Hekimhan'la Arguvan'ın arası ölem arası
Yârim oldu yüreğimin sılası ölem sılası
O yârin gözlerin rengi elası ölem elası
Seviyom da Hekimhanlı yârimi ölem yârimi
Çekiyom kız sevdasını derdini ölem derdini
Gümüş ayın altında
Gölgeler dans ederken
Gece gizli bir melodiyi
Fısıldayarak söylüyordu
Sokak lambaları titreye titreye yanarak
Dansın ritmine eşlik ediyordu
Yılkı atlarının nal seslerinde girmiştim bir şehire
Ağaçların yaprakları hışırdarken senin sesinle
Güneş solmaya yüz tutmuştu hayli turuncu
Hep bir hoşçakal ülkesi sınırında beliririm ben
Kimisine kar yağar
Kimi öyle sıcak
Sırtımda bir rüzgar ki
Hep elveda makamında eser
Unutturur anları
Hûlasa
Önce kendi kendimi öptüm
Tebrik ettim
Sonra
Oturup izledim
Hiçbir şeyleri olmayanların
Kadehlerden bulut bulut içtim İstanbul'u
Yağdı içime yağdı yaz yağmurları misali
Köprü direklerine yasladım sırtımı
Hüznüm bâki doldur sen sâkî
Kadehlerden yudum yudum içtim İstanbul'u
İçgüdüsel bir sancıyla başladı her şey
Ne bir rehber ne bir öğretmen ne de bir bilge
Ne yazaman yazıldığı belirsiz bir kitabın
Dağınık sayfaları önümde
Benim en ümmî halimde
Bir hissin çekim gücüyle topladım hepsini
Yaprak güzeli mahzun izlerken pencereden
Gün batımının turuncu rengini
İçimde bir Arabahmet tüter durur
Eski günlerine hasret
Yanı başında şehre artık çok uzak
Bir kuş uçar üstünden
Göğe bakayım
Bakayım da renkleri göreyim diyorum
Gök gri
Moloz grisi
Yıkıntı grisi
Toz grisi
İlkgüz geldiğinde limana
Tekneye vurdu ilk dalga
Daha ılımaya yaklaşmamıştık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!