Dokunmak,
Yıkılmanın ilk adımıdır bilirim.
Her sarılış,
Henüz yaşanmamış bir kaybın,
Zamana fısıldanan erken kehaneti gibi...
Sevmek, azizim sevmek
I.
Pencerem açık...
Rüzgarı da arkana alıp içeri gel,
Gel ki, takvimden yırtık bir yaprağı daha savur yerlere.
Oysa düşen bir kağıt parçası değil,
Sadece senden eksilen bir gün daha...
Gitmek istiyorum,
İçimde kök salan bu belirsiz karanlıktan.
Zamanın yükünü sırtında taşıyan,
Şu ıssız,
Şu ışıksız yalnızlıktan...
Ve çevremi tektipleşmiş gölgeler gibi saran,
"Bir yangının orta yerinde kül olup savrulsam, kimin umurunda? Kırık dökük iki kelimenin sığınağında üşüyen ellerime cemre düşer gibi ısınıyor hayat. Göğsümün kafesinde can çekişen kor halindeki aşka sarılıyorum sımsıkı... Ve zamanın dışına bıraktığım dünyayı susturup, sessizliğin ipinden öper gibi uyutuyorum içimdeki o solgun sevgiliyi."
İçimde yine yılların yorgunluğu, tende bir sızı,
Toprak küsmüş suya, gökler bekliyor yıldızını.
Hangi kapıyı çalsak, hangi yola baş koysak ki,
Gönlümün yarısı buğulu, bir yarısı hicran sızısı.
Yazabilir mi iki satırı insan,
Kendi içine sığdıramadığı şu kocaman dünyayı?
Biriktirdiği "belki"leri,
Sırtında yük gibi taşıdığı "keşke"lerini
Her şeyi bitiren o sessiz "neyse"lerini,
Ve tek bir aşk için harcanmış onca yılını...
"Hoşça kal en sevdiğim yabancı... Artık anılarla dolu iki yabancıyız. Her şey için teşekkür ederim. Gülüşünü, kokunu ve sana dair her şeyi özleyeceğim. Bir daha karşılaşmazsak hayatının geri kalanında mutluluklar dilerim. Hayat bizi nereye götürürse götürsün, bir parçam her zaman sana tutunacak."
Bir parça daha koptu kalbin en tanıdık yerinden,
Kendi evinde sürgün kalmak gibi bir şeydi bu.
Dudaklarından düşen o son "hoşça kal",
Bana değil de sanki
Bu şehir koca bir labirent,
Adımlarımız birbirine teğet geçen iki yabancının silüeti gibi...
Ben ona bir adım gidemem,
O zaten bana hiç gelmez,
Çünkü yolları kapalı, gözü başka ufuklarda,
Belki de gönlünde çoktan başka bir liman var.
''İstanbul bana hep seni hatırlatıyor.
Çünkü onun gözleri de en az seninki kadar yeşil. (Nurullah Genç)''
Gel gör bende ki bu hayatı (Yeşil Gözlüm)
Sen de gülüşler sanat, gülüşler İstanbul
Gözlerinin aynasında seyrediyorum güzelliğini
"İstesende unutamazsın; Çünkü unutmak, bir aynayı kırmaktan daha zordur.Çünkü o parçalar, her sabah yüzüne bakar."
Gece, mürekkebini boşaltıyor şehrin üzerine
Sokaklarsa, terkedilmiş birer anı dehlizi.
Sen, bir sigara dumanının kıvrımında
Hâlâ aynı hüzünle asılısın yalnızlığında...
Tatlı, mırıltılı bir yorgunluğun eşiğindeyim.
Bedenin taşımadığı,
Etle kemikle ölçülmeyen bir başka yorgunluk bu.
Bakışlarıma çöken,
Ama yavaşça geçeceğini bildiğim bir gölge misali...
Göz kapaklarımı ağırlaştıran bir dert var içimde;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!