanım.
Gözlerin tecellisidir nur-u ilahın,
Gözlerin ki en etkili silahın.
Zülfünü gören der; karardı bahtım,
Ben göreyim de kararsın bahtım, Sultanım.
Bir mânâ arar durur, gecede gündüzüm,
Bakışında saklı sanki benim son sözüm
Bir anlık görünüşün, hikâyesi ömrümün
Ben o hikâyede hayat buldum, Sultanım.
Mecnun aşkını çöllerde arıyor,
Ferhat dağları delip delip duruyor,
Şu gönlümdeki ağrı, bıçak gibi vuruyor,
Gönlümü helak ettin demem sana, Sultanım.
Hasretinle uzar gecenin gölgesi,
Semâda yankılanır duaların hecesi.
Haberin düşse gönlüme, diner mi sükûnet çilesi?
Beklemek de bir ibadet midir, söyle, Sultanım?
Âh çekerim hasretinden, âh etmem bile,
Âşık mâşukunu âşikâr edip düşürmez dile.
Demiyorum ama yetmez mi çektiğim çile?
Gelmez oldun, görmez oldun, duymaz oldun, Sultanım.
Feryat değil bu, duadır içimin sesi
Her duada yediler ve kırkların nefesi.
Göğe baksam bir işaret, yere dalsam bin hikâyesi;
Ben hangi mânâda arayayım seni, Sultanım?
Vuslat olmadı diye mi bu hüzünden,
Gönül incilerini akıttın yüzünden?
Gökyüzünden, yeryüzünden, yâr'yüzünden...
Rahmet midir bu yağan, gazap mıdır, Sultanım?
Sevdanın ateşiyle yanmak değil mesele,
Bir damla sabır yeter en karanlık geceye.
Gönül diz kırıp , baş düşünce secdeye,
Her dönüşte biraz daha sana yaklaşırım, Sultanım.
Kerem'in aşkının nârı bendeki kıvılcıma denk,
Yıldızları tesbih eder, çekeriz ahenk ahenk.
Gönül kutsal mekândır, aşk ise hendek,
Düşen kaybolmaz, ilahi aşka yükselir, Sultanım.
Aşkınla yoğrulmuş hamur gibi şekillensem,
Her nefeste kendimden biraz daha eksilsem,
Adını anınca içimdeki sessizliğe eğilsem,
Bir duanla yeniden doğarım, Sultanım.
Her sır vaktiyle açılır, her çiçek mevsiminde,
Kimi baharda anlam bulur, kimi kışın derininde.
İnsan aradığını bazen yitirir kendi içinde,
Kendimi yitirdikçe sana yaklaşırım, Sultanım.
Bir gün bu yolun sırrı çözülürse içimde,
Ne hasret kalır dilimde ne düğüm olur sesimde.
O vakit anlarım belki, bunca arayışın izinde,
Adınla başlayan her yol sana varır, Sultanım.
Ey meczup, zinhar uslanmam deme,
Ala gözlü yâr getirir seni dize.
De ki; Nasıl nakşetti ALLAH, seni gönlüme,
Senin gönlüne de beni nakşeder, Sultanım...
''Şüphesiz ALLAH en büyük nakkaştır'
Oğuzhan ÖzbekKayıt Tarihi : 13.10.2026 22:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
oguzhanozbekbeg tarafından kaleme alınmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!