(can çeker
ten kavurur
yel çıkar
kül savurur)
sevgilim! !
Güldü mü
Güller açardı yüzünde
Kızdı mı
Dağ taş kızardı onunla
Susardı
Ben yanardım
korkuyorum aslı ölmekten
utanmam mı gerekir bunu söylerken
istersen utanırım
yine de korkuyorum seni sevmekten
her gece yıkılıyor bu kent
-yol-
eyersiz ve “ama”sız
kulsuz, nalsız, çuvalsız
kement atsan tutulmaz
çıra yaksan çırçıplak
vahşi bir kısraktı yol
Kapı eşiğinde çocuk sesleri
..........................................kıssssssık
iniyor ihtiyar bir akşam
annelerin yüzünde gezinerek
bir yıldız akıyor içimin tenhalarına
ağır sanrılar yurdu, yüreğim
.........................beni unut.../
sırtımda gördüğün tabut
düşlerimi gerçekliğe taşıyor
/...biraz sen biraz umut.../
senden aldığım ateş dünyaya bulaşıyor....
bayazıt çayı
-sadık suyu-
bulamur’un çerkez çamından alır ilk öpüşünü
dağ tavşanının karda bıraktığı iz kadar var yok elleri
sürgün şafilerin çenesinden süzülür
kızılbaş sıraçların türküleriyle allanır yanakları,
aslı gözlerin ne renk,
yoksa günah mı
her gece nasıl iner ay ışığı denizine
nasıl dağılır da toplaşırız
bir bebek ağlasa mahallede
ya da ne bileyim - sütçü gelse-
-acıçay-
beklemekten acımış çayların toplamıdır kızılırmak
sazından abdal sepeti örülür kırşehir önlerinde
sözünden türkü yakılır sivas içlerinde
ne abdala türkü
evinizin perdeleri
yüreğime açılırdı her sabah...
her sabah koynumda
kırlangıç yuvaları...
bir deli rüzgar gelir yalardı
geçmişimdeki yaraları...




-
Cıhan Gucyetmez
Tüm YorumlarSIIR RUHUNU TANIMLAMAN COK GUZEL BIRSEY YASAMAKSA SIIR HER YASAMDA SAIIRLERIMIZ VAR SIIRLERINI COK BEGENIYORUM KENDINE IYI BAK