Vefası koptu kopacak bir bağın,
Suni ve yapay olduğu şu çağın,
İçinde kader örerken ağını
Küsenden haberi var mıdır dağın?
Bir dul maaşım, başımda damım var,
Dediler "Vergiden muaf ol" beğim.
Vardım belediyeye, geçimim dar,
Yalanım yok aha kâğıt al beğim.
Ak bahtı çağıran evvel zamana,
Huzur diyarında bir Şeyma vardır.
Ak, mutluluk verip dönen devrana
Orda göz alıcı bir Hûmâ vardır.
Ak ahir zaman ak, evvel zamana;
Şimdi Kaf Dağında bir beka vardır.
Ak, dünyaya saran düşsel destana;
Küllerinden doğan bir Anka vardır.
Ak şafağa söken evvel zamana,
Şafağın alnında bir Tuğrul vardır,
Ak, tana uzanan bir kör kervana,
Karanlık dehlizde bir Konrul vardır.
Düştüğüm yalnız bir anlık gafletti deyip geçme;
O bir anında, seni bir ömür felaket bekler!
Yaşayıp gördüğüm bana külfetti deyip geçme;
Külfetlerin ardında seni bir kefalet bekler!
Bir güneş,
Ufkumuzdan kaybolurken
Sen daha da belirginleşecek,
Gözlerimiz seni bilmeden arayacak, belki de.
Sabah olunca,
yağmur dinince,
güneş doğunca,
güller açıp toprak kokunca...
Ben geleceğim.
Kırışık gözlerimle,
Ömrümün belki de son paragrafına bakıp
Anlam veremediğim şu cümleyi çözmeye çalışıyordum.
Kırık bir camda bir yüz belirdi;
Bıktım gayri dünya telaşesinden,
Bitmez tükenmez hızı orda kalsın.
Bugün Aşık Nuri meclisindeyim,
Gelmeyenlerin sözü orda kalsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!