Sızlar yüreğim şafaktan önceki son gecede.
Vurur hasretin anlamını yitirmiş bir hecede.
Acıtır sözlerin hiç bilmediğim bir lehçede.
Hüzün koydum gönlüne bu da benden sana Hediye
Zindan gibi çöktü gece,
Demirden uykular indi gözlerime.
Yıldızsız göklerden bakıyor ölüm,
Ve ben hâlâ
Bir çift kara gözün düşündeyim.
Fırtınalar incitmişti kelebeğin kanadını.
Avucumda küllenen ateş.
İçimde yanan bir kor.
Dudağımda acı bir hüzün.
Çiçeklerin KAN ile üstü örtülü.
Yüzünün her coğrafyasında unutamadığım,
bir bakış bir gülüş.
Ellerinde bütün kainatın renkleri,
bir yeşil bir mavi.
Tenin de dört mevsim kokusu,
bir frezya bir Yasemin.
Ben seni bir yol sandım.
Ucu denizlere varan,
maviye dokunan,
kumla gülüşen bir yol…
Oysa sen,
her oyunda başka bir yüz takan
Gölgeleri yırtıp gelen bir sabah gibi düştün içime,
Unuttuğum bütün sözler
seni görünce yeniden kanadı.
Sesin… içimde yankılanan bir dua gibi,
Bir bakışınla zamanı diz çöktüren bir mucizeydin.
Gözlerinde yanmak kaderimse,
Kara bir gül koydun avuçlarıma,
sevdaya dair ne varsa, bir nefeste kül ettin.
yaşanmış bütün anıları;
Dağıttın...
Yıktın...
Savurdun...
Yıllar oldu, içimde sönmez bir ateş.
Vazgeçmek;
ilmek ilmek söktüğüm bir yürek örsü,
Düşlerim, sırtımdaki kamburum kadar ağır,
Her adımda biraz daha sen oluyorum,
Kays misali çöllere düşse de gönlüm,
bir serap değildi gördüğüm.
Anladım...
Anladım yar.
Bu aşktan ikimize kalan,
Bir çağrı yürüdü karanlığın içinden
O an adın düştü kalbimin pınarına
Zaman eğildi bu sevdanın önünde
Ne dün kaldı ne yarın vazgeçebildi
Sadece bir yazgı geçti avuçlarımızdan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!